İsteklinin İhale Sürecine Ait Başvuru Hakkının Bulunduğu
Karar No : 2020/MK-36
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/74706 İhale Kayıt Numaralı “Karayolları 7Bölge Müdürlüğü 71(Osmancık), 73(Çorum), 75(Samsun), 78(Sinop) Ve 79(Boyabat) Şube Şeflikleri Yollarında Rutin Yol Bakım Ve Onarımı İle Kar Ve Buz Mücadelesi Yapım İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/74706 ihale kayıt numaralı “Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü 71(Osmancık), 73(Çorum), 75(Samsun), 78(Sinop) ve 79(Boyabat) Şube Şeflikleri Yollarında Rutin Yol Bakım ve Onarımı ile Kar ve Buz Mücadelesi Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak Eksel Petrol Ürün. Paz. Nakl. İnş. Oto. Maden. San. Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 13.06.2019 tarihli ve 2019/UY.I-685 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle, Eksel Petrol Ürün. Paz. Nakl. İnş. Oto. Maden. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davada, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 03.09.2019 tarihli E:2019/1446, K:2019/1492 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bunun üzerine başvuru sahibinin temyiz başvurusunda bulunduğu, Ankara 6. İdare Mahkemesinin kararının temyiz incelemesi sonucunda verilen Danıştay Onüçüncü Dairesinin 11.11.2019 tarihli E:2019/3656, K:2019/3525 sayılı kararında “Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü’nce 19.03.2019 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü 71 (Osmancık), 73(Çorum), 75(Samsun), 78(Sinop) ve 79(Boyabat) Şube Şeflikleri Yollarında Rutin Yol Bakım ve Onarımı ile Kar ve Buz Mücadelesi İşi” ihalesine yönelik olarak davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 13/06/2019 tarih ve 2019/UY.I-685 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir….
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikâyet başvurusundaki 2. iddia yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikâyet başvurusundaki 1. iddianın süre yönünden reddine ilişkin Kurul kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
Aktarılan mevzuat uyarınca, ihale sürecindeki işlem veya eylemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla şikâyet başvurusunun, bu işlem veya eylemlerin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gereken tarihi izleyen günden itibaren yapılması gerekmekte olup, hukuka aykırı işlem ve eylemlerin farkına varıldığı tarih, ihalenin bütün hüküm ve sonuçlarının yer aldığı kesinleşen ihale kararının ilgililere tebliğ edildiği tarih olarak kabul edilmelidir.
Dava konusu işlemde, şikâyete konu işlemin farkına varıldığı ya da farkına varılmış olması gereken tarihin ihale tarihi olduğu ve başvuru sürelerinin bu tarih esas alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, başvuru süresinin ihalenin bütün hüküm ve sonuçlarının yer aldığı kesinleşen ihale komisyonu kararının davacıya tebliğ edildiği 26/04/2019 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafından şikâyet başvurusunun süresi içinde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, şikâyet başvurusunun reddi üzerine itirazen şikâyet başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, süre yönünden reddine ilişkin Kurul kararında ve bu kısım yönünden davanın reddine ilişkin Mahkeme karannda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
3.Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikâyet başvurusundaki 3. iddianın ehliyet yönünden reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine yönelik kısmına gelince:
Davacının, ihale üzerinde bırakılan iş ortaklığının İdari Şartname’de belirtilen yeterlik kriterlerini sağlamadığına yönelik üçüncü iddiasının ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Temel hak ve hürriyetlerden biri olan “hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasanın 36. maddesi, hukukî uyuşmazlıklarda iddia ve savunmada bulunma hakkının dayanağını oluşturmaktadır. Bu madde ile sadece savunma hakkı değil, aynı zamanda iddia hakkı da teminat altına alınmıştır. İddia ve savunma hakkı, iki ayrı hak niteliği taşımakla birlikte, birbiriyle olan sıkı ilişkisi nedeniyle birlikte ele alınmaktadır. Anayasanın 36. maddesi 40. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, hak arama hürriyetinin idari başvuru yollarını da kapsadığı açıktır. Hak arama hürriyeti, kişinin hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme amacıyla tüm hukukî yollardan yararlanması hakkını içermekte, etkin başvuru hakkını kullanarak iddialarının incelenmesi ve hukuka aykırılığın giderilmesi için idarî makamlara ve yargı organlarına başvuruyu teminat altına almaktadır. Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın 13. maddesi uyarınca özüne dokunulmaksızın ancak kanunla sınırlandırılması mümkün olduğundan, hak arama hürriyetinin sınırlarının kanunla belirlenmesi ve kanunda yer almayan nedenlerle bu temel hakkın ve aynı kapsamdaki idareye etkin başvuru hakkının kanundan başka düzenlemeler ve uygulamalarla sınırlandırmaması gerekir…
Doküman satın alıp teklif vererek ihale sürecine katılan gerçek ve tüzel kişiler ile ortak girişimlerin “istekli” sıfatını taşıdıkları ve ihalenin üzerlerinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri açıktır. Bu itibarla, istekli sıfatını taşıyan davacının, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlemler nedeniyle zarara uğramasının muhtemel olduğu iddiasıyla yaptığı itirazen şikâyet başvurusu üzerine, Kurul tarafından ehliyetli olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, 3. iddiası yönünden başvuru ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle İtirazen şikâyet başvurusunun usûl yönünden reddine ilişkin dava konusu işlemde ve davanın bu kısmının reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle temyiz konusu işlemin kısmen kabulüne/kısmen reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulu’nun 13.06.2019 tarihli ve 2019/UY.I-685 sayılı kararının 1’inci ve 3’üncü iddiaları ile ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin 1’inci ve 3’üncü iddialarının esasının incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
İhalenin İptali Durumunda da Kurum Tarafından İhale Sürecine Ait Başvuruların İncelenmesinin Gerekliliği
Karar No : 2019/MK-47
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/452155 İhale Kayıt Numaralı “V Bölge ( Kırıkhan-Hassa İlçeleri ) İçin 2018-2019 Yılları İçerisinde “Sayaç Okuma , İhbarname Dağıtımı, Bilgisayar Yazılım Donanım Destek Hizmeti, Sayaç Sökme- Takma, Mühürleme , Kaçak Su Tespit Takip Ve Bildirimi Hizmet Alım İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Abone İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan 2017/452155 ihale kayıt numaralı “V. Bölge (Kırıkhan-Hassa İlçeleri) İçin 2018-2019 Yılları İçerisinde “Sayaç Okuma, İhbarname Dağıtımı, Bilgisayar Yazılım Donanım Destek Hizmeti, Sayaç Sökme-Takma, Mühürleme, Kaçak Su Tespit Takip ve Bildirimi Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Assos Sosyal Hizmetler Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.-Ruber Sos. Hiz. Pey. İnş. Otom. Per. Tek. Des. ve İşl. Hizm. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Assos Sosyal Hizmetler Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.-Ruber Sos. Hiz. Pey. İnş. Otom. Per. Tek. Des. ve İşl. Hizm. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından Kamu İhale Kurulunun 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 10’uncu İdare Mahkemesi’nin 04.04.2018 tarih ve E:2018/416, K:2018/769 sayılı kararı ile “davanın reddine” karar verilmesi üzerine, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 05.11.2018 tarih ve E:2018/2684, K:2018/3073 sayılı kararı ile “…Kamu İhale Kurulu’nun, ihale işlem ve kararlarını mevzuata uygunluk açısından incelemekle görevli ve yetkili olduğu; bu bağlamda, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde ihale makamı tarafından yapılan işlemlere karşı, istekli veya istekli olabilecekler tarafından, anılan Kanun hükümlerinde öngörülen usullere göre ihaleyi yapan idareye yapılacak şikâyet başvurusundan sonra, Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikâyet başvurusunda bulunulabileceği; Kamu İhale Kurulu tarafından da, başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlâl edilip edilmediği açılarından inceleme yapılacağı kuşkusuzdur.
Dava konusu Kurul kararında, ihaleyi gerçekleştiren idare tarafından ihalenin iptal edildiği ve başvurunun ihalenin iptali işlemine karşı olmadığı gerekçesiyle başvuru hakkında karar verilmesine gerek olmadığından başvurunun reddine karar verilmiş ise de, Kurul kararına dayanak alınan ihalenin iptaline ilişkin kararın ihaleyi gerçekleştiren idarece tesis edilen idari bir işlem olduğu, idari bir davaya konu edilerek iptal edilebileceği, bu doğrultuda ihale sürecinin kaldığı yerden devam edeceği bir durumda, Kurul tarafından, itirazen şikâyet başvurusunda belirtilen hususlar incelenerek karar verilmesi gerektiğinden, başvuru hakkında karar verilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmesine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.” şeklinde karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in Genel, İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
26 Numaralı Dipnotta Yer Verilen Açıklamalara Uygun Olmama – Danıştay Kararı
Karar No : 2019/MK-50
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/427449 İhale Kayıt Numaralı “2018-2019-2020 Yılları Malzemesiz Genel Temizlik, Evrak Taşıma, Çamaşır Toplama Ve Yıkama İle İnsan Gücüne Dayalı Basit Taşıma Hizmeti Ve Veri Giriş Hizmeti İle Hasta Karşılama Hizmet Alımı İhalesi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Kocaeli İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından yapılan 2017/427449 ihale kayıt numaralı “2018-2019-2020 Yılları Malzemesiz Genel Temizlik, Evrak Taşıma, Çamaşır Toplama ve Yıkama İle İnsan Gücüne Dayalı Basit Taşıma Hizmeti ve Veri Giriş Hizmeti ile Hasta Karşılama Hizmet Alımı İhalesi” ihalesine ilişkin olarak Akzen Destek Hizmetleri Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 01.11.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2937 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Akzen Destek Hizmetleri Limited Şirketi tarafından açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 09.02.2018 tarihli E:2017/3575, K:2018/237 sayılı kararında “davanın reddine” karar verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.11.2018 tarihli E:2018/2267, K:2018/3316 sayılı kararında “1. Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunda yer alan ikinci, üçüncü ve dördüncü iddialar yönünden davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Mahkeme kararının, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusundaki Hizmet Alımına Ait Sözleşme Tasarısının “Cezalar ve Sözleşmenin Feshi” başlıklı 16. maddesinde yer alan düzenlemelerin mevzuata aykırı olduğu yönündeki birinci iddiasına ilişkin kısmına gelince;
…ancak işin tekrar eden kısımlarının sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilmemesi hâlinde, idarece her bir aykırılık için ayrı ayrı uygulanmak üzere kesilecek ceza miktarının ve bu aykırılıkların ardı ardına veya aralıklı olarak gerçekleştirilmek suretiyle belli bir sayıya ulaşması durumunda ise sözleşmenin feshedileceği hususunda bir belirleme yapılmadığı, bu çerçevede, ihale dokümanında yer alan mevcut düzenlemelerin Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşme’nin 26 numaralı dipnotunda yer verilen açıklamalara uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, söz konusu eksikliğin, idarelerce yapılacak sözleşmelerin “Tip Sözleşme” hükümleri esas alınarak düzenleneceği ve sözleşmelerde sözleşmenin feshine ilişkin şartların belirtilmesinin zorunlu olduğu yönündeki 4735 sayılı Kanun’da yer alan emredici kurallara da aykırı olduğu görülmektedir.
Her ne kadar Kamu İhale Kurulu’nca, anılan düzenlemenin işin yürütülmesi aşamasında işin sözleşmeye uygun olarak uygulanmasında bir engel oluşturmayacağı, bu hâliyle yapılan düzenlemelerin yeterli olduğu, ayrıca bu hususun sözleşmenin yürütülmesi aşamasına ilişkin olduğu ve teklif vermeye bir engel teşkil etmediği, isteklilerden birini diğerine karşı avantajlı duruma getirmediğinden bahisle anılan iddia yerinde görülmemiş ise de; 4734 sayılı Kanun uyarınca, ihale dokümanının parçası olan sözleşme tasarısında mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi hâlinde, anılan aykırılıkların teklif vermeye engel teşkil edip etmediği bağımsız olarak işlem tesis edilmesini gerektirmekte olup, aksinin kabulü, dokümana itiraz hakkının işlevsizleştirilmesine sebep olacaktır.
Bu itibarla, 4735 sayılı Kanun ve Hizmet Alımı ihaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşme’ye uygun olarak hazırlanmayan tip sözleşmenin anılan maddesi ile ilgili iddia yönünden itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin birinci iddia açısından iptaline ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 01.11.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2937 sayılı kararının birinci iddia ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (b) Bendi Kapsamında Yapılacak İhalelere İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (b) Bendi Kapsamında Yapılacak İhalelere İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı (Karar Sayısı: 2105) 12.02.2020 tarihli ve 31037 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır.
İlgili Resmi Gazete’ye ulaşmak için tıklayınız.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Yılı 2015
Dairesi 5
Karar No 403
İlam No 355
Tutanak Tarihi 21.11.2019
Gecikme cezası
…. tarih ve ……….sayılı ilamın ……… üncü maddesi ile ……………. Belediyesi tarafından ……………….. yüklenimindeki ………….. TL bedelli ………………. işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması neticesinde oluşan …………….TL tutarında kamu zararının, tahsil edilen ………….. TL’si ile ilgili ilişilecek husus kalmadığına, geriye kalan ……………. TL’nin Harcama Yetkilisi …………….. ve Gerçekleştirme Görevlisi ………………’ya müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmişti.
Bu defa, Gerçekleştirme Görevlisi ……………… adına Avukat ……………’in tazmin hükmü ile ilgili temyiz talebinde bulunması sonucunda, Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından alınan …………… tarih ve ……………..tutanak sayılı karar ile ilamda sorumluluk tevcih edilen bütün görevlilerin sorumluluğunun devam etmesinin yanı sıra, ilişikli ödeme emri belgesini imzaladığı halde sorumlular arasında gösterilmeyen ……………’ın gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumluluğa dahil edilmesini teminen tazmin hükmü bozularak dosyanın Dairemize tevdiine karar verilmiştir.
Bu itibarla, Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine ………… sayılı ilamın ………… üncü maddesinin, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin (7) nci fıkrası hükmü gereğince yeniden görüşülmesine karar verildi.
……………… yüklenimindeki ………….. TL bedelli ……………… işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması konusu ile ilgili olarak;
İşin sözleşmesinin 10.3.1 inci maddesinde; “Sözleşmenin imzalanmasına müteakiben, Yüklenici her 30 günde bir 200 adet, 150 gün içerisinde malın tamamını teslim edecektir. İdarenin verdiği teslimat programına uymayan Yüklenici için gecikme cezası uygulanacaktır” 34.2 nci maddesinde de “Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı süresinde teslim etmemesi halinde, gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin % 2 (iki) oranında gecikme cezası uygulanır” hükümleri bulunmaktadır.
Sözleşmeye göre, …………… tarihinde teslim edilmesi gereken ilk parti mal için 2 gün, ……………. tarihinde teslim edilmesi gereken ikinci parti mal için de 2 gün olmak üzere toplam 4 günlük gecikme meydana gelmiştir. Ancak İdarece uygulanan gecikme cezasının, sözleşme bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken, teslim alınan mal bedeli üzerinden hesaplanması nedeniyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Yapılan incelemede; Sorumlu ………..’ın gönderdiği savunmada, ilgili sözleşmenin harcama yetkilisince imzalandığı, gecikme cezalarının başka memurlar tarafından hesaplandığı, kendisi tarafından ise ön mali kontrol işlemlerinin yapıldığı ve nihai ödeme tutarlarının incelendiği ve sorumluluğunun olmadığı iddialarının bulunduğu görülmüştür. Ancak aşağıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında yapılan bu savunmanın geçerliliği bulunmamaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında;
“……
III.4.a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu
5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3 üncü mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13 üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir.
Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir. Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine ‘Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür’ şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur.
Yapılan bu açıklamalara göre, asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla,” denildiğinden sorumlu kişi asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzaladığından ve düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerekmektedir.
Ayrıca sorumlu kişi savunmasında; işçi statüsünde bulunduğundan dolayı kendisine sorumluluk yüklenilemeyeceğini ve kendisinin kasıt veya kusuru olmadan ceza tutarının yanlış hesaplandığını ifade etmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun; “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde,
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükmü uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan kişinin, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olması zorunludur. Bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerekmektedir. Gerçekleştirme görevlisi olacak kişinin memur olması zorunlu değil, kamu görevlisi olması ve gerçekleştirme işlemini yapması ile görevlendirilmesi yeterlidir. Dolayısıyla da bu açıdan da yapılan savunmanın geçerliliği bulunmamaktadır.
Diğer yandan; Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ………….. adına avukatı tarafından verilen temyiz dilekçesinde, konunun esasına itirazda bulunmayıp sadece sorgu konusu mal alımı işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması hususunda müvekkilinin sorumlu olmadığı yönünde itirazda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; oluşan kamu zararına sebebiyet verenin, malları zamanında teslim etmeyerek ceza kesilmesine neden olan yüklenici firma olduğu, yüklenici firma ihale konusu malları zamanında teslim etmiş olsaydı, herhangi bir kamu zararı oluşmayacağı, dolayısıyla önce bu zararın yüklenici firmadan talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ancak, Anayasanın 160. maddesinde, “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.” denilmekte olup 6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 nci maddesinde, “Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilir. Bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebilir…”, “İlamların İnfazı” başlıklı 53 üncü maddesinde ise; “Sayıştay ilamları kesinleştikten sonra doksan gün içerisinde yerine getirilir. İlam hükümlerinin yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticileri sorumludur.
İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.
Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay’ın işbu ilamı ile tazmin tutarının sorumlulardan yani gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinden tahsiline karar verilmiş olup 6085 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden yani sorumlulardan tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere yani ahizlere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.
Öte yandan mezkur Sayıştay Genel Kurul Kararında;
“……
4-b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine” karar verilmiştir.
Bu çerçevede, ……………’nın sorumluluğu değerlendirildiğinde,
Adı geçen kişinin kamu zararının oluşmasına sebep olan harcama sürecine dahil olup olmadığı incelenmiştir. 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yer alan, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü gereği, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğundan bahsedebilmek için kamu zararının oluşması, kamu zararının oluşumunda kamu görevlisinin yer alması ve kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bahse konu olayda, ………….’nın Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı olduğu ve teslim edilen malların kontrolü ve muayenesi neticesinde “malların eksiksiz ve tam olarak sözleşme şartlarına uygun olduğunun görüldüğü” yönünde tutanak tutulduğu ve imzalandığı, akabinde malların iki gün geç teslim edilmesi üzerine Gecikme Cezası Tutanağı düzenlendiği tespit edilmiştir. Söz konusu Gecikme Cezası Tutanağının İdare adına ………….. ile yüklenici tarafından imzalandığı ve tutanakta gecikme cezasının sözleşme bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken teslim alınan mal bedeli üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, ilişikli ödeme emri belgelerine eklenen Gecikme Cezası Tutanaklarını imzalayan …………. gecikme cezasını sözleşme bedeli üzerinden hesaplaması gerekirken teslim alınan mal bedeli üzerinden hesapladığından ve Gecikme Cezası Tutanağı ödeme emri belgesine eklenen bir gerçekleştirme belgesi olup yükleniciden kesilen gecikme cezası tutarının eksik olmasına sebep olduğundan kamu zararının oluşmasına yol açan harcama sürecinde yer alan Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla mali sorumluluğu bulunmaktadır. Sonuç olarak, sorumlu adına avukatın iddiaları yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, ………… yüklenimindeki ……………. TL bedelli ……………işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması neticesinde oluşan ………….. TL kamu zararının;
……………. TL’si ……………. tarih ve ………… numaralı ödeme emri belgesi ile yükleniciden mahsuben tahsil edilmiş olduğu anlaşıldığından, bu tutar için ilişilecek bir husus kalmadığına;
Tahsil edilmeyen ……….. TL’nin ise Harcama Yetkilisi ……………., Gerçekleştirme Görevlisi ……………ve Diğer Sorumlu …………….’ya müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Yılı 2018
Dairesi 6
Karar No 703
İlam No 22
Tutanak Tarihi 21.11.2019
Gecikme Cezası
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
“………………. ………………. İşi”nin geçici kabul tutanağında tespit edilen eksikliklerin yüklenici tarafından giderilmemesi nedeniyle sözleşmeye göre kesilmesi gereken gecikme cezasının kesilmediği görülmüştür.
Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Geçici kabul” başlıklı 41’inci maddesinin beşinci fıkrasında;
“(5) Kabul komisyonu, gerçekleştirilen işlerin nev’ini, niteliğini, sözleşme ve ekleri ile teknik gereklere ve iş sırasında onaylanan değişikliklere uygunluğunu ve kabule hazır olup olmadığını, yüklenici veya vekili ile birlikte inceler. Yapılan inceleme neticesinde;
a) Kabul komisyonu, kabule engel nitelikte olmamakla birlikte yapılan işte kusur ve eksiklikler tespit ederse; gördüğü kusur ve eksikliklerin ayrıntısını gösterir bir liste düzenler ve bunların giderilmesi için gerekli olan süreyi tespit eder. Belirlenen sürenin sonunda, yüklenici bulunsun veya bulunmasın, işin son durumu, yapı denetim görevlisi tarafından düzenlenecek bir tutanakla tespit edilir ve idareye iletilir,
b) Kabul komisyonunun tespit ettiği eksiklikler, belirlenen sürede yüklenici tarafından giderilmezse bu sürenin bitiminden sonra eksikliklerin giderilmesine kadar geçecek her gün için, giderilecek eksikliklerin durumuna göre sözleşmesinde günlük gecikme cezası olarak yazılan miktarın belli bir oranında günlük ceza uygulanır ve geçici kabul tarihi kusur ve eksikliklerin giderilmesi tarihine ertelenir. Ancak bu gecikme otuz günü geçtiği takdirde idare, yüklenici hesabına eksiklerin giderilmesini kendisi yaptırabilir. Bu takdirde de eksikler tamamlanıncaya kadar ceza uygulaması devam eder ve kabul tarihi ertelenir,
c) Kabul komisyonu işi kabule uygun gördüğü takdirde, geçici kabul tutanağı düzenlenir ve bu tutanağı komisyon üyeleri ile birlikte yüklenici veya vekili de imzalar.”
hükmü yer almaktadır.
Söz konusu işe ait sözleşmenin 25.2’nci maddesinde ise; “Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,06 (onbindealtı) oranında gecikme cezası uygulanır.” denilmektedir.
Yukarıda yer alan mevzuata göre, idarece yüklenici tarafından giderilmesi mümkün olan kusur ve eksikliklere ilişkin olarak bunların dökümünü gösterir bir liste düzenlenerek giderilmeleri için gerekli süreyi de tespit etmek suretiyle “geçici kabul tutanağı” düzenlenir ve söz konusu hususlar geçici kabul tutanağında gösterilir. Verilen süre içeresinde kusur ve eksiklikler ikmal ve ıslah edilmezse yükleniciye miktarı geçici kabul tutanağında gösterilen gecikme cezası uygulanır. Ceza uygulamasına rağmen eksiklikler 30 gün içinde tamamlanmazsa idare, yüklenici hesabına eksiklerin giderilmesini kendisi yaptırabilir. Bu takdirde de eksikler tamamlanıncaya kadar ceza uygulaması devam edip geçici kabul tarihinin ertelenmesi gerekir.
İhaleye ait ……….. tarihinde oluşturulan geçici kabul komisyonu tarafından hazırlanan Geçici Kabul Tutanağında işe ait eksiklikler belirlenmiş ve söz konusu eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye 30 gün süre (Sürenin bitiş tarihi: …………..) verilmiştir. Bu defa, söz konusu eksikliklerin giderilip giderilmediğine ilişkin geçici kabul komisyonu tarafından düzenlenen …………… tarihli Geçici Kabul Tutanağında anılan eksikliklerin giderilmediği belirtilerek, eksik imalat bedellerinin düzenlenecek kesin hakedişten kesilmesi uygun görülmüştür.
Belediye tarafından düzenlenen ……………. tarihli Tutanakta ise işin eksik kalan kısmı için günlük gecikme cezasının ………….. TL ve eksik imalatlara ilişkin toplam bedelin de ……………… TL olduğu belirtmiştir. Ayrıca, söz konusu Tutanakta 30 günlük sürenin bitiş tarihi olan ……………’den işin tamamlanma tarihi olan …………….’a kadar geçen ……… günlük süre için …………… TL gecikme cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Ancak yapılan incelemede, yükleniciden tahsil edilmesine karar verilen eksik imalat bedeli ile gecikme cezasının tahsil edilmeyerek toplam …………….. TL tutarında kamu zararına neden olunduğu görülmüştür. Diğer taraftan, savunma eklerinde sunulan evraklardan kamu zararı tutarı …………… TL’nin, ………………. tarihli ve ……………. yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, “…………………………… İşi”nde tespit edilen eksik imalat tutarı olan ………………. TL ile gecikme cezası tutarı ……………… TL’nin yükleniciden tahsil edilmemesi sonucu oluşan kamu zararı tutarı toplamı ………………. TL’nin, ………………… tarihli ve ……………… yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile hesap yılından sonra Ahizi ………………….. AŞ’den tahsil edildiği görüldüğünden, sorgu konusu tutar hakkında ilişilecek husus kalmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara, Sayıştay Kararı
Karar No : 2020/MK-23
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/316163 İhale Kayıt Numaralı “Akıllı Ücret Toplama Sistemi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eshot Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/316163 ihale kayıt numaralı “Akıllı Ücret Toplama Sistemi” ihalesine ilişkin olarak, Karbil Yazılım ve Bilişim Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 02.10.2019 tarihli ve 2019/UH.II-1281 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Karbil Yazılım ve Bilişim Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 18. İdare Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli E:2019/2065, K: 2019/2657 sayılı kararında “…2-Teknik Şartname’nin “Tasarım ile İlgili Genel Sartlar” başlıklı 15’inci maddesinde yer alan “…15.8.2. Teklif edilen tüm sistem bileşenlerinin renkleri ile ilgili ise başlamadan önce İDARE’nin yazılı onayı alınacaktır. Renkleri için İDARE’nin yazılı onayı alınmamış ürünler kabul edilmeyecektir.” düzenlemesi yönünden;
…
10-Teknik Sartnamenin “Kamu Zararlarının Karşılanması” başlıklı 19.1 maddesinde yer alan “19.1.1.3. Sistem kesintisi Cumartesi veya Pazar gününe denk gelmesi durumunda, kesintinin yaşandığı gün resmi tatil, bayram gibi toplu ulaşım kullanımının normalden farklı görüldüğü bir güne denk gelir ise, hasılat kaybı, hafta içi hafta sonu ayrımı yapılmaksızın, son bir (1) yıl içindeki en yüksek akıllı kart/bilet kullanım hasılatının gerçekleştiği gün baz alınarak hesaplanacaktır.” düzenlemesi yönünden;
…
Bu itibarla, davacı şirketin şikâyet başvurusunun reddi üzerine, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen sekil ve usul kurallarına uygun olarak itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından, Sistem kesintisi Cumartesi veya Pazar gününe denk gelmesi durumunda, kesintinin yaşandığı gün resmi tatil, bayram gibi toplu ulaşım kullanımının normalden farklı görüldüğü bir güne denk gelir ise, hasılat kaybı, hafta içi hafta sonu ayrımı yapılmaksızın, son bir (1) yıl içindeki en yüksek akıllı kart/bilet kullanım hasılatının gerçekleştiği gün baz alınarak hesaplanacağına yönelik söz konusu Teknik Şartname düzenlemesinin niteliği itibarıyla bir cezai şart olduğu ve cezai şartın sözleşme bedeli üzerinden yüzde olarak belirtilmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu düzenlemede ise herhangi bir sınır öngörülmediği gibi tip sözleşmeye de açıkça aykırı olduğu iddialarına itirazen şikayet dilekçesinde yer verilmesi sebebiyle bu madde yönünden yapılan başvurunun esastan değerlendirilmesi gerekirken şekil yönünden reddine dair dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay 13. Dairesi’nin 27.09.2019 tarih ve E:2014/1063, K:2019/2778 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Kaldı ki davacı tarafından şikayet yoluna başvurulduğu aşamada 19. madde ve alt bentlerinde öngörülen düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu yönünde iddialara da yer verildiğinden kurul kararının başvurunun sekil şartlarını taşımadığı gerekçesi de yerinde görülmemiştir.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
İhaleye Teklif Sunulması Aşamasında Önem Arz Eden Yaklaşık Maliyet Tutarının Yanlış Hesaplandığından Bahisle Hak Kaybına Uğradığını İddia Eden Davacının Başvurusunun Esasının İncelenmesi Gerekmektedir
Karar No : 2020/MK-25
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/350989 İhale Kayıt Numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi Ve Temizlenmesi İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/350989 ihale kayıt numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi ve Temizlenmesi İşi” ihalesine ilişkin olarak Pam İnş. ve Tur. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Pam İnş. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 09.12.2019 tarih ve E:2019/2071, K:2019/2557 sayılı kararında “… Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday, istekli veya istekli olabileceklerin şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri ve ihale dokümanı satın alan davacının gerek 4734 sayılı Kanun ve gerekse ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca istekli olabilecek statüsünde olduğu hususu açık olup, ihaleye teklif sunulması aşamasında önem arz eden yaklaşık maliyet tutarının yanlış hesaplandığından bahisle hak kaybına uğradığını iddia eden davacının başvurusunun esasının incelenmesi gerekmekte iken, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden kaynaklanan bir hak kaybı ya da zarara uğrama durumunun ispatlanamadığından korunması gereken güncel ve somut bir menfaatinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddine yönelik verilen dava konusu kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine geçilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Uygun Olmayan Personelin Uzaklaştırılmasına İlişkin Kural – Temizlik Ve Destek Hizmetleri İhalesi
Karar No : 2017/MK-478
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2016/553279 İhale Kayıt Numaralı “Tedaş Genel Müdürlüğü Sorumluluğundaki Tesislerine Ait Hizmet Binaları Ve Açık Alanların Temizlik Ve Destek Hizmetlerinin 408 Personel İle 12 Ay (Oniki Ay) Süreli Karşılanması” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2016/553279 ihale kayıt numaralı “TEDAŞ Genel Müdürlüğü Sorumluluğundaki Tesislerine Ait Hizmet Binaları ve Açık Alanların Temizlik ve Destek Hizmetlerinin 408 Personel ile 12 Ay (Oniki Ay) Süreli Karşılanması” ihalesine ilişkin olarak Akzen Destek Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 01.03.2017 tarihli ve 2017/UH.II-701 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Akzen Destek Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesinin 14.04.2017 tarihli ve E:2017/844, K:2017/1197 sayılı kararında dava konusu işlemin kısmen iptaline kısmen reddine karar verilmiştir. Anılan Mahkeme kararı üzerine 24.05.2017 tarihli ve 2017/MK-199 sayılı Kurul kararıyla “1- Kamu İhale Kurulunun 01.03.2017 tarihli ve 2017/UH.II-701 sayılı kararının 1, 3 ve 4’üncü iddialara ilişkin kısımlar ile karar sonucunun iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline” karar verilmiştir.
Kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından alınan 26.09.2017 tarihli ve E:2017/1380, K:2017/2437 sayılı kararda “…Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümlelerinin incelenmesinden;
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesinin birinci fıkrasında, “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21’inci madde hükümlerine göre dava açabilir. ” hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin 7.5. maddesinde, “Sözleşme süresi içinde ihtiyaç duyulması halinde, giderleri İdare tarafından karşılanmak üzere İdarenin il içi ve il dışındaki tesislerinde Yüklenici personeli geçici olarak görevlendirecektir.” kuralına 8.6. maddesinde, “Yüklenici; hizmet sunulan binaların tahliyesi veya yeni bir binaya nakledilmesi halinde, İdare yönetiminin isteği ve talebi doğrultusunda aynı hizmeti yeni binada da aynı şekil ve şartlarla yürütmek zorundadır. İdarenin ana binası veya bağlı ek binalarında. İstihdam edilecek çalışanların görev yerlerinin belirlenmesi ve gerektiğinde değişiklik yapılması sadece İdare Yetkilisinin tasarrufundadır. İdare ihtiyaç duyması halinde iş hacminde meydana gelebilecek değişikliklere göre çalışanların bağlı birimler ve üniteler arasındaki dağılımında her zaman değişiklik yapma yetkisine sahip olacaktır.” kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından özetle, Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümlelerinin İş Kanunu’na aykırı hükümler içerdiği iddiasıyla itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, Kurul kararıyla bu iddia yönünden başvurunun reddedildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kurallardan idarenin, çalıştırılacak personelin görevinin değiştirilmesini alt işveren olan yükleniciden talep etmesinin, idarenin yetkisinde olan bir husus olduğu, her görev değişikliğinin çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik olarak sayılamayacağı, kaldı ki yukarıda anılan Kanun hükmünde, çalışma koşullarında olması muhtemel esaslı değişikliklerde işveren tarafından yapılması gereken usule ilişkin işlemlere ve bunların yaptırımlarına yer verildiği; uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin ilgili maddelerinde çalışma koşullarında esaslı değişiklik olması hâlinde Kanun’da işçi lehine getirilen düzenlemeleri bertaraf edecek nitelikte bir kurala yer verilmediği, söz konusu Kanun maddesinde, asıl veya alt işverenin işçinin görev yerini değiştiremeyeceği veya bu yönde talepte bulunamayacağına yönelik bir ifadenin de bulunmadığı anlaşıldığından, Kanun’a aykırılıktan söz edilemeyeceği, bu durumda davacının bu iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Teknik Şartname’nin 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrasının incelenmesinden;
Teknik Şartname’nin “Yemek Servisi Yapılacak Birimler ve Servis Hizmetleri ile İlgili Ayrıntılar” başlığı altında düzenlenen 7.7. maddesinde, “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri”nin sayıldığı, (f) bendinde de “Verilecek diğer görevleri yapmak.” kuralı bulunmaktadır.
Davacı tarafından itirazen şikâyet dilekçesinde özetle, Teknik Şartname’nin “Yemek Servisi yapılacak Birimler ve Servis Hizmetleri ile İlgili Ayrıntılar” başlıklı 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrasında yer alan “Verilecek diğer görevleri yapmak” kuralının ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak personelin iş tanımının belirsizliğine sebebiyet verdiği, bu nedenle İş Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.
“Gıda Uzmanı” pozisyonunda çalıştırılacak personelin görev tanımıyla ilgili Teknik Şartname’de ayrıntılı düzenlemelerin yapıldığı, Teknik Şartname’de yer alan itirazen şikâyete konu “…f) Verilecek diğer görevleri yapmak.” kuralına yer verildiği, idarelerin ihalelerde fonksiyonelliği, verimliliği gözeterek ihale dokümanlarını hazırlamalarının esas olduğu, dava konusu Teknik Şartname’de yer alan kuralın da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği, idare tarafından, çalıştırılacak personelin mesleğiyle ilgili olan ve iş akdi kapsamında yer alan diğer görevleri yapmasının isteneceğinin anlaşıldığı, Teknik Şartname’nin 7.7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde çalıştırılacak personelin mesleği dışında görev tanımıyla ilgisi bulunmayan görevlerin yaptırılabileceği anlamının çıkmayacağı sonucuna ulaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilemeyeceği açıktır.
Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinin incelenmesinden;
Davacı tarafından itirazen şikâyet başvurusunda özetle, Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinde yer alan, “İdarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmeyen yüklenici çalışanları İdare Yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılacaktır.” şeklindeki kuralın İş Kanunu’nun 2. maddesine aykırı biçimde idareye iş akdini sona erdirme yetkisi verdiği iddia edilmiştir.
İş Kanunu’nun 2. maddesinin (a) bendinde, hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere, işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum ve kuruluşları ve ortaklarına bırakılması yönünde hüküm konulamayacağı kurala bağlanmıştır.
Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.26. maddesinde, “4857 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması yönünde hükümler konulmayacaktır. İdarelerce, çalışan personel açısından denetim, sadece teknik şartnamede istenen kriterlere göre ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde idareye verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde yapılacak olup, ihale dokümanında, anılan Kanun maddesine ve ilgili mevzuata aykırı şekilde, işe alınacak veya işten çıkarılacak personelin idarece belirleneceğine yönelik düzenlemelere yer verilmeyecektir.” açıklaması yer almaktadır.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “İdare ve Kontrol Teşkilatının itiraz hakkı” başlıklı 11. maddesinde, “İdare ve kontrol teşkilatı, yükleniciden çalıştırılmasında veya işyerinde bulunmasında engel durumu olduğunu tespit ettiği, uygunsuz davrandığı veya görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların (teknik ve idareci personel, hizmetli, işçi ve diğerleri) ve alt yüklenicilerin iş başından veya işyerinden uzaklaştırılmasını talep etme hakkına sahiptir. Yüklenici, bu talebi idare veya kontrol teşkilatı tarafından yapılacak tebligat üzerine ve verilen süre içinde yerine getirmek zorundadır. Yüklenicinin bu yükümlülüğü verilen süre içinde yerine getirmemesi hâlinde, söz konusu kişiler idare veya kontrol teşkilatı tarafından uzaklaştırılır veya uzaklaştırılmaları sağlanır. Uzaklaştırılmaları istenilenler, idarenin veya kontrol teşkilatının izni ve onayı alınmaksızın bir daha işlerde görev alamaz. Yüklenici, uzaklaştırılan kişilerin yerine en kısa zamanda uygun nitelikli başkalarını getirmek zorundadır.” açıklaması yapılmıştır.
Uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinde, ” İdarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmeyen yüklenici çalışanları İdare Yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılacaktır.” kuralı yer almaktadır.
Yukarıda yer alan düzenlemeler ve davacının iddiasının incelenmesinden, idarenin yüklenici tarafından çalıştırılacak personelle ilgili olarak “idarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmemesi” durumlarında ilgili personelini idare yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılmasına ilişkin kuralın Hizmet İşleri Genel Şartnamesi hükmü uyarınca idareye verilmiş olan hakkın kullanılmasına yönelik olduğu ve bu kuralın personeli işe almaya veya işten çıkarmaya değil, uygun olmayan personelin uzaklaştırılmasına yönelik bir kural olduğu, bununla işlerin yürütülmesinin ve aksamamasının amaçlandığı, idareye verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde yapılacak denetim kapsamında idarenin yükleniciden eleman değiştirilmesini talep etme hakkının bulunduğu, personeli işten çıkarma yetkisinin yüklenici tarafından kullanılacağı, bu hususların da İş Kanununa aykırılık taşımadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümleleri, 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrası ve 8.8. maddesine ilişkin kısımları yönünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konuşu işlemin iptali yönündeki mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 14.04.2017 tarih ve E:2017/844, K:2017/1197 sayılı kararının bozulmasına, davanın reddine” ifadelerine yer verilerek İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
1- Kamu İhale Kurulunun 24.05.2017 tarihli ve 2017/MK-199 sayılı kararının iptaline,
2-Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince, itirazen şikâyet başvurusunun reddine
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı Ankara, İhale Danışmanlığı
Karar No : 2020/MK-21
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/688802 İhale Kayıt Numaralı “36 Aylık Malzemeli Yemek Pişirme Dağıtım Ve Bulaşık Yıkama İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Uşak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/688802 ihale kayıt numaralı “36 Aylık Malzemeli Yemek Pişirme Dağıtım ve Bulaşık Yıkama İşi” ihalesine ilişkin olarak Elpa Temizlik Sosyal Hizmetler Bilgisayar İnsan Kaynakları Sağlık Hizmetleri İnşaat Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 27.02.2019 tarihli ve 2019/UH.I-289 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Başvuru sahibi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 12. İdare Mahkemesi’nin 30.05.2019 tarihli ve E:2019/644, K:2019/1221 sayılı kararı ile “dava konusu işlemin kısmen kabul, kısmen reddine” karar verilmiş, kararın uygulanması amacıyla 08.08.2019 tarihli ve 2019/MK-264 sayılı karar ile;
“1- Kamu İhale Kurulunun 27.02.2019 tarihli ve 2019/UH.I-289 sayılı kararının 1, 3, 6, 7 ve 11’inci iddia konusu kısımlarının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline” karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve E:2019/3217, K:2019/3282 sayılı kararında;
“Uşak İl Sağlık Müdürlüğü’nce 06/02/2019 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen 2018/688802 ihale kayıt numaralı “36 Aylık Malzemeli Yemek Pişirme Dağıtım ve Bulaşık Yıkama İşi” ihalesine ilişkin olarak davacının dokümana itiraz kapsamında yapmış olduğu itirazen şikâyet başvurusunun 27/02/2019 tarih ve 2019/UH.I-289 sayılı Kurul kararıyla reddedilmesi üzerine, bu kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Temyize konu Mahkeme kararıyla, dava konusu işlemin 1., 3., 6., 7. ve 11. İddialar yönünden iptaline karar verildiği ve bu kısma ilişkin olarak davalı idare tarafından temyiz yoluna başvurulduğu görüldüğünden, yalnızca bu kısımla sınırlı temyiz incelemesi yapılmıştır.
1. İDDİA BAKIMINDAN;
…
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi uyarınca idarelere, yüklenici ile işçi arasında akdedilen sözleşme uyarınca ödenmesi gereken işçi ücretlerini takip etme ve ödenmeyen işçi aylıklarının hakedişten kesilerek işçilere ödeme yapılmasını sağlama yetki ve görevi verilmiştir. Bu itibarla, idarenin, yüklenici tarafından işçi ücretlerinin ödenmesini takip ve temin görevi bulunduğu dikkate alındığında, idarece yapılan cezalara ilişkin düzenlemenin idarenin işçi ücretlerinin ödenmesine ilişkin takip ve temin yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmesi ve işçi haklarının korunmasına yönelik bir düzenleme olması nedeniyle, idare tarafından kendisine hakediş ödemesi yapılmasını beklemeksizin, işçi ücretlerinin yüklenici tarafından en geç her ayın 15. gününe kadar işçilerin banka hesaplarına yatırılacağı, bu süre içinde ücret ödemesi yapılmadığı takdirde ücretlerin hakedişten kesilerek personele ödeneceğine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararının bu kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara








