İhale Danışmanlığı - Araç Kiralama - Yemek - Yapım Aşırı Düşük Hazırlama - Kamu İhale Danışmanlığı Ankara

  • ANA SAYFA
  • HİZMETLER
    • AŞIRI DÜŞÜK HİZMETLERİ
      • HİZMET AŞIRI DÜŞÜK
      • YAPIM AŞIRI DÜŞÜK
    • ŞİKAYET HİZMETLERİ
      • ŞİKAYET DİLEKÇESİ HAZIRLAMA
      • İTİRAZEN ŞİKAYET DİLEKÇESİ HAZIRLAMA
    • İDARE UYUŞMAZLIK HİZMETLERİ
      • ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
      • İDARİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
    • DANIŞMANLIK HUKUKİ GÖRÜŞ HİZMETLERİ
  • REFERANSLAR
  • KARARLAR
  • İLETİŞİM

Davacının Hangi Kanun Yolları Ve Mercilere Başvurabileceği Ve Dava Açma Sürelerinin Belirtilmediği

Perşembe, 26 Mart 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2017/MK-262

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2010/61024 İhale Kayıt Numaralı “Malzemeli Genel Yemek Hizmetleri (2010-2011-2012)” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

İzmit Seka Devlet Hastanesi Baştabipliği tarafından 28.06.2010 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan 2010/61024 İhale Kayıt Numaralı “Malzemeli Genel Yemek Hizmetleri Alımı (2010-2011-2012)” ihalesine ilişkin olarak Altıntat Yemek Temizlik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin 08.09.2010 tarih ve 26597 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan itirazen şikâyet başvurusu üzerine, Kamu İhale Kurulunun 20.09.2010 tarih ve 2010/UH.II-2811 sayılı Kararında “…Şikayet veya itirazen şikayet üzerine alınan iptal kararlarına karşı süresi içinde doğrudan Kuruma itirazen şikayet başvurusunda bulunulması gerekmekte olup, başvuru sahibinin şikayete konu işlemin farkına varıldığı tarihten (ihalenin iptal edildiğinin başvuru sahibine bildirildiği tarih olan 22.08.2010 tarihinden) itibaren 5 (beş) gün içerisinde Kuruma itirazen şikayet başvurusunda bulunması gerekirken bu süre geçtikten sonra 08.09.2010 tarihinde itirazen şikayet başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.” gerekçesiyle “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Altıntat Yemek Temizlik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından anılan kararın iptali istemiyle açılan davada Ankara 12. İdare Mahkemesinin 29.11.2011 tarih ve E:2010/2192, K:2011/2324 sayılı kararı ile davanın reddine kararı verilmesi üzerine, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay 13. Dairesinin 17.04.2017 tarih ve E:2012/2562, K:2017/1039 sayılı kararında; “…Bu durumda, kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu kurala bağlayan Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, ihaleyi yapan idarenin ihalenin iptal edildiğine ilişkin işleminin davacıya bildirimine ilişkin işlemde davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süreleri belirtilmediğinden, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edilmiş olması karşısında, bakılan davada süre aşımından söz edilemeyecek olup, Kamu İhale Kurulu’nca işin esasının incelenmesi gerekirken başvurunun süre yönünden reddine, Mahkeme tarafından da davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 12. İdare Mahkemesinin 29.12.2011 tarih ve E:2010/2192, K:2011/2324 sayılı kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline, dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine” karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

1) Kamu İhale Kurulunun 20.09.2010 tarihli ve 2010/UH.II-2811 sayılı kararının iptaline,

2) Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, esasın incelenmesine geçilmesine,

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankara
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
No Comments

Yapım İşi İhalesinde İş Deneyim Belgesinin Sunuluş Şekli

Çarşamba, 25 Mart 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2019/MK-117

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2017/69817 İhale Kayıt Numaralı “(Bursa – Keles) Ayr – Orhaneli – Doğancı Baraj Varyantı Km: 10+060 – 13+205 Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Köprü, Tünel Ve Üstyapı İşleri Yapımı İnşaatı İşi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2017/69817 ihale kayıt numaralı “(Bursa – Keles) Ayr – Orhaneli – Doğancı Baraj Varyantı Km: 10+060 – 13+205 Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Köprü, Tünel ve Üstyapı İşleri Yapımı İnşaatı İşi” ihalesine ilişkin olarak Sağlamlar İnşaat Hafriyat Nakliyat Ticaret ve San. A.Ş. – Ö.D.F. Yılmazlar İnşaat Tur. Mad. Nak. ve Tic. Ltd. Şti. Ortak Girişimi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 17.04.2018 tarihli ve 2018/UY.II-811 sayılı karar ile “Yapılan tespit kapsamında pilot ortağın sunduğu iş deneyim belgesinin noter tarafından “Aslının Aynıdır İbraz Edilen Aslının Aynı Olduğunu Onaylarım” şeklinde onaylandığı, noter onayının idarece isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe gösterildiği gibi “ibraz edilenin aynıdır” şeklinde olmadığı anlaşıldığından, idarece yapılan değerlendirmenin mevzuata uygun olmadığı ve başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda mevzuata aykırılıkları belirtilen işlemlerin düzeltici işlemle giderilebilecek nitelikte işlemler olduğu tespit edildiğinden, Sağlamlar İnşaat Hafriyat Nakliyat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi-Ö.D.F. Yılmazlar İnş. Tur. Mad. Nak. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığının teklifinin değerlendirmeye alınması ve bu aşamadan sonraki işlemlerin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

…

Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,” karar verilmiştir.

