Tek Geçerli Teklif Olan İhalede İdare Tarafından İhalenin İptal Edilmemiş Olması
Karar No : 2017/MK-502
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/322920 İhale Kayıt Numaralı “2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında Lise Öğrenci Taşıma İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Doğubeyazıt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan 2017/322920 ihale kayıt numaralı “2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında Lise Öğrenci Taşıma İşi” ihalesine ilişkin olarak Labos Turizm Geri Dönüşüm Med. İnş. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 20.09.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2536 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Labos Turizm Geri Dönüşüm Med. İnş. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 20.11.2017 tarihli E:2017/2798, K: 2017/3163 sayılı kararında, “
…
Olayda; davacı tarafından, teklifin yaklaşık maliyete çok yakın olmasının yaklaşık maliyet bedelinin iş ortaklığına sızdırıldığını ortaya koyduğunu ve bu açıdan da 4734 sayılı Kanundaki güvenirlik ve gizlilik ilkelerine aykırı olarak ihalenin gerçekleştirildiği ileri sürülmüşse de, ileri sürülen bu iddiayla ilgili olarak davacının dava dosyasına somut bilgi ve belge sunamadığı, öte yandan ihale dosyasında da bu hususla ilgili bilgi ve belge bulunmadığından davacının bu iddiası yerinde görülmemiş, bu hususla ilgili olarak itirazen şikayet başvurusunun reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak, 5 adet ihale dokümanı satın alındıktan sonra 4 isteklinin teklif verdiği ve yalnızca 1 adet teklifin geçerli kabul edildiği ihalede, ihalenin üzerinde bırakıldığı iş ortaklığının teklifinin yaklaşık maliyete çok yakın bir tutar olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, 4734 sayılı Kanun uyarınca kamu idareleri tarafından yapılacak ihalelerde gözetilmesi gereken temel ilkelerden olan “rekabetin” oluşmadığı ve “kaynakların verimli kullanılmadığı” sonucuna varıldığından, ihalenin kamu yararı çerçevesinde ihaleyi yapan idarece iptal edilerek yeniden yapılması gerekirken, tek geçerli teklif sahibi üzerinde bırakılmasında ve bu hususla ilgili olarak davacının itirazen şikayet başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Kamu İhale Kurulunun 20.09.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2536 sayılı kararının 3’üncü iddia ile ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanlığı
İhalenin İptali Durumunda da Kurum Tarafından İhale Sürecine Ait Başvuruların İncelenmesinin Gerekliliği
Karar No : 2019/MK-47
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/452155 İhale Kayıt Numaralı “V Bölge ( Kırıkhan-Hassa İlçeleri ) İçin 2018-2019 Yılları İçerisinde “Sayaç Okuma , İhbarname Dağıtımı, Bilgisayar Yazılım Donanım Destek Hizmeti, Sayaç Sökme- Takma, Mühürleme , Kaçak Su Tespit Takip Ve Bildirimi Hizmet Alım İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Abone İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan 2017/452155 ihale kayıt numaralı “V. Bölge (Kırıkhan-Hassa İlçeleri) İçin 2018-2019 Yılları İçerisinde “Sayaç Okuma, İhbarname Dağıtımı, Bilgisayar Yazılım Donanım Destek Hizmeti, Sayaç Sökme-Takma, Mühürleme, Kaçak Su Tespit Takip ve Bildirimi Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Assos Sosyal Hizmetler Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.-Ruber Sos. Hiz. Pey. İnş. Otom. Per. Tek. Des. ve İşl. Hizm. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Assos Sosyal Hizmetler Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.-Ruber Sos. Hiz. Pey. İnş. Otom. Per. Tek. Des. ve İşl. Hizm. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından Kamu İhale Kurulunun 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 10’uncu İdare Mahkemesi’nin 04.04.2018 tarih ve E:2018/416, K:2018/769 sayılı kararı ile “davanın reddine” karar verilmesi üzerine, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 05.11.2018 tarih ve E:2018/2684, K:2018/3073 sayılı kararı ile “…Kamu İhale Kurulu’nun, ihale işlem ve kararlarını mevzuata uygunluk açısından incelemekle görevli ve yetkili olduğu; bu bağlamda, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde ihale makamı tarafından yapılan işlemlere karşı, istekli veya istekli olabilecekler tarafından, anılan Kanun hükümlerinde öngörülen usullere göre ihaleyi yapan idareye yapılacak şikâyet başvurusundan sonra, Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikâyet başvurusunda bulunulabileceği; Kamu İhale Kurulu tarafından da, başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlâl edilip edilmediği açılarından inceleme yapılacağı kuşkusuzdur.
Dava konusu Kurul kararında, ihaleyi gerçekleştiren idare tarafından ihalenin iptal edildiği ve başvurunun ihalenin iptali işlemine karşı olmadığı gerekçesiyle başvuru hakkında karar verilmesine gerek olmadığından başvurunun reddine karar verilmiş ise de, Kurul kararına dayanak alınan ihalenin iptaline ilişkin kararın ihaleyi gerçekleştiren idarece tesis edilen idari bir işlem olduğu, idari bir davaya konu edilerek iptal edilebileceği, bu doğrultuda ihale sürecinin kaldığı yerden devam edeceği bir durumda, Kurul tarafından, itirazen şikâyet başvurusunda belirtilen hususlar incelenerek karar verilmesi gerektiğinden, başvuru hakkında karar verilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmesine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.” şeklinde karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 04.01.2018 tarihli ve 2018/UH.I-74 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in Genel, İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
26 Numaralı Dipnotta Yer Verilen Açıklamalara Uygun Olmama – Danıştay Kararı
Karar No : 2019/MK-50
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/427449 İhale Kayıt Numaralı “2018-2019-2020 Yılları Malzemesiz Genel Temizlik, Evrak Taşıma, Çamaşır Toplama Ve Yıkama İle İnsan Gücüne Dayalı Basit Taşıma Hizmeti Ve Veri Giriş Hizmeti İle Hasta Karşılama Hizmet Alımı İhalesi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Kocaeli İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından yapılan 2017/427449 ihale kayıt numaralı “2018-2019-2020 Yılları Malzemesiz Genel Temizlik, Evrak Taşıma, Çamaşır Toplama ve Yıkama İle İnsan Gücüne Dayalı Basit Taşıma Hizmeti ve Veri Giriş Hizmeti ile Hasta Karşılama Hizmet Alımı İhalesi” ihalesine ilişkin olarak Akzen Destek Hizmetleri Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 01.11.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2937 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Akzen Destek Hizmetleri Limited Şirketi tarafından açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 09.02.2018 tarihli E:2017/3575, K:2018/237 sayılı kararında “davanın reddine” karar verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.11.2018 tarihli E:2018/2267, K:2018/3316 sayılı kararında “1. Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunda yer alan ikinci, üçüncü ve dördüncü iddialar yönünden davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Mahkeme kararının, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusundaki Hizmet Alımına Ait Sözleşme Tasarısının “Cezalar ve Sözleşmenin Feshi” başlıklı 16. maddesinde yer alan düzenlemelerin mevzuata aykırı olduğu yönündeki birinci iddiasına ilişkin kısmına gelince;
…ancak işin tekrar eden kısımlarının sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilmemesi hâlinde, idarece her bir aykırılık için ayrı ayrı uygulanmak üzere kesilecek ceza miktarının ve bu aykırılıkların ardı ardına veya aralıklı olarak gerçekleştirilmek suretiyle belli bir sayıya ulaşması durumunda ise sözleşmenin feshedileceği hususunda bir belirleme yapılmadığı, bu çerçevede, ihale dokümanında yer alan mevcut düzenlemelerin Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşme’nin 26 numaralı dipnotunda yer verilen açıklamalara uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, söz konusu eksikliğin, idarelerce yapılacak sözleşmelerin “Tip Sözleşme” hükümleri esas alınarak düzenleneceği ve sözleşmelerde sözleşmenin feshine ilişkin şartların belirtilmesinin zorunlu olduğu yönündeki 4735 sayılı Kanun’da yer alan emredici kurallara da aykırı olduğu görülmektedir.
Her ne kadar Kamu İhale Kurulu’nca, anılan düzenlemenin işin yürütülmesi aşamasında işin sözleşmeye uygun olarak uygulanmasında bir engel oluşturmayacağı, bu hâliyle yapılan düzenlemelerin yeterli olduğu, ayrıca bu hususun sözleşmenin yürütülmesi aşamasına ilişkin olduğu ve teklif vermeye bir engel teşkil etmediği, isteklilerden birini diğerine karşı avantajlı duruma getirmediğinden bahisle anılan iddia yerinde görülmemiş ise de; 4734 sayılı Kanun uyarınca, ihale dokümanının parçası olan sözleşme tasarısında mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi hâlinde, anılan aykırılıkların teklif vermeye engel teşkil edip etmediği bağımsız olarak işlem tesis edilmesini gerektirmekte olup, aksinin kabulü, dokümana itiraz hakkının işlevsizleştirilmesine sebep olacaktır.
Bu itibarla, 4735 sayılı Kanun ve Hizmet Alımı ihaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşme’ye uygun olarak hazırlanmayan tip sözleşmenin anılan maddesi ile ilgili iddia yönünden itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin birinci iddia açısından iptaline ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 01.11.2017 tarihli ve 2017/UH.I-2937 sayılı kararının birinci iddia ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Görüntüleme Cihaz Alımı İhalesi – Davacı Şirketin Güncel, Hukuken Korunmaya Değer Ve Kamu Yararıyla Uyumlu Bir Menfaatinin Olduğu – Yanlış Şekilde Değerlendirme Dışı Bırakılma
Karar No : 2020/MK-29
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/222743 İhale Kayıt Numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Abdullah Gül Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı tarafından yapılan 2019/222743 ihale kayıt numaralı “1 Kalem Konfokal Mikroskobu Görüntüleme Cihaz Alımı” ihalesine ilişkin olarak Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 26.09.2019 tarihli ve 2019/UM.II-1201 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Leica Teknoloji Çözümleri Dağıtım Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 14. İdare Mahkemesinin E:2019/2115 no’lu dosyada 15.01.2020 tarihli karar ile “Bakılan davada, ihalenin davacı şirket üzerinde bırakılmasına ilişkin 19.06.2019 tarihli ilk ihale komisyonu kararına karsı diğer istekli firma tarafından şikayet başvurusunda bulunulması üzerine, idare tarafından “ihale komisyonunca tekliflerin yeniden değerlendirmeye alınması yönünde düzeltici işlem tesis edilmesi” yönünde karar verildiği, bununla birlikte idarece alınan karar üzerine ihale komisyonunca 02.08.2019 tarihinde alınan kararda, 08.07.2019 tarihli karardan farklı olarak “davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına, diğer isteklinin teklif etmiş olduğu cihazın teknik şartnamede yer alan özellikleri taşıdığı anlaşıldığından teklifinin kabul edilerek ihalenin uhdesinde bırakılmasına” karar verildiği hususu dikkate alındığında, şikayet başvuru üzerine idarece 08.07.2019 tarihinde tesis edilen kararda tekliflerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararında ise davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla içerik itibariyle her iki kararın aynı mahiyette olmadığı, 02.08.2019 tarihinde alınan ihale komisyonu kararıyla davacı şirketin hukuk alanında yeni bir durum meydana geldiği anlaşıldığından, davacı şirket tarafından kendi teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiği yönündeki iddiasının süre yönünden reddine ilişkin tesis edilen Kurul kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı şirket tarafından itirazen şikâyet dilekçesinde ileri sürülen 2. iddianın, ihale üzerinde bırakılan isteklinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiğine ilişkin olduğu anlaşılmakta ise de; davacı şirketin, uyuşmazlığa konu ihaleye katılarak istekli sıfatını almış olduğu, tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve ihalenin sonuçlandırılması aşamalarına ilişkin idari işlemler hakkında itirazen şikâyet başvurusunda bulunabileceği, dava konusu ihale üzerinde bırakılan isteklinin değerlendirme dışı bırakılması halinde, söz konusu ihalede geçerli herhangi bir teklif kalmayacağından ihalenin iptal edilerek yeniden ihale yapılacağı ve anılan ihaleye davacı şirketin katılarak yeniden teklif sunabileceği, bu nedenle davacı şirketin güncel, hukuken korunmaya değer ve kamu yararıyla uyumlu bir menfaatinin olduğu anlaşıldığından, diğer isteklinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği yönündeki iddiasının uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin kurul kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 2019/UM.II-1201 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda esasın incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
Yılı 2015
Dairesi 5
Karar No 403
İlam No 355
Tutanak Tarihi 21.11.2019
Gecikme cezası
…. tarih ve ……….sayılı ilamın ……… üncü maddesi ile ……………. Belediyesi tarafından ……………….. yüklenimindeki ………….. TL bedelli ………………. işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması neticesinde oluşan …………….TL tutarında kamu zararının, tahsil edilen ………….. TL’si ile ilgili ilişilecek husus kalmadığına, geriye kalan ……………. TL’nin Harcama Yetkilisi …………….. ve Gerçekleştirme Görevlisi ………………’ya müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmişti.
Bu defa, Gerçekleştirme Görevlisi ……………… adına Avukat ……………’in tazmin hükmü ile ilgili temyiz talebinde bulunması sonucunda, Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından alınan …………… tarih ve ……………..tutanak sayılı karar ile ilamda sorumluluk tevcih edilen bütün görevlilerin sorumluluğunun devam etmesinin yanı sıra, ilişikli ödeme emri belgesini imzaladığı halde sorumlular arasında gösterilmeyen ……………’ın gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumluluğa dahil edilmesini teminen tazmin hükmü bozularak dosyanın Dairemize tevdiine karar verilmiştir.
Bu itibarla, Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine ………… sayılı ilamın ………… üncü maddesinin, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin (7) nci fıkrası hükmü gereğince yeniden görüşülmesine karar verildi.
……………… yüklenimindeki ………….. TL bedelli ……………… işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması konusu ile ilgili olarak;
İşin sözleşmesinin 10.3.1 inci maddesinde; “Sözleşmenin imzalanmasına müteakiben, Yüklenici her 30 günde bir 200 adet, 150 gün içerisinde malın tamamını teslim edecektir. İdarenin verdiği teslimat programına uymayan Yüklenici için gecikme cezası uygulanacaktır” 34.2 nci maddesinde de “Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı süresinde teslim etmemesi halinde, gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin % 2 (iki) oranında gecikme cezası uygulanır” hükümleri bulunmaktadır.
Sözleşmeye göre, …………… tarihinde teslim edilmesi gereken ilk parti mal için 2 gün, ……………. tarihinde teslim edilmesi gereken ikinci parti mal için de 2 gün olmak üzere toplam 4 günlük gecikme meydana gelmiştir. Ancak İdarece uygulanan gecikme cezasının, sözleşme bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken, teslim alınan mal bedeli üzerinden hesaplanması nedeniyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Yapılan incelemede; Sorumlu ………..’ın gönderdiği savunmada, ilgili sözleşmenin harcama yetkilisince imzalandığı, gecikme cezalarının başka memurlar tarafından hesaplandığı, kendisi tarafından ise ön mali kontrol işlemlerinin yapıldığı ve nihai ödeme tutarlarının incelendiği ve sorumluluğunun olmadığı iddialarının bulunduğu görülmüştür. Ancak aşağıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında yapılan bu savunmanın geçerliliği bulunmamaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararında;
“……
III.4.a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu
5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3 üncü mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13 üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir.
Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir. Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine ‘Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür’ şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur.
Yapılan bu açıklamalara göre, asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla,” denildiğinden sorumlu kişi asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzaladığından ve düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerekmektedir.
Ayrıca sorumlu kişi savunmasında; işçi statüsünde bulunduğundan dolayı kendisine sorumluluk yüklenilemeyeceğini ve kendisinin kasıt veya kusuru olmadan ceza tutarının yanlış hesaplandığını ifade etmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun; “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde,
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükmü uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan kişinin, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olması zorunludur. Bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerekmektedir. Gerçekleştirme görevlisi olacak kişinin memur olması zorunlu değil, kamu görevlisi olması ve gerçekleştirme işlemini yapması ile görevlendirilmesi yeterlidir. Dolayısıyla da bu açıdan da yapılan savunmanın geçerliliği bulunmamaktadır.
Diğer yandan; Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ………….. adına avukatı tarafından verilen temyiz dilekçesinde, konunun esasına itirazda bulunmayıp sadece sorgu konusu mal alımı işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması hususunda müvekkilinin sorumlu olmadığı yönünde itirazda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; oluşan kamu zararına sebebiyet verenin, malları zamanında teslim etmeyerek ceza kesilmesine neden olan yüklenici firma olduğu, yüklenici firma ihale konusu malları zamanında teslim etmiş olsaydı, herhangi bir kamu zararı oluşmayacağı, dolayısıyla önce bu zararın yüklenici firmadan talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ancak, Anayasanın 160. maddesinde, “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.” denilmekte olup 6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 nci maddesinde, “Daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilir. Bu hükümler dışında, gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilebilir…”, “İlamların İnfazı” başlıklı 53 üncü maddesinde ise; “Sayıştay ilamları kesinleştikten sonra doksan gün içerisinde yerine getirilir. İlam hükümlerinin yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticileri sorumludur.
İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.
Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay’ın işbu ilamı ile tazmin tutarının sorumlulardan yani gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinden tahsiline karar verilmiş olup 6085 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden yani sorumlulardan tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere yani ahizlere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.
Öte yandan mezkur Sayıştay Genel Kurul Kararında;
“……
4-b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine” karar verilmiştir.
Bu çerçevede, ……………’nın sorumluluğu değerlendirildiğinde,
Adı geçen kişinin kamu zararının oluşmasına sebep olan harcama sürecine dahil olup olmadığı incelenmiştir. 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yer alan, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” hükmü gereği, bir kamu görevlisinin mali sorumluluğundan bahsedebilmek için kamu zararının oluşması, kamu zararının oluşumunda kamu görevlisinin yer alması ve kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bahse konu olayda, ………….’nın Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı olduğu ve teslim edilen malların kontrolü ve muayenesi neticesinde “malların eksiksiz ve tam olarak sözleşme şartlarına uygun olduğunun görüldüğü” yönünde tutanak tutulduğu ve imzalandığı, akabinde malların iki gün geç teslim edilmesi üzerine Gecikme Cezası Tutanağı düzenlendiği tespit edilmiştir. Söz konusu Gecikme Cezası Tutanağının İdare adına ………….. ile yüklenici tarafından imzalandığı ve tutanakta gecikme cezasının sözleşme bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken teslim alınan mal bedeli üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, ilişikli ödeme emri belgelerine eklenen Gecikme Cezası Tutanaklarını imzalayan …………. gecikme cezasını sözleşme bedeli üzerinden hesaplaması gerekirken teslim alınan mal bedeli üzerinden hesapladığından ve Gecikme Cezası Tutanağı ödeme emri belgesine eklenen bir gerçekleştirme belgesi olup yükleniciden kesilen gecikme cezası tutarının eksik olmasına sebep olduğundan kamu zararının oluşmasına yol açan harcama sürecinde yer alan Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla mali sorumluluğu bulunmaktadır. Sonuç olarak, sorumlu adına avukatın iddiaları yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, ………… yüklenimindeki ……………. TL bedelli ……………işinde gecikme cezasının hatalı hesaplanması neticesinde oluşan ………….. TL kamu zararının;
……………. TL’si ……………. tarih ve ………… numaralı ödeme emri belgesi ile yükleniciden mahsuben tahsil edilmiş olduğu anlaşıldığından, bu tutar için ilişilecek bir husus kalmadığına;
Tahsil edilmeyen ……….. TL’nin ise Harcama Yetkilisi ……………., Gerçekleştirme Görevlisi ……………ve Diğer Sorumlu …………….’ya müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
İhaleye Teklif Sunulması Aşamasında Önem Arz Eden Yaklaşık Maliyet Tutarının Yanlış Hesaplandığından Bahisle Hak Kaybına Uğradığını İddia Eden Davacının Başvurusunun Esasının İncelenmesi Gerekmektedir
Karar No : 2020/MK-25
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/350989 İhale Kayıt Numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi Ve Temizlenmesi İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/350989 ihale kayıt numaralı “2019 Yılı Asya Bölgesi Abone İşleri Dairesi Başkanlığı Mesuliyet Alanındaki Atıksu Altyapı Sistemlerinin Görüntülenmesi ve Temizlenmesi İşi” ihalesine ilişkin olarak Pam İnş. ve Tur. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Pam İnş. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 09.12.2019 tarih ve E:2019/2071, K:2019/2557 sayılı kararında “… Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday, istekli veya istekli olabileceklerin şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri ve ihale dokümanı satın alan davacının gerek 4734 sayılı Kanun ve gerekse ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca istekli olabilecek statüsünde olduğu hususu açık olup, ihaleye teklif sunulması aşamasında önem arz eden yaklaşık maliyet tutarının yanlış hesaplandığından bahisle hak kaybına uğradığını iddia eden davacının başvurusunun esasının incelenmesi gerekmekte iken, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden kaynaklanan bir hak kaybı ya da zarara uğrama durumunun ispatlanamadığından korunması gereken güncel ve somut bir menfaatinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddine yönelik verilen dava konusu kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 09.10.2019 tarihli ve 2019/UH.I-1307 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine geçilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara
Karar No : 2017/MK-25
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2014/68030 İhale Kayıt Numaralı “Karaman – