İhale Danışmanlığı - Araç Kiralama - Yemek - Yapım Aşırı Düşük Hazırlama - Kamu İhale Danışmanlığı Ankara

  • ANA SAYFA
  • HİZMETLER
    • AŞIRI DÜŞÜK HİZMETLERİ
      • HİZMET AŞIRI DÜŞÜK
      • YAPIM AŞIRI DÜŞÜK
    • ŞİKAYET HİZMETLERİ
      • ŞİKAYET DİLEKÇESİ HAZIRLAMA
      • İTİRAZEN ŞİKAYET DİLEKÇESİ HAZIRLAMA
    • İDARE UYUŞMAZLIK HİZMETLERİ
      • ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
      • İDARİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
    • DANIŞMANLIK HUKUKİ GÖRÜŞ HİZMETLERİ
  • REFERANSLAR
  • KARARLAR
  • İLETİŞİM

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 517)

Pazartesi, 24 Şubat 2020 by ihaleuzmani

1. Amaç ve Kapsam

Vergi sistemimizde re’sen, ikmalen ve idarece yapılan vergi tarhiyatları ile kesilen vergi cezalarına ilişkin ihbarnamelerin tebliğ edilmesini müteakip mükellefler sahip oldukları yasal hakları çerçevesinde çeşitli mekanizmaları kullanabilmektedir. Bunlardan, uzlaşma ve cezada indirim müesseseleri yargılama sürecine gerek kalmaksızın durumun çözümlenmesini sağlayan idari mekanizmalar iken mükellefler bu tarhiyat ve cezalara dava açmak suretiyle ihtilafın yargı birimlerince çözümlenmesi yoluna da gidebilmektedir.

Söz konusu tarhiyat ve cezaların mükelleflerce yargı denetimine götürülmesi Anayasal ve kanuni bir hak olup, verilecek yargı kararına göre İdarece işlem yapılması da yine Anayasal ve kanuni bir gerekliliktir. Bununla birlikte, vergi yargısında istinaf ve temyiz yolu açık olan kararlar, bu kararlara karşı söz konusu kanun yollarının taraflarca kullanılması hâlinde kesin olma mahiyetini taşımamakta, yargılama süreci devam etmekte ve yargı mercilerince verilen kararlara göre nihai hâlini almaktadır.

Bugün gelinen noktada, yargılama sürecinin sonuçlanmasını beklemeksizin tarhiyat ve cezalara ilişkin uyuşmazlıkların yargılama aşamasında da çözümlenmesini ve böylece İdare ile mükellefler arasında tarhiyat ve cezalara ilişkin çözüm ve uyumu her aşamaya yaymayı sağlayacak bir müesseseye ihtiyaç duyulmuştur.

Bu anlamda, İdare ile mükellefler arasında vergi ve cezalara ilişkin olarak ortaya çıkan ihtilafların yargı aşamasında da mükelleflerin tercihlerine bağlı olarak sonlandırılması, yargı mercilerinin iş yüklerinin azaltılması ile uyuşmazlık konusu vergi ve cezaların müessese kapsamında tahakkuku ve tahsilinin sağlanması amacıyla 7/12/2019 tarihli ve 30971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 27 nci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 379 uncu maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmek suretiyle vergi sistemimizde “Kanun yolundan vazgeçme” müessesesi ihdas edilmiştir.

Buna göre, özetle; vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda mükelleflerin, istinaf veya temyiz başvuru süresi içerisinde kanun yolundan vazgeçmeleri hâlinde, İdarece de ihtilaflar sürdürülmeyecek, verilen yargı kararının niteliğine göre vergi ve/veya cezalar indirimli olarak tahakkuk edecektir. Bu şekilde tahakkuk eden vergilerin ve/veya cezaların vergiye ilişkin gecikme faiziyle süresinde ödenmesi hâlinde ayrıca indirim uygulanacaktır.

Bu Tebliğde mezkûr 379 uncu maddeye ilişkin açıklamalar yer almakta ve uygulamaya yönelik usul ve esaslar belirlenmektedir.

2. Yasal Düzenlemeler ve Dayanak

7194 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesi “Kanun yolundan vazgeçme:” başlığı altında “Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);

1. Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,

2. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,

mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.

Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır.

Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve bu dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih kanun yolundan vazgeçme tarihi olarak kabul edilir. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmez. Kanun yolundan vazgeçildiği hâlde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda ise bu başvurular incelenmez.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilir.

Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.” şeklinde düzenlenmiş olup, ayrıca 7194 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle de 213 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin gecikme faizinin hesaplanmasıyla ilgili (3) numaralı fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere “379 uncu madde kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar;” hükmünün yer aldığı (c) bendi eklenmiştir.

3. Kanun Yolundan Vazgeçme Kapsamındaki Kararlar

Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlar (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç) kanun yolundan vazgeçme kapsamındadır. Dolayısıyla bir yargı kararının kanun yolundan vazgeçme kapsamında olması için;

1. Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan dava sonucu verilen karar olması,

2. Vergi mahkemesince verilen karara karşı istinaf veya bölge idare mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolunun açık olması,

3. Kararın Danıştayın bozma kararı üzerine verilmemiş olması

şartlarını birlikte taşıması gerekmektedir.

Bu itibarla, örneğin;

– Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde dava açılmaması nedeniyle davanın süre aşımı gerekçesiyle reddi yönünde verilen,

– Davanın ehliyet yönünden reddi şeklinde verilen,

– İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen,

– Vergi mahkemesince verilip istinaf yolu açık olmayan kesin nitelikli,

– Bölge idare mahkemesince verilip temyiz yolu açık olmayan kesin nitelikli,

– Danıştayın bozma kararı üzerine verilen,

– Vergi/ceza ihbarnamesine karşı açılmamış olan davalarda verilen,

– Beyanname verilmesi üzerine tahakkuk fişi esasına göre yapılan tarhiyatlara açılan davalarda verilen,

– 213 sayılı Kanun kapsamında yapılan şikâyet yoluyla müracaatın reddi üzerine açılan davalarda verilen,

– Ödeme emrinin tebliği, haciz gibi takip ve tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda verilen

kararlar ile buna benzer kararlar kanun yolundan vazgeçme müessesesi kapsamında değildir.

4. Kanun Yolundan Vazgeçme Müessesesinden Yararlanmak İçin Şartlar

Kanun yolundan vazgeçme müessesesinden yararlanabilmek için;

1. Bu müessese kapsamında olan yargı kararının mahkemece mükellefe tebliği üzerine, mükellef için geçerli olan istinaf veya temyiz başvuru süresi içerisinde, kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin dava konusu edilen vergi/ceza ihbarnamesini düzenleyen vergi dairesine verilmesi,

2. Kanun yolunun kullanılmasından vazgeçilen kararın mükellefe tebliğ edildiği tarihi gösteren belge (mahkemeden alınan belge, tebliğ tarihini gösteren tebligata ilişkin belge vs.) ile birlikte verilen karar örneğinin bu dilekçeye eklenmesi,

3. Verilen dilekçede dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğinin beyan edilmesi

gerekmektedir.

Bu itibarla, başvuruların, mükellef için geçerli olan istinaf ve temyiz süreleri içerisinde yapılması gerekmekte olup, bu sürelerden sonra yapılan başvurular için 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Yapılan başvuruların taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi veya özel dağıtım şirketleri tarafından getirilmesi hâlinde ise vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınır.

Dava konusu edilen vergi ve/veya cezaların bir kısmı için veya birden fazla ihbarnamenin tek davaya konu olması durumunda ihbarnamelerin biri ya da bir kısmı için başvuru yapılmış olması hâlinde söz konusu madde hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Kanun yolundan vazgeçme başvurusu, mükellefin veya vekilinin ya da temsilcisinin ad ve soyadları veya unvanları ile imzalı olarak ve dava konusu vergi/ceza ihbarnamesini düzenleyen vergi dairesine hitaben yazılan bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek-1) ile yapılır. Kanun yolundan vazgeçilen her bir karar için ayrı ayrı dilekçe verilir.

5. Kanun Yolundan Vazgeçme Durumunda Tahakkuk Edecek Vergi ve/veya Cezalar

Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde, tahakkuk edecek vergi ve/veya cezaların hesaplanmasında istinaf veya temyiz yolu kullanılmayan yargı kararı dikkate alınacaktır. Örneğin, vergi mahkemesince verilen karara karşı bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bunun üzerine bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık olan karara karşı kanun yolundan vazgeçilmiş olması hâlinde, kaldırılan ve/veya tasdik edilen vergi ve/veya ceza tutarı üzerinden tahakkuk edecek vergi ve cezaların hesaplanmasında, vergi mahkemesince verilen karar değil bölge idare mahkemesince verilen karar esas alınacaktır.

Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde, istinaf veya temyiz yolu kullanılmayan yargı kararına göre;

– Konusu sadece vergi olan davalarda, bu verginin kaldırılması durumunda verginin %60’ı tahakkuk edecek, verginin kalan %40’ı terkin edilecek, bu verginin tasdik edilmesi durumunda ise verginin tamamı tahakkuk edecek,

– Vergi ve buna bağlı vergi ziyaı cezasının kaldırılması durumunda, verginin %60’ı tahakkuk edecek, verginin kalan %40’ı ve vergi ziyaı cezasının tamamı terkin edilecek,

– Vergi ve buna bağlı vergi ziyaı cezasının tasdik edilmesi durumunda, verginin tamamı ve vergi ziyaı cezasının %75’i tahakkuk edecek, vergi ziyaı cezasının kalan %25’i terkin edilecek,

– Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması durumunda, bu cezaların %25’i tahakkuk edecek, kalan %75’i terkin edilecek, bu kapsamdaki cezaların tasdik edilmesi hâlinde ise cezaların %75’i tahakkuk edecek, kalan %25’i terkin edilecektir.

Yargı mercilerince vergi ve/veya cezaların kısmen tasdik edilmesi kısmen kaldırılması durumunda da vergi ve/veya cezalar, tasdik edilen ve kaldırılan kısmına göre yukarıda yer verilen oranlarda tahakkuk edeceğinden tahakkuk edecek kısımlar dışında kalan tutarlar terkin edilecektir.

6. Vergi Dairesince Yapılması Gereken İşlemler

Mükelleflerin kanun yolundan vazgeçmeye ilişkin dilekçelerini vermeleri üzerine vergi dairesince dilekçe;

– Başvuruya ilişkin yargı kararının, kararın mükellefe tebliğ edildiği tarihi gösteren belgeyle birlikte dilekçeye eklenip eklenmediği,

– Başvuruya ilişkin yargı kararının kanun yolundan vazgeçme kapsamında olup olmadığı,

– Başvurunun ilgisine göre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8 inci maddesi de dikkate alınarak istinaf veya temyiz süresinde yapılıp yapılmadığı

yönlerinden incelenir.

Yapılan başvurunun gerekli şartları sağlaması hâlinde başvuru tarihi itibarıyla vergi ve/veya cezalar 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinde belirlenen oranlarda tahakkuk edeceğinden, buna ilişkin tahakkuk fişi düzenlenir. Tahakkuk fişi ile ilgili olarak 213 sayılı Kanun ve diğer mevzuat uyarınca vergi dairesince gerekli işlemler yapılır. Tahakkuk tarihinden başlamak üzere 1 aylık ödeme süresi esas alınmak suretiyle vade belirlenir. Kanun yolundan vazgeçilmesinden evvel mahkeme kararına göre tahakkuk eden tutarlar var ise terkin edilir.

Kanun yolundan vazgeçme kapsamında verilen dilekçeler, dilekçe ekinde verilmiş olan kararlar ve tebliğ tarihini gösteren belgelerle birlikte 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesinde yer alan hükümlere ve söz konusu madde kapsamında İdarece de ihtilafın sürdürülmeyeceğine ilişkin açıklamalara da yer verilmek suretiyle yazılacak bu Tebliğin ekinde yer alan üst yazı örneğine (Ek-2) uygun olarak hazırlanan yazıyla birlikte derhal ilgili yargı merciine gönderilir.

7. Ödeme ve Süresinde Ödemeye Bağlı Olarak Yapılacak İndirim

Kanun yolundan vazgeçme kapsamında tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tahakkuk eden tutarların vadesinde ödenmemesi kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecektir. Vadesinde ödenmeyen tutarlar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Tahakkuk eden vergilere 213 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar gecikme faizi hesaplanır.

Kanun yolundan vazgeçme kapsamında tahakkuk eden vergi ve cezaların %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bir ay içinde tamamen ödenmesi şartıyla vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Bu durumda, gecikme faizi verginin indirimden sonra kalan %80’lik kısmı üzerinden hesaplanır. Ancak, mahkeme kararında tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında bu indirim yapılmaz. Dolayısıyla, vergide söz konusu indirim ancak, kanun yolundan vazgeçme kapsamındaki kararda verginin kısmen ya da tamamen kaldırılan kısmı üzerinden tahakkuk eden tutardan yapılabilir.

İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve vergi cezaları ile gecikme faizinin birlikte ve tamamen (indirilen kısımları hariç) süresinde ödenmesi şarttır. Bu itibarla, ödemenin süresinde yapılmaması veya ödenmesi gereken gecikme faizi, vergi ve cezaların tamamı yerine bir kısmının ödenmesi durumunda söz konusu indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve cezalar için 379 uncu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilir. Söz konusu mahsup işleminden dolayı iadesi gereken bir tutar bulunması hâlinde ise 6183 sayılı Kanun kapsamında ret ve iade işlemi yapılır.

8. Kanun Yolundan Vazgeçmeye İlişkin Örnekler

Örnek 1: Mükellef (A) hakkında Katma Değer Vergisi (KDV) 2019/Eylül dönemine ilişkin yapılan vergi incelemesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca Ostim Vergi Dairesince 100.000 TL re’sen KDV tarh edilmiş, 100.000 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı süresinde vergi mahkemesinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere vergi ve cezanın tamamının tasdik edilmesi yönünde karar verilmiştir. Buna ilişkin mahkeme kararı; İdareye 25/9/2020’de, mükellefe ise 6/10/2020’de tebliğ edilmiştir.

Mükellefin 30 günlük istinaf süresi, kendisine yapılan tebliğ tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu durumda, 5/11/2020 tarihine kadar kanun yolundan vazgeçme kapsamında başvurunun yapılması şartıyla mükellef 379 uncu madde hükmünden yararlanabilecektir.

Mükellef (A) 2/11/2020 tarihinde kanun yolundan vazgeçme kapsamında Ostim Vergi Dairesine başvurmuştur. Bu durumda;

– 100.000 TL vergi tasdik edildiği için bu tutarın tamamı ve

– Bu vergiye bağlı 100.000 TL vergi ziyaı cezası tasdik edildiği için bu tutarın %75’i olan 75.000 TL

olmak üzere toplamda 175.000 TL (100.000 TL vergi + 75.000 TL vergi ziyaı cezası) tahakkuk edecek, 25.000 TL tutarındaki ceza kısmı ise terkin edilecektir.

Mükellef, kanun yolundan vazgeçme dilekçesini 2/11/2020 tarihinde verdiğinden bu tarih tahakkuk tarihi olacaktır. Tahakkuk eden tutarların maddeye göre 1 ay içinde ödenmesi gerektiğinden son ödeme tarihi 2/12/2020 olacaktır.

213 sayılı Kanunun 112 nci maddesine göre, KDV’nin normal vade tarihi olan 26/10/2019 tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih olan 2/11/2020 tarihine kadar 100.000 TL tutarındaki vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanacaktır.

Mükellefin ödeme süresinin son günü olan 2/12/2020 tarihine kadar;

– Tahakkuk eden vergi tutarının tamamı olan 100.000 TL’yi,

– 100.000 TL vergi üzerinden hesaplanacak gecikme faizini ve

– Tahakkuk eden ceza tutarının %80’i (75.000 * %80 = 60.000 TL) olan 60.000 TL’yi

birlikte ödemesi durumunda tahakkuk eden ceza tutarının %20’si olan 15.000 TL ayrıca indirilecektir. Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilecektir.

Mükellefin vadesinde ödeme yapmaması, kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecektir. Bu durumda ödemeye bağlı indirim imkânından yararlanılamayacak ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Örnek 2: Mükellef (B) hakkında KDV 2019/Eylül dönemine ilişkin yapılan vergi incelemesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca Bakırköy Vergi Dairesince 100.000 TL re’sen KDV tarh edilmiş, 100.000 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Söz konusu ihbarnameye ilişkin İdare ile mükellef arasında 30/4/2020’de yapılan tarhiyat sonrası uzlaşma görüşmesinde uzlaşma vaki olmamıştır.

Mükellef bu ihbarnameye karşı süresinde vergi mahkemesinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere vergi ve cezanın tamamının kaldırılması yönünde karar verilmiştir. Buna ilişkin mahkeme kararı mükellefe 6/10/2020’de tebliğ edilmiştir. İdareye ise henüz tebligat yapılmamıştır.

Mükellefin 30 günlük istinaf süresi, kendisine yapılan tebliğ tarihinden itibaren başladığından 5/11/2020 tarihine kadar kanun yolundan vazgeçme kapsamında başvurunun yapılması şartıyla mükellef 379 uncu madde hükmünden yararlanabilecektir.

Mükellef 2/11/2020 tarihinde kanun yolundan vazgeçme kapsamında Bakırköy Vergi Dairesine başvurmuştur. Bu durumda; 100.000 TL vergi kaldırıldığı için bu tutarın %60’ı olan 60.000 TL tutarındaki vergi tahakkuk edecek, verginin kalan kısmı olan 40.000 TL ile vergiye bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezasının tamamı (100.000 TL) terkin edilecektir.

Mükellef, kanun yolundan vazgeçme dilekçesini 2/11/2020 tarihinde verdiğinden bu tarih tahakkuk tarihi olacaktır. Tahakkuk eden tutarların maddeye göre 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda son ödeme tarihi 2/12/2020 olacaktır.

213 sayılı Kanunun 112 nci maddesine göre, KDV’nin normal vade tarihi olan 26/10/2019 tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih olan 2/11/2020 tarihine kadar 60.000 TL tutarındaki vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanacaktır. Mükellefin ödeme süresinin son günü olan 2/12/2020 tarihine kadar;

– Tahakkuk eden vergi tutarının %80’i (60.000 * %80 = 48.000 TL) olan 48.000 TL’yi ve

– 48.000 TL vergi üzerinden hesaplanacak gecikme faizini

birlikte ödemesi durumunda tahakkuk eden tutarın %20’si olan 12.000 TL vergi ayrıca indirilecektir. Bu durumda 48.000 TL üzerinden gecikme faizi hesaplanacak olup, daha önce 60.000 TL üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ise buna göre düzeltilmesi icap etmektedir.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilecektir.

Mükellefin vadesinde ödeme yapmaması, kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecektir. Bu durumda ödemeye bağlı indirim imkânından yararlanılamayacak ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Örnek 3: Mükellef (C) hakkında KDV 2019/Eylül dönemine ilişkin yapılan vergi incelemesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca Erciyes Vergi Dairesince 100.000 TL re’sen KDV tarh edilmiş, 100.000 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere verginin 50.000 TL ve bu vergiye bağlı vergi ziyaı cezasının 50.000 TL tutarındaki kısımlarının tasdik edilmesi, vergi ve cezanın kalan kısımlarının ise kaldırılması yönünde karar verilmiştir. Buna ilişkin mahkeme kararı; İdareye 25/9/2020 tarihinde, mükellefe ise 6/10/2020’de tebliğ edilmiştir.

Mükellefin 30 günlük istinaf süresi, kendisine yapılan tebliğ tarihinden itibaren başladığından 5/11/2020 tarihine kadar kanun yolundan vazgeçme kapsamında başvurunun yapılması şartıyla mükellef 379 uncu madde hükmünden yararlanabilecektir.

Mükellef 2/11/2020 tarihinde kanun yolundan vazgeçme kapsamında Erciyes Vergi Dairesine başvurmuştur. Bu durumda;

– 50.000 TL vergi tasdik edildiği için bu tutarın tamamı,

– 50.000 TL vergi kaldırıldığı için bu tutarın %60’ı olan 30.000 TL ve

– Bu vergiye bağlı 50.000 TL vergi ziyaı cezası tasdik edildiği için bu tutarın %75’i olan 37.500 TL

olmak üzere toplamda 117.500 TL (80.000 TL vergi + 37.500 TL vergi ziyaı cezası) tahakkuk edecek, kalan tutar olan 82.500 TL (20.000 TL vergi + 62.500 TL vergi ziyaı cezası) terkin edilecektir.

Mükellef kanun yolundan vazgeçme dilekçesini 2/11/2020 tarihinde verdiğinden bu tarih tahakkuk tarihi olacaktır. Tahakkuk eden tutarların maddeye göre 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda son ödeme tarihi 2/12/2020 olacaktır.

213 sayılı Kanunun 112 nci maddesine göre, KDV’nin normal vade tarihi olan 26/10/2019 tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih olan 2/11/2020 tarihine kadar 80.000 TL tutarındaki vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanacaktır.

Mükellefin ödeme süresinin son günü olan 2/12/2020 tarihine kadar;

– Tasdik edilen vergi tutarının tamamı olan 50.000 TL’yi,

– Kaldırılan vergiye ilişkin tahakkuk eden 30.000 TL’nin %80’i (30.000 * %80 = 24.000 TL) olan 24.000 TL’yi,

– 74.000 TL (50.000 TL + 24.000 TL) vergi üzerinden hesaplanacak gecikme faizini ve

– Tahakkuk eden ceza tutarının %80’i (37.500 * %80 = 30.000 TL) olan 30.000 TL’yi

birlikte ödemesi durumunda verginin kaldırılan kısmına ilişkin tahakkuk eden tutarının % 20’si olan 6.000 TL ve cezanın tahakkuk eden tutarının %20’si olan 7.500 TL (toplamda, 6.000 TL vergi + 7.500 TL vergi ziyaı cezası = 13.500 TL) ayrıca indirilecektir. Daha önce 80.000 TL üzerinden hesaplanan gecikme faizinin buna göre düzeltilmesi icap etmektedir.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilecektir.

Mükellefin vadesinde ödeme yapmaması, kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecektir. Bu durumda ödemeye bağlı indirim imkânından yararlanılamayacak ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Örnek 4: Mükellef (Ç) hakkında 2018 yılının Gelir Vergisi ve Gelir Geçici Vergi yönünden incelenmesi sonucunda düzenlenen rapor uyarınca Kazım Karabekir Vergi Dairesince, 100.000 TL Gelir Vergisi tarh edilmiş, buna bağlı olarak 300.000 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş, ayrıca incelemeye ilişkin rapor uyarınca Gelir Geçici Vergi yönünden 2018/9-12 dönemi Gelir Geçici Vergi aslı aranmaksızın 60.000 TL vergi ziyaı cezası ve 100.000 TL özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere; 100.000 TL tutarındaki Gelir Vergisinin ve Gelir Vergisi üzerinden kesilen 300.000 TL vergi ziyaı cezasının tümü tasdik edilmiş, aslı aranmayan Geçici Vergiye ilişkin vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezasının ise tümü kaldırılmıştır. Mükellef, vergi mahkemesinin bu kararına göre vergi dairesince düzenlenen ihbarnamenin kendisine tebliği üzerine 75.000 TL ödeme yapmıştır.

Bu karara karşı istinaf yolunun kullanılması sonucu bölge idare mahkemesi temyiz yolu açık olmak üzere, vergi mahkemesinin kararını, Gelir Vergisine bağlı kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı hariç uygun bulmuş, Gelir Vergisine bağlı kesilen vergi ziyaı cezasının 200.000 TL tutarındaki kısmını kaldırmıştır.

Buna ilişkin bölge idare mahkemesi kararı mükellefe 6/10/2020’de tebliğ edilmiştir. İdareye ise henüz tebligat yapılmamıştır.

Mükellefin 30 günlük temyiz süresi, kendisine yapılan tebliğ tarihinden itibaren başladığından 5/11/2020 tarihine kadar kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin verilmesi şartıyla mükellef söz konusu 379 uncu madde hükmünden yararlanabilecektir.

Mükellef 2/11/2020 tarihinde kanun yolundan vazgeçme kapsamında Kazım Karabekir Vergi Dairesine başvurmuştur. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde, tahakkuk edecek vergi ve cezaların hesaplanmasında temyiz yolu kullanılmayan yargı kararı dikkate alınacaktır. Bu itibarla örneğe göre bölge idare mahkemesinin kararı esas alınacaktır. Bu durumda;

– 100.000 TL vergi tasdik edildiği için bu tutarın tamamı,

– Bu vergiye bağlı 100.000 TL vergi ziyaı cezası tasdik edildiği için bu tutarın %75’i olan 75.000 TL,

– 60.000 TL tutarında aslı dava konusu olmayan geçici vergiye ilişkin vergi ziyaı cezası kaldırıldığı için bu tutarın %25’i olan 15.000 TL ve

– 100.000 TL tutarında özel usulsüzlük cezası kaldırıldığı için bu tutarın %25’i olan 25.000 TL

olmak üzere toplamda 215.000 TL (100.000 TL vergi + 90.000 TL vergi ziyaı cezası + 25.000 TL özel usulsüzlük cezası) tahakkuk edecek, kalan tutar olan 345.000 TL (270.000 TL vergi ziyaı cezası + 75.000 TL özel usulsüzlük cezası) terkin edilecektir.

Mükellef kanun yolundan vazgeçme dilekçesini 2/11/2020 tarihinde verdiğinden bu tarih tahakkuk tarihi olacaktır. Tahakkuk eden tutarların maddeye göre 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda son ödeme tarihi 2/12/2020 olacaktır.

213 sayılı Kanunun 112 nci maddesine göre, Gelir Vergisinin birinci taksiti olan 50.000 TL için normal vade tarihi olan 31/3/2019 tarihinden ve ikinci taksiti olan 50.000 TL için ise normal vade tarihi olan 31/7/2019 tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih olan 2/11/2020 tarihine kadar gecikme faizi hesaplanacaktır.

Mükellefin ödeme süresinin son günü olan 2/12/2020 tarihine kadar;

– Tasdik edilen vergi tutarının tamamı olan 100.000 TL’yi,

– 100.000 TL (50.000 TL + 50.000 TL) vergi üzerinden hesaplanacak gecikme faizini,

– Gelir Vergisine ilişkin tahakkuk eden vergi ziyaı cezası tutarının %80’i (75.000 * %80 = 60.000 TL) olan 60.000 TL’yi,

– Geçici Vergiye ilişkin tahakkuk eden vergi ziyaı cezası tutarının %80’i (15.000 * %80 = 12.000 TL) olan 12.000 TL’yi ve

– Özel usulsüzlük cezasına ilişkin tahakkuk eden ceza tutarının %80’i (25.000 * %80 = 20.000 TL) olan 20.000 TL’yi

birlikte ödemesi durumunda söz konusu cezaların % 20’si olan 23.000 TL (18.000 TL vergi ziyaı cezası + 5.000 TL özel usulsüzlük cezası = 23.000 TL) ayrıca indirilecektir.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve cezalar için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edileceğinden mükellefin, daha önce vergi mahkemesi kararına göre düzenlenen ihbarnamenin kendisine tebliği üzerine ödediği 75.000 TL mahsup sırasında dikkate alınacaktır.

Mükellefin vadesinde ödeme yapmaması, kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecektir. Bu durumda ödemeye bağlı indirim imkânından yararlanılamayacak ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Örnek 5: Mükellef (D) hakkında 2018 yılının Gelir Vergisi yönünden incelenmesi sonucunda düzenlenen rapor uyarınca Selçuk Vergi Dairesince, 200.000 TL Gelir Vergisi tarh edilmiş ve buna bağlı olarak 200.000 TL vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Mükellef bu ihbarnameye karşı vergi mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Mükellef istinaf süresi içerisinde vergi dairesine kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vermiştir.

Karara göre vergi/ceza ihbarnamesine süresinde dava açılmamıştır. Söz konusu karar kanun yolundan vazgeçme kapsamında olmadığından, mükellef bu müesseseden yararlanamayacaktır.

9. Diğer Hususlar

İstinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilemeyecek ve bu alacaklar için icra takibi yapılamayacaktır.

Bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçelerin muhteviyatında değişiklik yapmaya İdare yetkilidir.

10. Yürürlük

Bu Tebliğ 1/1/2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

11. Yürütme

Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

İHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
No Comments

Tek Geçerli Teklif Olan İhalede İdare Tarafından İhalenin İptal Edilmemiş Olması

Salı, 18 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2017/MK-502

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2017/322920 İhale Kayıt Numaralı “2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında Lise Öğrenci Taşıma İşi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Doğubeyazıt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan 2017/322920 ihale kayıt numaralı “2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında Lise Öğrenci Taşıma İşi” ihalesine ilişkin olarak Labos Turizm Geri Dönüşüm Med. İnş. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 20.09.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2536 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Labos Turizm Geri Dönüşüm Med. İnş. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 20.11.2017 tarihli E:2017/2798, K: 2017/3163 sayılı kararında, “

…

Olayda; davacı tarafından, teklifin yaklaşık maliyete çok yakın olmasının yaklaşık maliyet bedelinin iş ortaklığına sızdırıldığını ortaya koyduğunu ve bu açıdan da 4734 sayılı Kanundaki güvenirlik ve gizlilik ilkelerine aykırı olarak ihalenin gerçekleştirildiği ileri sürülmüşse de, ileri sürülen bu iddiayla ilgili olarak davacının dava dosyasına somut bilgi ve belge sunamadığı, öte yandan ihale dosyasında da bu hususla ilgili bilgi ve belge bulunmadığından davacının bu iddiası yerinde görülmemiş, bu hususla ilgili olarak itirazen şikayet başvurusunun reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak, 5 adet ihale dokümanı satın alındıktan sonra 4 isteklinin teklif verdiği ve yalnızca 1 adet teklifin geçerli kabul edildiği ihalede, ihalenin üzerinde bırakıldığı iş ortaklığının teklifinin yaklaşık maliyete çok yakın bir tutar olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, 4734 sayılı Kanun uyarınca kamu idareleri tarafından yapılacak ihalelerde gözetilmesi gereken temel ilkelerden olan “rekabetin” oluşmadığı ve “kaynakların verimli kullanılmadığı” sonucuna varıldığından, ihalenin kamu yararı çerçevesinde ihaleyi yapan idarece iptal edilerek yeniden yapılması gerekirken, tek geçerli teklif sahibi üzerinde bırakılmasında ve bu hususla ilgili olarak davacının itirazen şikayet başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

1- Kamu İhale Kurulunun 20.09.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2536 sayılı kararının 3’üncü iddia ile ilgili kısmının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankaraihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanlığı
No Comments

Görüntüleme Cihaz Alımı İhalesi – Davacı Şirketin Güncel, Hukuken Korunmaya Değer Ve Kamu Yararıyla Uyumlu Bir Menfaatinin Olduğu – Yanlış Şekilde Değerlendirme Dışı Bırakılma

Cuma, 14 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2020/MK-29

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/222743 İhale Kayıt Numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Abdullah Gül Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı tarafından yapılan 2019/222743 ihale kayıt numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” ihalesine ilişkin olarak Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 26.09.2019 tarihli ve 2019/UM.II-1201 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 14. İdare Mahkemesinin E:2019/2115 no’lu dosyada 15.01.2020 tarihli karar ile “Bakılan davada, ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılmasına ilişkin 19.06.2019 tarihli ilk ihale komisyonu kararına karsı diğer istekli firma tarafından şikayet başvurusunda bulunulması üzerine, idare tarafından “ihale komisyonunca tekliflerin yeniden değerlendirmeye alınması yönünde düzeltici işlem tesis edilmesi” yönünde karar verildiği, bununla birlikte idarece alınan karar üzerine ihale komisyonunca 02.08.2019 tarihinde alınan kararda, 08.07.2019 tarihli karardan farklı olarak “davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına, diğer isteklinin teklif etmiş olduğu cihazın teknik şartnamede yer alan özellikleri taşıdığı anlaşıldığından teklifinin kabul edilerek ihalenin uhdesinde bırakılmasına” karar verildiği hususu dikkate alındığında, şikayet başvuru üzerine idarece 08.07.2019 tarihinde tesis edilen kararda tekliflerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararında ise davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla içerik itibariyle her iki kararın aynı mahiyette olmadığı, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararıyla davacı şirketin hukuk alanında yeni bir durum meydana geldiği anlaşıldığından, davacı şirket tarafından kendi teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiği yönündeki iddiasının süre yönünden reddine ilişkin tesis edilen Kurul kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, davacı şirket tarafından itirazen şikâyet dilekçesinde ileri sürülen 2. iddianın, ihale üzerinde bırakılan isteklinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiğine ilişkin olduğu anlaşılmakta ise de; davacı şirketin, uyuşmazlığa konu ihaleye katılarak istekli sıfatını almış olduğu, tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve ihalenin sonuçlandırılması aşamalarına ilişkin idari işlemler hakkında itirazen şikâyet başvurusunda bulunabileceği, dava konusu ihale üzerinde bırakılan isteklinin değerlendirme dışı bırakılması halinde, söz konusu ihalede geçerli herhangi bir teklif kalmayacağından ihalenin iptal edilerek yeniden ihale yapılacağı ve anılan ihaleye davacı şirketin katılarak yeniden teklif sunabileceği, bu nedenle davacı şirketin güncel, hukuken korunmaya değer ve kamu yararıyla uyumlu bir menfaatinin olduğu anlaşıldığından, diğer isteklinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği yönündeki iddiasının uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin kurul kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 2019/UM.II-1201 sayılı kararının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda esasın incelenmesine,

Oybirliği ile karar verildi.

görüntüleme cihazı ihalesiİHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankara
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
No Comments

İçerik İtibariyle Farklı Olan İkinci Başvurunun Kurum Tarafından Süre Yönünden Reddedilmesi

Perşembe, 13 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2020/MK-29

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/222743 İhale Kayıt Numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Abdullah Gül Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı tarafından yapılan 2019/222743 ihale kayıt numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” ihalesine ilişkin olarak Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 26.09.2019 tarihli ve 2019/UM.II-1201 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 14. İdare Mahkemesinin E:2019/2115 no’lu dosyada 15.01.2020 tarihli karar ile “Bakılan davada, ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılmasına ilişkin 19.06.2019 tarihli ilk ihale komisyonu kararına karsı diğer istekli firma tarafından şikayet başvurusunda bulunulması üzerine, idare tarafından “ihale komisyonunca tekliflerin yeniden değerlendirmeye alınması yönünde düzeltici işlem tesis edilmesi” yönünde karar verildiği, bununla birlikte idarece alınan karar üzerine ihale komisyonunca 02.08.2019 tarihinde alınan kararda, 08.07.2019 tarihli karardan farklı olarak “davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına, diğer isteklinin teklif etmiş olduğu cihazın teknik şartnamede yer alan özellikleri taşıdığı anlaşıldığından teklifinin kabul edilerek ihalenin uhdesinde bırakılmasına” karar verildiği hususu dikkate alındığında, şikayet başvuru üzerine idarece 08.07.2019 tarihinde tesis edilen kararda tekliflerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararında ise davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla içerik itibariyle her iki kararın aynı mahiyette olmadığı, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararıyla davacı şirketin hukuk alanında yeni bir durum meydana geldiği anlaşıldığından, davacı şirket tarafından kendi teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiği yönündeki iddiasının süre yönünden reddine ilişkin tesis edilen Kurul kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

farklı içeriğe sahip başvurunun başka bir işleme karşı yapılmış olmasına karşın ilk işleme yapılmış gibi değerlendirilerek kurum tarafından süre yönünden reddedilmesiİHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
No Comments

İş Ortaklığı Tarafından Da Serbest Muhasebeci Mali Müşavirden Alınan Ortaklık Durum Belgesinin İbraz Edilmesine Rağmen Yönetmelikte Öngörülmeyen Bir Şekilde Sadece Sermaye Artırımını İçeren, Hisse Devrini İçermeyen Ticaret Sicil Gazetesi İle Denetlenmeye Çalışılması Kamu İhale Kanununun Amacına Uygun Düşmemektedir

Çarşamba, 12 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2017/MK-466

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2017/114200 İhale Kayıt Numaralı “Muğla Fethiye 24 Derslikli Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Ve 3 Adet Atölye Yapımı” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Muğla Yatırım İzleme ve Koordinasyon lığı Yatırım İzleme Müdürlüğü tarafından 12.04.2017 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan 2017/114200 ihale kayıt numaralı “Muğla Fethiye 24 Derslikli Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Ve 3 Adet Atölye Yapımı” ihalesine ilişkin olarak, Udk Mühendislik Müşavirlik İnşaat Nakliye Temizlik İthalat İhracat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi- Süleyman Ergen  tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu üzerine, 06.07.2017 tarihli ve 2017/UY.III-1830 sayılı Kurul kararı ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.

Anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle, Udk Mühendislik Müşavirlik İnşaat Nakliye Temizlik İthalat İhracat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi – Süleyman ERGEN Ortak Girişimi tarafından açılan davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli ve E:2017/2417, K: 2017/2995 sayılı kararı ile “Dava konusu olayda; yukarıda yer verilen 4734 sayılı Kanun’un 56.maddesinin 2.fikrasındaki hükme göre idarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirlenen hususların da incelenmesi gerekte olmasına karşın Kamu İhale Kurulu’nun 06/07/2017 tarih ve 2017/UY.3.-1830 sayılı kararında “başvurucunun idarenin şikayeti başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imza sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin eklenmemiş olması ve başvuru için özel ortağa başvuru için yetki verildiğine dair belgenin eklenmemesi nedeniyle reddine ilişkin olarak herhangi bir iddiada bulunmaması” hususu gerekçe edilerek başvurunun şekil yönünden reddine karar verilmiştir.

İdarenin başvurucunun şikayet talebini reddine ilişkin olarak ise, başvurucunun diğer ortağın temsile ilişkin yetki verdiğine ilişkin belgeyi sunmamasının şikayetin reddi için yeter gerekçe olmadığı, İş ortaklığını oluşturan kişilerden birisi olması nedeniyle sunulan teklifin değerlendirme dışı bırakılması işlemiyle menfaatinin bulunduğu açık olup bunun yanında imza sirkülerinin ise ihaleye sunulan teklifin değerlendirme dışında bırakılmasında bu hususun gerekçeler arasında yer almaması göz önüne alındığında teklifle birlikte yer aldığının kabulü gerektiği ve yeniden başvurucudan söz konusu belgenin istenmemesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Başvurucunun şikayet ve itirazen şikayet dilekçesinde dile getirdiği ortaklık durum belgesindeki bilginin Ticaret Sicil Gazetesi ile desteklenmemesi nedeniyle teklifin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin olarak; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 39. maddesi ile isteklilerden seçenek sunularak ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından düzenlenmiş ortaklık durum belgesinin istenildiği, davacı iş ortaklığı tarafından da serbest muhasebeci mali müşavirden alınan ortaklık durum belgesinin ibraz edilmesine rağmen Yönetmelikte öngörülmeyen bir şekilde sadece sermaye artırımını içeren, hisse devrini içermeyen Ticaret Sicil Gazetesi ile denetlenmeye çalışılması Kamu İhale Kanununun amacına uygun düşmemektedir.

Bu durumda; davacı istekli iş ortaklığının itirazen şikayet başvurunun şekil yönünden reddine ilişkin Kamu İhale Kurumu’nun 06.07.2017 tarihli ve 2017/UY.III-1830 sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” şeklinde gerekçe belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

1- Kamu İhale Kurulunun 06.07.2017 tarih ve 2017/UY.III-1830 sayılı kararının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddiasının esasının incelenmesine,

Oybirliği verildi.

İHALE DANIŞMANIticaret sicil gazetesi ibrazının sermaye artışını içerme zorunluluğunun bulunmadığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanlığı
No Comments

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (b) Bendi Kapsamında Yapılacak İhalelere İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı

Çarşamba, 12 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (b) Bendi Kapsamında Yapılacak İhalelere İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı (Karar Sayısı: 2105) 12.02.2020 tarihli ve 31037 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır.

İlgili Resmi Gazete’ye ulaşmak için tıklayınız.

İHALE DANIŞMANIİhale mevzuatında değişiklik
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
No Comments

Ceza Uygulamasına Rağmen Eksiklikler 30 Gün İçinde Tamamlanmazsa İdare, Yüklenici Hesabına Eksiklerin Giderilmesini Kendisi Yaptırdığı Takdirde Eksikler Tamamlanıncaya Kadar Ceza Uygulaması Devam Edip Geçici Kabul Tarihinin Ertelenmesi Gerekir – Sayıştay Kararı

Cumartesi, 08 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Yılı          2018

Dairesi  6

Karar No              703

İlam No                22

Tutanak Tarihi   21.11.2019

Gecikme Cezası

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;

“………………. ………………. İşi”nin geçici kabul tutanağında tespit edilen eksikliklerin yüklenici tarafından giderilmemesi nedeniyle sözleşmeye göre kesilmesi gereken gecikme cezasının kesilmediği görülmüştür.

Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Geçici kabul” başlıklı 41’inci maddesinin beşinci fıkrasında;

“(5) Kabul komisyonu, gerçekleştirilen işlerin nev’ini, niteliğini, sözleşme ve ekleri ile teknik gereklere ve iş sırasında onaylanan değişikliklere uygunluğunu ve kabule hazır olup olmadığını, yüklenici veya vekili ile birlikte inceler. Yapılan inceleme neticesinde;

a) Kabul komisyonu, kabule engel nitelikte olmamakla birlikte yapılan işte kusur ve eksiklikler tespit ederse; gördüğü kusur ve eksikliklerin ayrıntısını gösterir bir liste düzenler ve bunların giderilmesi için gerekli olan süreyi tespit eder. Belirlenen sürenin sonunda, yüklenici bulunsun veya bulunmasın, işin son durumu, yapı denetim görevlisi tarafından düzenlenecek bir tutanakla tespit edilir ve idareye iletilir,

b) Kabul komisyonunun tespit ettiği eksiklikler, belirlenen sürede yüklenici tarafından giderilmezse bu sürenin bitiminden sonra eksikliklerin giderilmesine kadar geçecek her gün için, giderilecek eksikliklerin durumuna göre sözleşmesinde günlük gecikme cezası olarak yazılan miktarın belli bir oranında günlük ceza uygulanır ve geçici kabul tarihi kusur ve eksikliklerin giderilmesi tarihine ertelenir. Ancak bu gecikme otuz günü geçtiği takdirde idare, yüklenici hesabına eksiklerin giderilmesini kendisi yaptırabilir. Bu takdirde de eksikler tamamlanıncaya kadar ceza uygulaması devam eder ve kabul tarihi ertelenir,

c) Kabul komisyonu işi kabule uygun gördüğü takdirde, geçici kabul tutanağı düzenlenir ve bu tutanağı komisyon üyeleri ile birlikte yüklenici veya vekili de imzalar.”

hükmü yer almaktadır.

Söz konusu işe ait sözleşmenin 25.2’nci maddesinde ise; “Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,06 (onbindealtı) oranında gecikme cezası uygulanır.” denilmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuata göre, idarece yüklenici tarafından giderilmesi mümkün olan kusur ve eksikliklere ilişkin olarak bunların dökümünü gösterir bir liste düzenlenerek giderilmeleri için gerekli süreyi de tespit etmek suretiyle “geçici kabul tutanağı” düzenlenir ve söz konusu hususlar geçici kabul tutanağında gösterilir. Verilen süre içeresinde kusur ve eksiklikler ikmal ve ıslah edilmezse yükleniciye miktarı geçici kabul tutanağında gösterilen gecikme cezası uygulanır. Ceza uygulamasına rağmen eksiklikler 30 gün içinde tamamlanmazsa idare, yüklenici hesabına eksiklerin giderilmesini kendisi yaptırabilir. Bu takdirde de eksikler tamamlanıncaya kadar ceza uygulaması devam edip geçici kabul tarihinin ertelenmesi gerekir.

İhaleye ait ……….. tarihinde oluşturulan geçici kabul komisyonu tarafından hazırlanan Geçici Kabul Tutanağında işe ait eksiklikler belirlenmiş ve söz konusu eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye 30 gün süre (Sürenin bitiş tarihi: …………..) verilmiştir. Bu defa, söz konusu eksikliklerin giderilip giderilmediğine ilişkin geçici kabul komisyonu tarafından düzenlenen …………… tarihli Geçici Kabul Tutanağında anılan eksikliklerin giderilmediği belirtilerek, eksik imalat bedellerinin düzenlenecek kesin hakedişten kesilmesi uygun görülmüştür.

Belediye tarafından düzenlenen ……………. tarihli Tutanakta ise işin eksik kalan kısmı için günlük gecikme cezasının ………….. TL ve eksik imalatlara ilişkin toplam bedelin de ……………… TL olduğu belirtmiştir. Ayrıca, söz konusu Tutanakta 30 günlük sürenin bitiş tarihi olan ……………’den işin tamamlanma tarihi olan …………….’a kadar geçen ……… günlük süre için …………… TL gecikme cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

Ancak yapılan incelemede, yükleniciden tahsil edilmesine karar verilen eksik imalat bedeli ile gecikme cezasının tahsil edilmeyerek toplam …………….. TL tutarında kamu zararına neden olunduğu görülmüştür. Diğer taraftan, savunma eklerinde sunulan evraklardan kamu zararı tutarı …………… TL’nin, ………………. tarihli ve ……………. yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile tahsil edildiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, “…………………………… İşi”nde tespit edilen eksik imalat tutarı olan ………………. TL ile gecikme cezası tutarı ……………… TL’nin yükleniciden tahsil edilmemesi sonucu oluşan kamu zararı tutarı toplamı ………………. TL’nin, ………………… tarihli ve ……………… yevmiye numaralı muhasebe işlem fişi ile hesap yılından sonra Ahizi ………………….. AŞ’den tahsil edildiği görüldüğünden, sorgu konusu tutar hakkında ilişilecek husus kalmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

geçici kabul tutanağına ilişkin sayıştay kararıİHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara, Sayıştay Kararı
No Comments

Tip Sözleşmeye De Açıkça Aykırı Olduğu İddialarına İtirazen Şikayet Dilekçesinde Yer Verilmesi Sebebiyle Bu Madde Yönünden Yapılan Başvurunun Esastan Değerlendirilmesi Gerekirken Şekil Yönünden Reddine Karar Verilmiş Olması

Cuma, 07 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2020/MK-23

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/316163 İhale Kayıt Numaralı “Akıllı Ücret Toplama Sistemi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eshot Genel Müdürlüğü tarafından yapılan  2019/316163 ihale kayıt numaralı “Akıllı Ücret Toplama Sistemi” ihalesine ilişkin olarak, Karbil Yazılım ve Bilişim Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 02.10.2019 tarihli ve 2019/UH.II-1281 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Karbil Yazılım ve Bilişim Teknolojileri Ticaret Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 18. İdare Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli E:2019/2065, K: 2019/2657 sayılı kararında “…2-Teknik Şartname’nin “Tasarım ile İlgili Genel Sartlar” başlıklı 15’inci maddesinde yer alan “…15.8.2. Teklif edilen tüm sistem bileşenlerinin renkleri ile ilgili ise başlamadan önce İDARE’nin yazılı onayı alınacaktır. Renkleri için İDARE’nin yazılı onayı alınmamış ürünler kabul edilmeyecektir.” düzenlemesi yönünden;

…

10-Teknik Sartnamenin “Kamu Zararlarının Karşılanması” başlıklı 19.1 maddesinde yer alan “19.1.1.3. Sistem kesintisi Cumartesi veya Pazar gününe denk gelmesi durumunda, kesintinin yaşandığı gün resmi tatil, bayram gibi toplu ulaşım kullanımının normalden farklı görüldüğü bir güne denk gelir ise, hasılat kaybı, hafta içi hafta sonu ayrımı yapılmaksızın, son bir (1) yıl içindeki en yüksek akıllı kart/bilet kullanım hasılatının gerçekleştiği gün baz alınarak hesaplanacaktır.” düzenlemesi yönünden;

…

Bu itibarla, davacı şirketin şikâyet başvurusunun reddi üzerine, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen sekil ve usul kurallarına uygun olarak itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından, Sistem kesintisi Cumartesi veya Pazar gününe denk gelmesi durumunda, kesintinin yaşandığı gün resmi tatil, bayram gibi toplu ulaşım kullanımının normalden farklı görüldüğü bir güne denk gelir ise, hasılat kaybı, hafta içi hafta sonu ayrımı yapılmaksızın, son bir (1) yıl içindeki en yüksek akıllı kart/bilet kullanım hasılatının gerçekleştiği gün baz alınarak hesaplanacağına yönelik söz konusu Teknik Şartname düzenlemesinin niteliği itibarıyla bir cezai şart olduğu ve cezai şartın sözleşme bedeli üzerinden yüzde olarak belirtilmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu düzenlemede ise herhangi bir sınır öngörülmediği gibi tip sözleşmeye de açıkça aykırı olduğu iddialarına itirazen şikayet dilekçesinde yer verilmesi sebebiyle bu madde yönünden yapılan başvurunun esastan değerlendirilmesi gerekirken şekil yönünden reddine dair dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay 13. Dairesi’nin 27.09.2019 tarih ve E:2014/1063, K:2019/2778 sayılı kararı da bu doğrultudadır.

Kaldı ki davacı tarafından şikayet yoluna başvurulduğu aşamada 19. madde ve alt bentlerinde öngörülen düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu yönünde iddialara da yer verildiğinden kurul kararının başvurunun sekil şartlarını taşımadığı gerekçesi de yerinde görülmemiştir.

esas yönünden incelenmesi gereken başvurunun şekil yönünden reddedilmesiİHALE DANIŞMANIihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
No Comments

İhaleye Teklif Sunulması Aşamasında Önem Arz Eden Yaklaşık Maliyet Tutarının Yanlış Hesaplandığından Bahisle Hak Kaybına Uğradığını İddia Eden Davacının Başvurusunun Esasının İncelenmesi Gerekmektedir

Perşembe, 06 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2020/MK-25

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/350989 İhale Kayıt Numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi Ve Temizlenmesi İşi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/350989 ihale kayıt numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi ve Temizlenmesi İşi” ihalesine ilişkin olarak Pam İnş. ve Tur. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Pam İnş. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 09.12.2019 tarih ve E:2019/2071, K:2019/2557 sayılı kararında “… Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday, istekli veya istekli olabileceklerin şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri ve ihale dokümanı satın alan davacının gerek 4734 sayılı Kanun ve gerekse ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca istekli olabilecek statüsünde olduğu hususu açık olup, ihaleye teklif sunulması aşamasında önem arz eden yaklaşık maliyet tutarının yanlış hesaplandığından bahisle hak kaybına uğradığını iddia eden davacının başvurusunun esasının incelenmesi gerekmekte iken, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden kaynaklanan bir hak kaybı ya da zarara uğrama durumunun ispatlanamadığından korunması gereken güncel ve somut bir menfaatinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddine yönelik verilen dava konusu kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulunun 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı kararının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine geçilmesine,

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIİhale Danışmanı Ankaraihale danışmanlığı
Read more
  • Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
No Comments

Uygun Olmayan Personelin Uzaklaştırılmasına İlişkin Kural – Temizlik Ve Destek Hizmetleri İhalesi

Çarşamba, 05 Şubat 2020 by ihaleuzmani

Karar No              : 2017/MK-478

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2016/553279 İhale Kayıt Numaralı “Tedaş Genel Müdürlüğü Sorumluluğundaki Tesislerine Ait Hizmet Binaları Ve Açık Alanların Temizlik Ve Destek Hizmetlerinin 408 Personel İle 12 Ay (Oniki Ay) Süreli Karşılanması” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2016/553279 ihale kayıt numaralı “TEDAŞ Genel Müdürlüğü Sorumluluğundaki Tesislerine Ait Hizmet Binaları ve Açık Alanların Temizlik ve Destek Hizmetlerinin 408 Personel ile 12 Ay (Oniki Ay) Süreli Karşılanması” ihalesine ilişkin olarak Akzen Destek Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 01.03.2017 tarihli ve 2017/UH.II-701 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Akzen Destek Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesinin 14.04.2017 tarihli ve E:2017/844, K:2017/1197 sayılı kararında dava konusu işlemin kısmen iptaline kısmen reddine karar verilmiştir. Anılan Mahkeme kararı üzerine 24.05.2017 tarihli ve 2017/MK-199 sayılı Kurul kararıyla “1- Kamu İhale Kurulunun 01.03.2017 tarihli ve 2017/UH.II-701 sayılı kararının 1, 3 ve 4’üncü  iddialara ilişkin kısımlar ile karar sonucunun iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline” karar verilmiştir.

Kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından alınan 26.09.2017 tarihli ve E:2017/1380, K:2017/2437 sayılı kararda “…Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümlelerinin incelenmesinden;

4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesinin birinci fıkrasında, “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21’inci madde hükümlerine göre dava açabilir. ” hükmü yer almaktadır.

Uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin 7.5. maddesinde, “Sözleşme süresi içinde ihtiyaç duyulması halinde, giderleri İdare tarafından karşılanmak üzere İdarenin il içi ve il dışındaki tesislerinde Yüklenici personeli geçici olarak görevlendirecektir.” kuralına 8.6. maddesinde, “Yüklenici; hizmet sunulan binaların tahliyesi veya yeni bir binaya nakledilmesi halinde, İdare yönetiminin isteği ve talebi doğrultusunda aynı hizmeti yeni binada da aynı şekil ve şartlarla yürütmek zorundadır. İdarenin ana binası veya bağlı ek binalarında. İstihdam edilecek çalışanların görev yerlerinin belirlenmesi ve gerektiğinde değişiklik yapılması sadece İdare Yetkilisinin tasarrufundadır. İdare ihtiyaç duyması halinde iş hacminde meydana gelebilecek değişikliklere göre çalışanların bağlı birimler ve üniteler arasındaki dağılımında her zaman değişiklik yapma yetkisine sahip olacaktır.” kuralına yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından özetle, Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümlelerinin İş Kanunu’na aykırı hükümler içerdiği iddiasıyla itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, Kurul kararıyla bu iddia yönünden başvurunun reddedildiği anlaşılmaktadır.

Anılan kurallardan idarenin, çalıştırılacak personelin görevinin değiştirilmesini alt işveren olan yükleniciden talep etmesinin, idarenin yetkisinde olan bir husus olduğu, her görev değişikliğinin çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik olarak sayılamayacağı, kaldı ki yukarıda anılan Kanun hükmünde, çalışma koşullarında olması muhtemel esaslı değişikliklerde işveren tarafından yapılması gereken usule ilişkin işlemlere ve bunların yaptırımlarına yer verildiği; uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin ilgili maddelerinde çalışma koşullarında esaslı değişiklik olması hâlinde Kanun’da işçi lehine getirilen düzenlemeleri bertaraf edecek nitelikte bir kurala yer verilmediği, söz konusu Kanun maddesinde, asıl veya alt işverenin işçinin görev yerini değiştiremeyeceği veya bu yönde talepte bulunamayacağına yönelik bir ifadenin de bulunmadığı anlaşıldığından, Kanun’a aykırılıktan söz edilemeyeceği, bu durumda davacının bu iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Teknik Şartname’nin 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrasının incelenmesinden;

Teknik Şartname’nin “Yemek Servisi Yapılacak Birimler ve Servis Hizmetleri ile İlgili Ayrıntılar” başlığı altında düzenlenen 7.7. maddesinde, “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri”nin sayıldığı, (f) bendinde de “Verilecek diğer görevleri yapmak.” kuralı bulunmaktadır.

Davacı tarafından itirazen şikâyet dilekçesinde özetle, Teknik Şartname’nin “Yemek Servisi yapılacak Birimler ve Servis Hizmetleri ile İlgili Ayrıntılar” başlıklı 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrasında yer alan “Verilecek diğer görevleri yapmak” kuralının ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak personelin iş tanımının belirsizliğine sebebiyet verdiği, bu nedenle İş Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.

“Gıda Uzmanı” pozisyonunda çalıştırılacak personelin görev tanımıyla ilgili Teknik Şartname’de ayrıntılı düzenlemelerin yapıldığı, Teknik Şartname’de yer alan itirazen şikâyete konu “…f) Verilecek diğer görevleri yapmak.” kuralına yer verildiği, idarelerin ihalelerde fonksiyonelliği, verimliliği gözeterek ihale dokümanlarını hazırlamalarının esas olduğu, dava konusu Teknik Şartname’de yer alan kuralın da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği, idare tarafından, çalıştırılacak personelin mesleğiyle ilgili olan ve iş akdi kapsamında yer alan diğer görevleri yapmasının isteneceğinin anlaşıldığı, Teknik Şartname’nin 7.7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde çalıştırılacak personelin mesleği dışında görev tanımıyla ilgisi bulunmayan görevlerin yaptırılabileceği anlamının çıkmayacağı sonucuna ulaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilemeyeceği açıktır.

Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinin incelenmesinden;

Davacı tarafından itirazen şikâyet başvurusunda özetle, Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinde yer alan, “İdarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmeyen yüklenici çalışanları İdare Yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılacaktır.” şeklindeki kuralın İş Kanunu’nun 2. maddesine aykırı biçimde idareye iş akdini sona erdirme yetkisi verdiği iddia edilmiştir.

İş Kanunu’nun 2. maddesinin (a) bendinde, hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere, işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum ve kuruluşları ve ortaklarına bırakılması yönünde hüküm konulamayacağı kurala bağlanmıştır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.26. maddesinde, “4857 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması yönünde hükümler konulmayacaktır. İdarelerce, çalışan personel açısından denetim, sadece teknik şartnamede istenen kriterlere göre ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde idareye verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde yapılacak olup, ihale dokümanında, anılan Kanun maddesine ve ilgili mevzuata aykırı şekilde, işe alınacak veya işten çıkarılacak personelin idarece belirleneceğine yönelik düzenlemelere yer verilmeyecektir.” açıklaması yer almaktadır.

Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “İdare ve Kontrol Teşkilatının itiraz hakkı” başlıklı 11. maddesinde, “İdare ve kontrol teşkilatı, yükleniciden çalıştırılmasında veya işyerinde bulunmasında engel durumu olduğunu tespit ettiği, uygunsuz davrandığı veya görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların (teknik ve idareci personel, hizmetli, işçi ve diğerleri) ve alt yüklenicilerin iş başından veya işyerinden uzaklaştırılmasını talep etme hakkına sahiptir. Yüklenici, bu talebi idare veya kontrol teşkilatı tarafından yapılacak tebligat üzerine ve verilen süre içinde yerine getirmek zorundadır. Yüklenicinin bu yükümlülüğü verilen süre içinde yerine getirmemesi hâlinde, söz konusu kişiler idare veya kontrol teşkilatı tarafından uzaklaştırılır veya uzaklaştırılmaları sağlanır. Uzaklaştırılmaları istenilenler, idarenin veya kontrol teşkilatının izni ve onayı alınmaksızın bir daha işlerde görev alamaz. Yüklenici, uzaklaştırılan kişilerin yerine en kısa zamanda uygun nitelikli başkalarını getirmek zorundadır.” açıklaması yapılmıştır.

Uyuşmazlık konusu Teknik Şartname’nin 8.8. maddesinde, ” İdarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmeyen yüklenici çalışanları İdare Yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılacaktır.” kuralı yer almaktadır.

Yukarıda yer alan düzenlemeler ve davacının iddiasının incelenmesinden, idarenin yüklenici tarafından çalıştırılacak personelle ilgili olarak “idarenin genel kurallarına ya da şartnamede belirtilen kurallara uygun hareket etmemesi” durumlarında ilgili personelini idare yetkilisinin yazılı bildirimini müteakip en geç 3 gün içinde uzaklaştırılmasına ilişkin kuralın Hizmet İşleri Genel Şartnamesi hükmü uyarınca idareye verilmiş olan hakkın kullanılmasına yönelik olduğu ve bu kuralın personeli işe almaya veya işten çıkarmaya değil, uygun olmayan personelin uzaklaştırılmasına yönelik bir kural olduğu, bununla işlerin yürütülmesinin ve aksamamasının amaçlandığı, idareye verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde yapılacak denetim kapsamında idarenin yükleniciden eleman değiştirilmesini talep etme hakkının bulunduğu, personeli işten çıkarma yetkisinin yüklenici tarafından kullanılacağı, bu hususların da İş Kanununa aykırılık taşımadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Teknik Şartname’nin 7.5. maddesi,8.6. maddesinin 2. ve 3. cümleleri, 7.7. maddesinin “Gıda Uzmanı (Diyetisyen/Gıda Mühendisi) görevleri” başlıklı kısmının (f) fıkrası ve 8.8. maddesine ilişkin kısımları yönünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konuşu işlemin iptali yönündeki mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 14.04.2017 tarih ve E:2017/844, K:2017/1197 sayılı kararının bozulmasına, davanın reddine” ifadelerine yer verilerek İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle,

1- Kamu İhale Kurulunun 24.05.2017 tarihli ve 2017/MK-199 sayılı kararının iptaline,

2-Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince, itirazen şikâyet başvurusunun reddine

Oybirliği ile karar verildi.

İHALE DANIŞMANIihale danışmanlığıihale danışmanlığı ankara
Read more
  • Published in İhale Danışmanı Ankara, İhale Danışmanlığı
No Comments
  • 32
  • 33
  • 34
  • 35
  • 36

KİK KARARLARI

VIEW ALL
  • İhale Kapsamında Tedarik Edilmesi Gereken Maddeler İçin Belli Bir Markaya İşaret Edilmesinin Hukuka Aykırılığı

  • İhalenin İptal Edilmesi – İdarenin Takdir Hakkını İhale Hukukunun Temel İlkeleri Çerçevesinde Kullanmasının Gerektiği – Danıştay Kararı

HİZMET AŞIRI DÜŞÜK

VIEW ALL
  • ÖNEMLİ TEKLİF BİLEŞENİ BELİRTİLMEDEN YAPILAN AŞIRI DÜŞÜK SORGULAMALARI MEVZUATA AYKIRIDIR

  • SORGULAMA YAZISINDA AÇIKLAMA İSTENİLEN MALİYET BİLEŞENLERİ NET OLMALIDIR

YAPIM AŞIRI DÜŞÜK

VIEW ALL
  • İdareye Süresi İçerisinde Şikayet Başvurusunda Bulunmayan Başvuru Sahibinin İddiası Süre Yönünden Reddedilir

  • İhale Kapsamında Sunulan Faturalarda Birim Fiyat Bilgisi Bulunmayanların Kabul Edilmemesi ve Bulunanların İse İş Deneyim Tutarını Sağlamaması

DUYURULAR

VIEW ALL
  • 1 Haziran 2019 İtibariyle İhale Dokümanlarının İdarelerden Satın Alınması Uygulaması Kaldırılıyor

  • Kameder Danışmanlık

Ankara Web Tasarım © 2015. All rights reserved.

TOP