Davacı Astro Üst Yapı Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli E:2018/950, K: 2018/1684 sayılı kararında “…Davacı şirketin birinci iddiası; dava dışı ihale üzerinde bırakılan Sağlamlar İnşaat A.Ş. – Ö.D.F Yılmazlar İnş. Tur. Nak. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığının pilot ortağı tarafından sunulan iş deneyim belgesinin EKAP sistemine kayıtlı olması gerektiği, EKAP sistemine kayıtlı olmadığından geçersiz olduğuna yönelik itirazı incelendiğinde; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin, “İş deneyim belgelerinin EKAP üzerinden düzenlenmesi” başlıklı değişik ek 1’nci maddesinde 31/08/2010 yılından sonra gerçekleşen ihaleler için EKAP sistemine kayıt olma zorunluluğunun getirildiği, 31/08/2010 tarihten önce yapılan ihalelere ilişkin düzenlenecek iş deneyim belgelerinin EKAP sistemine kayıt edilme zorunluluğunun aranmayacağının düzenlendiği, anılan şirket tarafından sunulan 01/10/2014 gün, …03/169894 sayılı iş deneyim belgesi incelendiğinde, iş deneyim belgesinin “Borçka-Camili Yolu km:0+000-43+503 arası tesviye, sanat yapılar alttemel ve temel yapılması ile sathi kaplama mıcırı temini vs. İşleri”ne ilişkin olduğu, ihale tarihinin 1991 yılı sözleşme imzalanma tarihinin 20.09.1991 tarihi olduğu, dolayısı ile 31/08/2010 tarihinden önce yapılan ihaleye ilişkin olarak düzenlenen iş deneyim belgesinin yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca EKAP sistemine kayıt edilmesinin aranmayacağı anlaşılmakla, davacı şirketin bu iddiasının yerinde olmadığı ve reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Davacı şirketin ikinci iddiası; belirtilen iş deneyim belgesinin aslından onaylanmadığından geçersiz olduğuna ilişkin itirazı incelendiğinde; 01/10/2014 gün, …03/169894 sayılı iş deneyim belgesi incelendiğinde, ilk olarak 21/07/2015 gün ve 7387 yevmiye numarası ile Trabzon 3. Noterliği tarafından aslı gibidir yapıldığı, davaya konu ihale dosyasına ise anılan aslı gibidir onaylı suretinden Trabzon 1. Noterliğinin 06/03/2017 gün ve 3240 sayılı yevmiye numarası ile onaylanarak sunulduğu, yukarıda yer verilen Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Belgelerin sunuluş şekli” başlıklı 31. maddesinin 2. fıkrasında ise, ihalelerde noter onaylı olarak sunulan belgelerin aslının görülerek onaylanmış olmasının zorunlu olduğu, bunun dışında sureti veya fotokopisi görülerek onaylanmış olan belgelerin kabul edilmeyeceğinin düzenlendiği, davaya konu ihale dosyasına sunulan iş deneyim belgesinin aslından değil, aslı gibidir yapılmış suretinden onaylanarak verildiği ve yukarıda yer verilen mevzuata uygun olarak ibraz edilmediğinden geçersiz olduğu ve dolayısı ile davacı şirketin buna yönelik itirazının yerinde olduğu görüldüğünden, davaya konu işlemin bu yönüyle mevzuata aykırı olduğu ve iptali gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine Kurul tarafından alınan 24.07.2018 tarihli ve 2018/MK-260 sayılı karar ile “1- Kamu İhale Kurulunun 17.04.2018 tarihli ve 2018/UY.II-811 sayılı kararının iş deneyim belgesinin noterden onaylanması biçimine ilişkin iddia ile ilgili kısmının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanunun 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine,” karar verildiği,

Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından 2018/2851 Esas No’lu dosyada 17.10.2018 tarihinde 2018/2872 Karar No ile “…Mahkeme tarafından davacının birinci iddiası yönünden yapılan inceleme sonucunda verilen kısmen ret kararı ile ilgili olarak;

Dava dilekçesi incelendiğinde her ne kadar Kurul kararının iptali istenilmiş ise de, itirazen şikâyet yoluna başvuran müdahil tarafından ihaleyi gerçekleştiren idareye yapmış olduğu şikâyet başvurusunda ileri sürmüş olduğu iş deneyim belgesinin EKAP’a kayıtlı olmadığı iddiasının idarece reddedildiği, ancak diğer iddiası olan iş deneyim belgesinin sunumu ile ilgili hususun kabul edildiği dikkate alındığında, komisyon tarafından kabul edilen iddia yönünden (iş deneyim belgesinin sunumunun hukuka uygun olduğu) ihale üzerinde kalan müdahil tarafından itirazen şikâyet yoluna başvurulduğu, kaldı ki davacı tarafından, söz konusu komisyon kararının başvurunun reddine ilişkin kısmının da ayrıca itirazen şikâyete konu edildiği ve bu başvurunun reddedilmesi üzerine ayrı bir dava açıldığı, bu itibarla iş bu davaya konu edilen kurul kararında söz konusu EKAP kaydı ile ilgili hususun değerlendirilmediği ve bu konuda bir karar alınmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda Mahkemece müdahilin teklifine yönelik şikâyet başvurusunun ihale komisyonu tarafından tek iddia yönünden kabul edildiği ve teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı, dava konusu Kurul kararında da bu durumun gözetilerek müdahilin iş deneyim belgesinin sunulması ile ilgili iddia yönünden inceleme yapıldığı, ihale üzerinde kalan müdahilin kendi menfaatine aykırı bir şekilde ihale komisyonu tarafından reddedilen (İş deneyim belgesinin EKAP’a kayıtlı olmaması) hususla ilgili olarak itirazen şikâyet başvurusunda bulunmasının söz konusu olamayacağı, dava dilekçesinde de bunun aksinin ileri sürülmemesine rağmen inceleme yapılarak hüküm kurulduğu ve netice itibarıyla; davaya konu uyuşmazlığın yanlış nitelendirilmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkemece, davacının 1. iddiası (İş Deneyim Belgesinin EKAP’a kayıtlı olması gerektiğine ilişkin iddiası) yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Mahkeme tarafından davacının 2. İddiası yönünden yapılan inceleme sonucunda verilen kısmen iptal kararı İle ilgili olarak;

Trabzon 3. Noterliği tarafından hazırlanan ve üzerinde “aslının aynı olduğunu onaylarım” ve yine Trabzon 1. Noterliği’nin 06/03/2017 tarihli “aslının aynıdır, bu belgenin ilgilisi tarafından ibraz edilen aslının aynı olduğunu onaylarım” şerhinin düşüldüğü iş deneyim belgesinin onaylatma işleminin yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca usulüne uygun yapıldığı, bu sebeple usulüne uygun şerhleri taşıyan suret üzerinden çıkarılan belgenin aksi ispat edilinceye kadar aslına uygun olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, düzeltici işlem belirlenmesine ve Sağlamlar İnşaat Hafriyat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi-Ö.D.F. Yılmazlar İnş. Tur. Nak. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı’nın teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiğine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptal yolundaki temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

…

Açıklanan nedenlerle;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin 03/07/2018 tarih ve E:2018/950, K:2018/1684 sayılı kararının iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA, BU KISIM YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE,

Mahkeme kararının birinci iddia yönünden (Ekap Kaydı ile ilgili) yapılan inceleme sonucunda verilen kısmen ret kararına ilişkin kısım yönünden davacının temyiz isteminin usul yönünden kabulüne, redde ilişkin kısmın BOZULMASINA, dava konusu olmayan bu kısım yönünden HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,” karar verildiği anlaşılmıştır.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

 Kamu İhale Kurulunun 24.07.2018 tarihli ve 2018/MK-260 sayılı kararının iptaline,

 Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, Kamu İhale Kurulunun 17.04.2018 tarihli ve 2018/UY.II-811 sayılı kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna,

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankaraihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı İstanbul, İhale Danışmanlığı
No Comments

4708 SAYILI YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN KAPSAMINDA DENETİMİ YÜRÜTÜLEN YAPILARA AİT TAZE BETONDAN NUMUNE ALINMASI, DENEYLERİNİN YAPILMASI, RAPORLANMASI SÜREÇLERİNİN İZLENMESİ VE DENETLENMESİNE DAİR TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

Salı, 24 Mart 2020 by ihaleuzmani

MADDE 1 – 18/12/2018 tarihli ve 30629 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Kapsamında Denetimi Yürütülen Yapılara Ait Taze Betondan Numune Alınması, Deneylerinin Yapılması, Raporlanması Süreçlerinin İzlenmesi ve Denetlenmesine Dair Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“j) Karekodlu beton irsaliyesi: Kare şeklinde iki boyutlu azami 4 cm QR kod türünde barkoda sahip, barkod içerisinde irsaliye seri numarası, üretici firma vergi numarası, sevk tarihi ve saati, beton miktarı, beton dayanım sınıfı, 7/28 gün dayanım gelişim oranı, kıvam sınıfı, yoğunluk sınıfı, klorür içeriği sınıfı, agreganın en büyük tane büyüklüğü, su/çimento oranı, araç plaka numarası, çimento tipi, kimyasal katkı, mineral katkı ve lif bilgilerinin yer aldığı, sahaya gelen her mikserde bulunması gereken irsaliyeyi,

k) Beton mikser etiketi: Radyo frekansı ile kimlik tanımlama (RFID) teknolojisini kullanarak beton mikserinin plaka numarası ile beton üreticisini eşleştiren ve üzerinde Bakanlık logosu bulunan etiketi,”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 4 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Laboratuvar personelince ilgili standardına uygun olarak alınan her bir taze beton numunesinin içerisine bir adet beton etiketi yerleştirilir ve şantiye mahalline gelen beton mikserinin etiketi ile karekodlu beton irsaliyesi el terminali ile okutularak kayıt altına alınır.”

“(6) Laboratuvar personelince laboratuvar ve/veya numune toplama istasyonuna getirilen numuneler, küre tabi tutulmadan önce el terminali ile EBİS mobil yazılımı üzerinden okutulur. Numunelerin küre konulduğu kür odaları ve/veya kür havuzlarının günlük sıcaklıkları ile kür odalarının günlük bağıl nem oranları EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluş tarafından ücretsiz sağlanacak sensörler vasıtasıyla EBİS Merkezi İzleme Yazılımına aktarılır.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Beton kırım cihazı, sıcaklık ve bağıl nem ölçüm sensörleri, sıcaklık ve bağıl nem ölçüm aktarım cihazı ile el terminalleri EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluşa ait olup, bu cihazlar laboratuvarın iş yoğunluğu ile orantılı olarak belirlenen adette olmak üzere laboratuvarların kullanımı için ücretsiz olarak teslim edilerek kurulumu gerçekleştirilir. Beton mikser etiketleri beton üreticisi tarafından EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluştan talep edilir. EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluş tarafından beton mikser etiketleri ücretsiz olarak beton üreticisine gönderilir. Beton üreticisinin sahaya yolladığı her mikserde beton mikser etiketi bulunur.”

“(3) Beton kırım cihazı, sıcaklık ve bağıl nem ölçüm sensörleri, sıcaklık ve bağıl nem ölçüm aktarım cihazı ile el terminallerinin bakım ve garanti kapsamındaki arızaları EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluş tarafından ücretsiz olarak yapılır. Diğer arızalar ise laboratuvarca karşılanır.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Beton etiketleri EBİS hizmetlerinin alındığı kuruluş tarafından temin edilir. Etiket bedeli 8,30 TL (KDV hariç) olup, bu bedel her yıl Bakanlıkça ilan edilir.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Laboratuvarın faaliyetleri, denetçisinin işten ayrılması veya vefatı, vizesinin yapılmaması, adres değişikliği ve/veya deney kabiliyetini etkileyecek türden tadilat ve benzeri durumlar ile belgesi kapsamında yer alan bir veya birkaç deney için kullandığı cihazın arızalanması halinde il yapı denetim komisyonunca askıya alınır. Bu süre zarfında deneyler taşeron laboratuvarda ilgili standardına uygun olarak gerçekleştirilir.

(4) Laboratuvarın talebi doğrultusunda ve/veya Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça sözleşmesi feshedilen veya 4708 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin onuncu fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca belgesi iptal edilen laboratuvarların henüz deneye tabi tutulmamış numunelerinin deneyleri taşeron laboratuvarda ilgili standardına uygun olarak gerçekleştirilir.”

MADDE 6 – Bu Tebliğin 2 nci maddesi yayımı tarihinden 60 gün sonra, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Tebliğ hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

İHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı İstanbul, İhale Danışmanlığı
No Comments

COVID-19 Nedeniyle Kamu Görevlilerinin Esnek Çalışma Uygulamasına Geçmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı

Pazartesi, 23 Mart 2020 by ihaleuzmani

covid-19 ile ilgili kamu görevlilerinin esnek çalışma saatine geçmesiİHALE DANIŞMANIkoronavirüs nedeniyle kamu görevlilerinin idari izin ve esnek çalışma uygulamasına geçmesine dair cumhurbaşkanlığı kararı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
No Comments

Kamu İhale Kurumuna Ödenecek Başvuru Bedelleri Geri Alınabilecek

Cumartesi, 21 Mart 2020 by ihaleuzmani

İHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, Kike Başvuru Bedelinin Geri Alınması
No Comments

Kik Başvuru Bedelinin İade Edilmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Cuma, 20 Mart 2020 by ihaleuzmani

Read more
  • Published in Genel
No Comments

Öğrenci Taşıma İhalesi Teknik Şartnamesinde Sosyal Etkinlik Nedeniyle Öğrenci ve Öğretmenlerin Taşınması İçin Alt ve Üst Sınır Belirlenmemiş Olması

Cuma, 20 Mart 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2020/MK-58

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/326529 İhale Kayıt Numaralı “2019-2020 Eğitim Öğretim Yılında İlkokul-Ortaokul Öğrencilerinin Yerleşim Yerlerinden Alınarak Taşıma Merkezi Okullara Taşınması” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Biga İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/326529 ihale kayıt numaralı “2019-2020 Eğitim Öğretim Yılında İlkokul-Ortaokul Öğrencilerinin Yerleşim Yerlerinden Alınarak Taşıma Merkezi Okullara Taşınması” ihalesine ilişkin olarak, S.S. 111 Nolu Biga Ova İşçi ve Öğrenci Srv. Mot. Taş. Koop. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 05.09.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1067 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı S.S. 111 Nolu Biga Ova İşçi ve Öğrenci Srv. Mot. Taş. Koop. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin 21.11.2019 tarihli ve E:2019/1932, K:2019/1907 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve E:2019/4278, K:2020/170 sayılı kararında “…Temyize konu Mahkeme kararının, itirazen şikâyet başvurusundaki 4. iddia yönünden davanın reddine ilişkin kısmın incelendiğinde; Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan hukukî belirlilik ilkesi; hukuk düzeniyle ilişki içindeki kişilere, devlet gücü tarafından yapılacak uygulamaları önceden görme imkânı sunacak düzeyde açık, anlaşılır, erişilebilir, devamlı, düzenli, tutarlı ve geleceğe yönelik yasal düzenlemelerin yürürlükte olduğu bir hukuk sistemini hedefleyen, kamusal gücün kullanımını hukuk kurallarına bağlayarak öngörülebilirliği sağlamaya hizmet eden bir ilkedir. Bu ilke gereğince bireylerin kendilerine uygulanacak kuralların içeriğini ve bu kuralların kapsamını önceden bilmesi gerekmekte olup, bu durum, hukuk devletinin bir diğer unsuru olan hukukî güvenlik ilkesiyle de yakından ilgilidir. Teknik Şartname’nin “Resmî yarışma ve gezilerde taşıma” başlıklı 15. maddesinde, “İlçe sınırları içerisinde taşıma; ilçe sınırları içerisinde yapılan etkinlikler, sosyal faaliyetler ile resmî yarışmalara okulu temsilen gidecek öğretmen ve öğrencilerin taşınması ücretsiz olarak yapılacaktır.” kuralı yer almaktadır. Teknik Şartname’nin aktarılan maddesinde, ilçe sınırları içerisinde yapılan etkinlikler, sosyal faaliyetler ile resmî yarışmalara okulu temsilen gidecek öğretmen ve öğrencilerin taşınmasının ücretsiz olarak yapılacağı kurala bağlanmış olmakla birlikte, bunların sayısı ve/veya mesafesi konusunda bir belirlemeye gidilmediği gibi, herhangi bir üst sınır da belirlenmemiştir. Bu durumda, ihaleye katılan isteklilerin, belirsiz şartname kuralı nedeniyle birbirinden farklı değerlendirmeler yaparak teklif fiyatlarını belirleyeceği, şartnamenin bu hâliyle teklif fiyatlarının sağlıklı belirlenmesine imkân vermediği, bu durumun ise öngörülebilirlik, hukukî güvenlik ve hukukî belirlilik ilkelerini sağlamaktan uzak olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının itirazen şikâyet başvurusundaki dördüncü iddianın Teknik Şartname’nin 15. maddesine ilişkin kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin 21.11.2019 tarih ve E:2019/1932, K:2019/1907 sayılı kararının, davacının itirazen şikâyet başvurusundaki dördüncü iddiasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına ve dava konusu işlemin bu kısım yönünden iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulu’nun 05.09.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1067 sayılı kararının  4’üncü iddia ile ilgili kısmının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIihale danışmanlığıÖĞRENCİ TAŞIMA İHALESİteknik şartnamenin eksik düzenlenmiş olması isteklilerin teklif verirken tereddüte düşürecek tarzda olması
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara, ÖĞRENCİ TAŞIMA İHALESİ
No Comments

KİK’e Yapılan İtirazen Şikayet Başvuru Bedelleri Geri Alınabilecek

Perşembe, 19 Mart 2020 by ihaleuzmani

İtirazen şikayet sürecinde alınan başvuru bedelinin lehe karar verilmesine rağmen başvurucuya iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair Anayasa Mahkemesinin kararı 19.03.2020 tarih ve 31073 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Bu kararla birlikte olumlu sonuçlanan itirazen şikayet başvurularına dair bedeller geri alınabilecektir.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR

FARMASOL TIBBİ ÜRÜNLER SAN. VE TİC. A.Ş. BAŞVURUSU (2)

Metin Kutusu: : 2017/37300 : 15/1/2020

Başvuru Numarası Karar Tarihi

Metin Kutusu: Başkan
Üyeler
Metin Kutusu: Raportör
Başvurucu
Vekili

: Haşan Tahsin GÖKCAN : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ : Umut FIRTINA

: Farmasol Tıbbi Ürünler San. ve Tic. A.Ş. : Av. Suat Murat ÇELİKTEN

  1. BAŞVURUNUN KONUSU
  2. Başvuru, itirazen şikâyet sürecinde alınan başvuru bedelinin lehe karar verilmesine rağmen başvurucuya iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
  3. BAŞVURU SÜRECİ
  4. Başvuru 15/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
  5. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
  6. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
  7. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
  8.  Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
  9. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

  1. OLAY VE OLGULAR
  2. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
  1. Başvurucu tıbbi ürünlerin ticareti ile iştigal eden bir şirkettir. Sinop ili Kamu Hastaneleri Birliği tarafından hemodiyaliz sarf malzemelerinin alımı için ihale düzenlenmiş, başvurucu Şirket ise İhale Komisyonunca ihale dışı bırakılmıştır.
  2. Başvurucu, ihaleye ait idari şartnamenin 8. maddesine göre %15 oranındaki fiyat avantajının uygulanmadığını belirterek 30/12/2015 tarihinde ihaleyi gerçekleştiren idareye şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İdare, başvurucunun şikâyetini 4/1/2016 tarihinde reddetmiştir.
  3. Başvurucu bunun üzerine 12/1/2016 tarihinde Kamu İhale Kurumuna (KİK) itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu 6.831 TL tutarında başvuru bedeli ödemiştir. KİK 3/2/2016 tarihinde başvurucunun şikâyetini kabul etmiştir. Buna göre ihalenin bazı kısımlarında yerli malı teklif eden isteklilere %15 oranında fiyat avantajı sağlanması gerektiği belirtilerek başvurucunun haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
  4. Başvurucu, itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmesi için 2/3/2016 tarihinde KİK’ten talepte bulunmuştur. KİK 1/4/2016 tarihinde bu talebi reddetmiştir.
  5. Başvurucu söz konusu idari işlemin iptali istemiyle KİK aleyhine 3/5/2016 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
  6. Mahkeme 24/3/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, davaya konu başvuru bedellerinin idarenin gelirleri arasında sayıldığına vurgu yapılmıştır. Mahkeme ayrıca başvuru bedeli alınmasına ilişkin kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmediğine işaret etmiştir.
  7. Başvurucunun istinaf talebi Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince (Daire) 21/9/2017 tarihinde reddedilmiştir.
  8. Nihai karar 16/10/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
  9. Başvurucu 15/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

A. Mevzuat Hükümleri

  1. 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53. maddesinin (j) bendinin (2) numaralı alt bendi şöyledir:

“Kurumun gelirleri aşağıda belirtilmiştir:

2) (Değişik: 6/2/2014-6518/49 md.) Yaklaşık maliyeti beş yüz bin Türk Lirasına kadar olan ihalelerde üç bin Türk Lirası, beş yüz bin Türk Lirasından iki milyon Türk Lirasına

kadar olanlarda altı bin Türk Lirası, iki milyon Türk Lirasından on beş milyon Türk Lirasına kadar olanlarda dokuz bin Türk Lirası, on beş milyon Türk Lirası ve üzerinde olanlarda on iki bin Türk Lirası tutarındaki itirazen şikâyet başvuru bedeli.

  1. 4734 sayılı Kanun’un 54. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“İhale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler, bu Kanunda belirtilen şekil ve usul kurallarına uygun olmak şartıyla şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilirler.

Şikâyet ve itirazen şikâyet başvuruları, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yollarıdır.

Şikâyet başvuruları idareye, itirazen şikâyet başvuruları Kuruma hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle yapılır.

İtirazen şikâyette bulunanlardan 53 üncü maddenin (j) bendinin (2) nolu alt bendinde belirtilen bedelin dört katı tutarına kadar başvuru teminatı alınmasına Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Başvuru teminatları Kurum hesaplarına yatırılır. Bu teminatlar Kurum gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin ayrı hesaplarda tutulur.

İtirazen şikâyet dilekçelerine, başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imza sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin, varsa şikâyete idarece verilen cevabın bir örneği ile başvuru bedeli ve teminatının Kurum hesaplarına yatırıldığına dair belgenin eklenmesi zorunludur.

Aynı kişi tarafından birden fazla ihaleye, birden fazla kişi tarafından ise aynı ihaleye tek dilekçe ile başvuruda bulunulamaz.

Belirtilen hususlara aykırılık içeren ve henüz başvuru süresi dolmamış olan başvurulardaki eksiklikler, idare veya Kurumun bildirim yapma zorunluluğu bulunmaksızın, başvuru süresinin sonuna kadar başvuru sahibi tarafından giderilebilir.

(Ek: 6/2/2014-6518/50 md.) Başvuruların ihaleyi yapan idare veya Kurum dışındaki idari mercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bu merciler tarafından ilgisine göre idareye veya Kuruma gönderilmesi hâlinde, dilekçelerin idare veya Kurum kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir.

Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından gerekçeli olarak;

  1. İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak ve düzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde ihalenin iptaline,
  2. İdare tarafından düzeltme yapılması yoluyla giderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayan durumlarda, düzeltici işlem belirlenmesine,
  3. Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikâyete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit edilememesi veya itirazen şikâyet başvurusuna konu hususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine,

karar verilir. Kurumun görev alanında bulunmaması hali hariç, itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesi durumunda, başvuru teminatı yatırılan hallerde teminatın gelir kaydedilmesine de karar verilir.

B. Anayasa Mahkemesi Kararı

  • 4734 sayılı Kanun’un 20/11/2008 tarihli ve 5812 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 53. maddesinin (j) fıkrasının değiştirilen ikinci bendinin iptali istemine ilişkin Anayasa Mahkemesince verilen 16/6/2011 tarihli ve E.2009/9, K.2011/103 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:

“Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile Kamu İhale Kurumu’na yapılacak itirazen şikâyet başvurularında getirilen yüksek başvuru ücretlerinin, ihaleye aday ve istekli olmuş gerçek ve tüzel kişilerin başvurularını ölçüsüzce sınırlandırdığı, bu nedenle kuralın Anayasa’nm 2., 11. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenilen kural ile mal, hizmet veya yapım işleri ihalelerine ilişkin olarak Kamu İhale Kurumu’na yapılacak itirazen şikâyet başvurusu bedelleri yaklaşık maliyetle ilişkilendirilmiş ve buna göre mal, hizmet, yapım işleri ihalelerinde itirazen şikâyet başvuru bedellerinin, ihalelerin yaklaşık maliyetlerine göre kademeli olarak artırılıp azaltılması esası getirilmiştir.

Anayasa’nm 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin önemli ilkelerinden birisi de ölçülülük ilkesidir. Buna göre, hak ve özgürlüklerin kullanım alanına ilişkin kuralların hakkaniyete uygun, dengeli ve ölçülü bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

İptali istenilen kural ile Kuruma yapılan itirazen şikâyet başvurularından alınmakta olan başvuru bedeli, ihalelerin niteliği ve parasal büyüklükleri göz önünde tutularak yeniden belirlenmiştir. Düzenlemenin amacının; şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunacakları iyi niyetli, esas saiki hak arama amacı olan, özenli biçimde hazırlanmış başvurulara sevk etmek, bununla birlikte şikâyet ve itirazen şikâyet sürecinin hızlı ve etkili biçimde gerçekleşmesini temin etmek olduğu anlaşıldığından, itirazen şikâyet başvurularından bedel alınmasının ve bu bedelin yaklaşık maliyete göre kademeli olarak artmasının amaç ve araç arasında makul ve uygun bir ilişki kurduğu ve düzenlemenin amacına ulaşmaya elverişli olduğu görülmekle, kuralın ölçüsüzce düzenlendiği söylenemeyeceğinden söz konusu düzenleme Anayasa’nm 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.”

  • Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

  • Başvurucu Şirket; Anayasa Mahkemesinin 16/6/2011 tarihli kararma konu olan davada tartışma konusunun itirazen şikâyet bedeli alınmasının hukuka aykırı olup olmadığı hususu olduğunu, başvuru konusu olayda ise şikâyetinde haklı çıkmasına rağmen itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmemesinin çekişmeye yol açtığını, Dairenin benzer bir uyuşmazlıkla ilgili vermiş olduğu 30/6/2017 tarihli kararda itirazen şikâyet bedelinin ihale makamından alınabileceğine hükmettiğini, KİK nezdinde yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun hukuka uygun olduğu belirlenmesine rağmen itirazen şikâyet bedelinin iade edilmemesinin ölçülü olmadığını, bu nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  • Başvurucu Şirket ayrıca itirazen şikâyet başvurusunun dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu bir başvuru yolu olduğunu, doğrudan dava açması durumunda 250 TL yargılama gideri ödeyeceğini, itirazen şikâyet başvuru bedelinin ise 6.381 TL olduğunu, 25 kat daha fazla masrafa katlanarak hukuka aykırılığın tespit ettirilebildiğini, haklı çıkmasına rağmen ödenen bedelin kendisine iade edilmemesinin orantısız bir müdahale teşkil ettiğini, içtihatlara aykırı hüküm tesis edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu benzer gerekçelerle eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini dile getirmiştir.
  • Bakanlık görüşünde; başvurucu Şirketin KİK’e yaptığı itirazen şikâyet başvurusu esnasında ödediği başvuru bedelinin alınmasının dayanağının 4734 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (j) fıkrasının (2) numaralı alt bendinde yer alan hüküm olduğu belirtildikten sonra anılan hükmün iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 16/6/2011 tarihli ve E.2009/9 K.2011/103 sayılı kararı ile anılan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmadığı ifade edilmiştir. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesinin bu kararı verirken düzenlemenin amacını da gözönünde bulundurarak kuralın ölçüsüzce düzenlenmediği kanaatine vardığını vurgulayarak başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesinde bu hususların da dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.
  • Başvurucu vekili cevap dilekçesinde; Bakanlık görüşünün başvuru dilekçesinde ileri sürdükleri iddiaları karşılamadığını, anılan Anayasa Mahkemesi kararının başvuru bakımından emsal teşkil etmediğini vurgulamıştır. Karşı beyanda Bakanlığın 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uygulamasına ilişkin görüş bildirmekten imtina ettiği hususuna da dikkat çekilmiştir.

B. Değerlendirme

  • Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

  • Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası yanında aynı gerekçelerle mahkemeye erişim hakkı ile eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Başvurucunun şikâyetinin özünün KİK nezdinde yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun hukuka uygun olduğu belirlenmesine rağmen itirazen şikâyet bedelinin iade edilmemesine yönelik olduğu anlaşılmakla ihlal iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
  • Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

  1. Başvuruya konu itirazen şikâyet başvuru bedelinin başvurucu Şirketin mal varlığından tahsil edildiği dikkate alındığında somut olayda Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkün varlığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
  2. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir (.Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §53).
  3. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa’nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
  4. Başvurucu Şirketten itirazen şikâyet başvuru bedeli alınması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmekle olup bu müdahalenin mülkiyet hakkının kamu yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
  5. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

  • Anayasa’nm 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarkan ve Afife Tarkan, § 62).
  • Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301,30/12/2014, § 55).
  • Somut olayda idare ve derece mahkemeleri, başvuruya konu itirazen şikâyet başvuru bedelinin kanuni dayanağı olarak 4734 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (j) bendinin (2) numaralı alt bendini göstermiştir. Gerçekten de bu kanun hükmünde söz konusu başvuru bedeli KİK gelirleri arasında sayılmıştır. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükmüne dayanan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte itirazen şikâyetin haklı görülmesi hâlinde başvuru bedelinin iade edilip edilmeyeceği ile ilgili bir düzenlemeye ise 4734 sayılı Kanun’da yer verilmemiştir. Bu hususun ise müdahalenin ölçülülüğü bağlamında tartışılması gerekmektedir. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükmüne dayanan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.
  • Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28,29).
  • Somut olayda KİK tarafından itirazen şikâyet başvuru bedeli alınmasının amacının yersiz başvuruların önüne geçmek ve idari sürecin etkin bir şekilde işlemesini sağlamak olduğu dikkate alındığında bedel öngörülmesinin kamu yararı amacına dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2009/9, K.2011/103, 16/6/2011).
  • Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
  • Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,19/12/2013, § 38).
  • Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin orantılıhğım değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966,15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501,6/7/2017, § 71).
  • İdari veya yargısal başvuru yollarında yapılan giderlerin bunlara sebebiyet veren kişiye -haksız bulunan tarafa- yükletilmesi ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilir. Ancak bireylerin, ilgili sürecin sonunda haklı çıkmalarına rağmen, söz konusu idari başvuru veya dava sebebiyle yapılan giderleri yüklenmeye mahkum edilmeleri mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Son olarak söz konusu idari veya yargısal giderlerin kişilere yükletilmesinin her hâlde, kamu yararı ile karşılaştırıldığında bireyler üzerinde şahsi olarak aşırı bir külfete yol açmaması gerekir.
  • Somut olayda yersiz başvuruların önüne geçilmesi ve idari sürecin etkin bir şekilde işlemesi amacı çerçevesinde itirazen şikâyet başvurusunda bulunacaklardan bedel alınmasının müdahalenin amacını gerçekleştirmeye elverişli olduğu açıktır. Kamu makamlarınca gerçekleştirilen işlemin yalnızca bedel tahsilatı olduğu ve müdahalede kullanılacak en uygun aracın belirlenmesi konusunda kamu makamlarına tanınan takdir yetkisi dikkate alındığında müdahalenin gerekli olduğu da söylenebilir. Bu sebeple müdahalenin orantılılığının tartışılması gerekmektedir.
  • Başvurucu Şirket kendisinden itirazen şikâyet başvuru bedeli alınmasından değil başvurusunda haklı çıkmasına rağmen itirazen şikâyet bedelinin iade edilmemesinden yakınmaktadır.
  • Başvuru konusu olayda KİK’e yapılan itirazen şikâyet başvurusunda başvurucu Şirket haklı bulunmuş ve düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmiştir. KİK’in düzeltici işlem belirlenmesine karar vermesinin nedeni ihaleyi gerçekleştiren idarenin hukuka aykırı işlemidir. 4734 sayılı Kanun’a göre isteklilerin şikâyet ve itirazen şikâyet yollarını tüketmeden dava açmaları mümkün değildir. Başvurucu Şirket idarenin hukuka aykırı işleminin tespitini sağlayabilmek adına 6.381 TL itirazen şikâyet başvuru bedeli yatırmak durumunda kalmıştır. Diğer taraftan başvurucu Şirket şikâyetinde haklı çıkmasına ve ihaleyi yapan idarenin hukuka aykırı işlemi tespit edilmesine rağmen bu tutar kendisine iade edilmemiştir.
  • Yukarıda da değinildiği üzere ilgili kanuna istinaden itirazen şikâyet yolu için başvuru bedeli alınmasının amacı yersiz başvuruların önüne geçmek ve idari sürecin etkin bir şekilde işlemesini sağlamaktır. Başvurucu Şirketten itirazen şikâyet başvuru bedeli alınması belirtilen kamu yararı amacına dayanmakla birlikte haklı çıktıktan sonra bedelin iade edilmemesi şeklinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucu aleyhine aşırı bir külfet yüklememesi gerekmektedir.
  • Başvurucu, mevzuatta öngörülen idari yolları tüketmeden dava açamamaktadır. Hâlbuki doğrudan dava açılabilseydi başvurucu Şirket itirazen şikâyet başvuru bedeli ödemeyecek, davasında haklı çıkması durumunda ise yargılama giderleri karşı tarafa yüklenecektir. Diğer taraftan itirazen şikâyet başvuru bedelinin idari yargıda dava açma masraflarıyla karşılaştırıldığında çok yüksek olduğu görülmektedir. İhaleye katılan isteklilerin hukuka aykırı bir durumla karşılaştıklarında haklı çıksalar dahi itirazen şikâyet başvuru bedelinin kendilerine iade edilmeyeceğini bilmeleri bu yola başvurmalarını engelleyebilmektedir.
  • İhaleyi yapan idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle idari yollara başvurmak zorunda kalan başvurucu Şirkete şikâyetinde haklı çıkmasına rağmen başvuru bedeli iade edilmemiş ve neticede başvurucu Şirketin mal varlığında ödenen bedel kadar eksilme meydana gelmiştir. Başvuru konusu olayda başvurucu Şirkete haklı çıkmasına rağmen itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmemesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvurucu Şirketin menfaatlerinin dikkate alınmaması nedeniyle ölçüsüzdür.
  • Şikâyetinde haklı çıkan başvurucunun söz konusu başvuru bedelini doğrudan yatırdığı KİK’ten almak yerine ayrı bir dava açmaya zorlanması başvurucu aleyhine aşırı bir külfet yüklemektedir. Zira söz konusu bedel kolaylıkla idari süreç içinde ilgili idareye rücu edilebilir. Bu külfetin başvurucuya yükletilmesi ise mülkiyet hakkının usul güvencelerine de uygun düşmemektedir.
  • Diğer taraftan derece mahkemesince başvuru bedeli alınmasına ilişkin kanun hükmünün Anayasa Mahkemesinin 16/6/2011 tarihli ve E.2009/9, K.2011/103 sayılı kararı ile iptal edilmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de anılan karar itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesiyle ilgili değildir. Karardan, itirazen şikâyet bedeli alınmasının hukuka aykırı olup olmadığı hususunun tartışıldığı anlaşılmaktadır.
  • Sonuç olarak itirazen şikâyet başvurusunda alınan başvuru bedelinin lehe karar verilmesine rağmen başvurucu Şirkete iade edilmemesi başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Dolayısıyla müdahalenin kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.
  • Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nm 35. maddesinde güvence altına alman mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

  • 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. ”

  • Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
  • Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
  • Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (.Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
  • İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir {Mehmet Doğan, §§ 58-59; AligülAlkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
  • İncelenen başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden/eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de ihlali giderememiştir. Bu açıdan ihlalin aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı söylenebilir.
  • Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. İdare Mahkemesine (E.2016/1996) gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
  • İhlal tespiti ve yeniden yargılanma kararı verilmesinin yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
  • Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL TL tutarındaki yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
  • HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

  1.  Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
  2. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alman mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
  3. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. İdare Mahkemesine (E.2016/1996) GÖNDERİLMESİNE,
  4. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
  5. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
  6. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Metin Kutusu: Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Resmi Gazeteye ulaşmak için tıklayınız.

itirazen şikayet başvuru bedelinin iade alınmasıkik başvuru bedeli iade alınabilecekkik başvuru bedelinin iadesine dair anayasa mahkemesi kararı
Read more
  • Published in İhale Danışmanlığı, Kik Başvuru Bedelinin İadesine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı
No Comments

ARAÇLARIN SATIŞ, DEVİR VE TESCİL HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

Çarşamba, 18 Mart 2020 by ihaleuzmani

MADDE 1 – 31/1/2018 tarihli ve 30318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğe 50 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ek 1 inci madde eklenmiştir.

“Kolluk kuvvetlerinin geçici kullanımına bırakılan araçlara ilişkin işlemler

EK MADDE 1 – (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal  ve ticareti suçuna karıştığından bahisle elkonulan araçların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayı ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığının geçici kullanımına bırakılması durumunda; ülkemizde veya yabancı bir ülkede tescil kaydı olup olmadığına bakılmaksızın ve başka bir belge aranmadan bu araçlara Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geçici trafik belgesi ve tescil plakası verilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar İçişleri Bakanlığınca belirlenir.”

MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı birlikte yürütür.

İHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankara
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
No Comments

Yetersiz Teknik Görüşe Dayanarak Karar Verilmiş Olması

Salı, 17 Mart 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2019/MK-109

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2018/314306 İhale Kayıt Numaralı “24 Aylık Kit Veya Sarf Karşılığı Laboratuvar Cihazı Kullanımı Alımı” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/314306 ihale kayıt numaralı “24 Aylık Kit veya Sarf Karşılığı Laboratuvar Cihazı Kullanımı Alımı” ihalesine ilişkin olarak, Dirim Tıp Özel Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 20.12.2018 tarihli ve 2018/UM.I-2067 sayılı karar ile “1) Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince ihalenin 8’inci kısmına yönelik düzeltici işlem belirlenmesine,

2) Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince ihalenin 20’nci kısmına yönelik itirazen şikâyet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle, Dirim Tıp Özel Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesinin 31.01.2019 tarihli ve E:2019/40, K:2019/173 sayılı kararı ile “… Dava, Bursa İl Sağlık Müdürlüğünce, 29.08.2018 tarihinde, açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “24 Aylık Kit veya Sarf Karşılığı Laboratuvar Cihazı Kullanımı Alımı” ihalesine katılan ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunan davacı şirketin ihalenin 8. kısmı yönünden değerlendirme dışı bırakılması yönünde düzeltici işlem belirlenmesine ve davacının iddia ettiğinin aksine, Medikoset Tıbbi Ür. San. veTic. Ltd. Şti. – Fulset Teks. Özel Sağ. Hizm. Sağ. Mal. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ince teklif edilen cihazın numune kapağının olduğu yönünde karar verilmesine ilişkin Kamu İhale Kurulunca verilen 20.12.2018 tarih ve 2018/UM.I-2067 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.

…

Dosyanın incelenmesinden, Bursa İl Sağlık Müdürlüğünce, 29.08.2018 tarihinde, açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “24 Aylık Kit veya Sarf Karşılığı Laboratuvar Cihazı Kullanımı Alımı” ihalesine katılan ve ihalenin 8. Grubu Hormon Otoanalizör Cihazları alımına ilişkin olarak üçüncü en iyi fiyat teklifinde bulunan davacı tarafından şikâyet başvurusunda bulunulduğu ve en iyi fiyat teklifinde bulunan Deva Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından teklif edilen cihazın Teknik Şartnamenin C.1, C.3 ve C.4. maddelerini karşılamadığı; ikinci en iyi fiyat teklifini sunan Medikoset Tıbbi Ür. San. ve Tİc. Ltd. Şti. – Fulset Teks. Özel Sağ. Hizm. Sağ. Mal. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından teklif edilen cihazın ise numune kapağı bulunmadığından Teknik Şartnamenin C.6. maddesini karşılamadığının belirtildiği, davalı idare tarafından bu itiraza ilişkin olarak teknik görüş alındığı ve alınan görüş doğrultusunda davacı tarafından teklif edilen cihazın 150 test/saat hızını haiz olduğu ve İnegöl Devlet Hastanesi için istenilen 600 test/saat minimum toplam hızını 3 cihaz ile sağlayamadığından teklifinin değerlendirme dışı bırakılması yönünde düzeltici işlem belirlenmesine ve ikinci iddiası yönünden de alınan teknik görüşte hem Deva Kimya San. ve Tic. Ltd. Şirketi hem de Medikoset Tıbbi Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. – Fulset Teks. Özel Sağ. Hizm. Sağ. Mal. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şirketlerince sunulan cihazların şartnamedeki koşulları sağladığı yönünde olduğundan davacının iddiasının yerinde olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararının tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

…

Kamu ihale Kurumunun itirazen şikayet başvurularını inceleme sürecinde, özel uzmanlık gerektiren teknik hususlarla ilgili olarak ihtisas sahibi kişilerin görüşüne başvurması gerekmekle birlikte, işleme esas alınacak teknik görüşün uyuşmazlığa ilişkin hususları kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturması, somut ve bilimsel kriterler gözetilmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucu bir gerekçe oluşturulması ile iddiaları karşılama konusunda yeterli olması gerekmektedir.

Dava konusu işleme esas alınan teknik görüşte, teknik şartnamede yer alan İnegöl Devlet Hastanesi için teknik şartnamede aranılan en fazla/en az 3 cihaz ile minimum toplam hızın 600 test/saat olması şartının davacı şirketin sunduğu Abbott marka cihazın 150 test/saat hızında olarak ifade edildiği gerekçesiyle bu şartı sağlayamayacağı ifade edilmiş ise de, davacının sunmuş olduğu şartnameye uygunluk belgesinde hangi hastaneler için 100 test/saat hızında cihaz sunacağını belirttiği, ancak diğer hastaneler için sunacağı cihazın test/saat hızının belirtilmediği, ancak idarenin aradığı 150 test/saat hızından daha düşük olamayacağının taahhüt edildiği ve zaten davacının teklif ettiği Abbott marka cihazların 2 farklı modelinden birinin 100 test/saat diğerinin ise 200 test/saat hızında olduğu, dolayısıyla bilirkişice davacının beyan etmediği bir hususda cihazın hızının 150 test/saat hızında beyan edilmiş olduğu kabul edilerek görüş verildiği, ayrıca davacının diğer iki şirketin sunduğu cihazların şartnamede aranılan “numune, reaktif ve reaksiyon bölümlerinin kapaklan bulunmalı” şartının sağlanmadığı iddiası yönünden sadece şirketlerin beyanı ile yetinmiş olduğu gözönüne alındığında, uyuşmazlığı karşılama konusunda yeterliği olmadığı kanaatine varılan teknik görüş doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.” şeklinde gerekçe belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulunun 20.12.2018 tarihli ve 2018/UM.I-2067 sayılı kararın birinci iddia kapsamında başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına yönelik yapılan değerlendirmeler ile ikinci iddiaya ilişkin değerlendirmelerin iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, birinci iddianın başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ile ilgili kısmı ve ikinci iddia bakımından esasın yeniden incelenmesine,

Oybirliği ile karar verildi.

İhale Danışmanı Ankaraihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
No Comments
  • 59
  • 60
  • 61
  • 62
  • 63

KİK KARARLARI

VIEW ALL
  • İhale Kapsamında Tedarik Edilmesi Gereken Maddeler İçin Belli Bir Markaya İşaret Edilmesinin Hukuka Aykırılığı

  • İhalenin İptal Edilmesi – İdarenin Takdir Hakkını İhale Hukukunun Temel İlkeleri Çerçevesinde Kullanmasının Gerektiği – Danıştay Kararı

HİZMET AŞIRI DÜŞÜK

VIEW ALL
  • ÖNEMLİ TEKLİF BİLEŞENİ BELİRTİLMEDEN YAPILAN AŞIRI DÜŞÜK SORGULAMALARI MEVZUATA AYKIRIDIR

  • SORGULAMA YAZISINDA AÇIKLAMA İSTENİLEN MALİYET BİLEŞENLERİ NET OLMALIDIR

YAPIM AŞIRI DÜŞÜK

VIEW ALL
  • İdareye Süresi İçerisinde Şikayet Başvurusunda Bulunmayan Başvuru Sahibinin İddiası Süre Yönünden Reddedilir

  • İhale Kapsamında Sunulan Faturalarda Birim Fiyat Bilgisi Bulunmayanların Kabul Edilmemesi ve Bulunanların İse İş Deneyim Tutarını Sağlamaması

DUYURULAR

VIEW ALL
  • 1 Haziran 2019 İtibariyle İhale Dokümanlarının İdarelerden Satın Alınması Uygulaması Kaldırılıyor

  • Kameder Danışmanlık

Ankara Web Tasarım © 2015. All rights reserved.

TOP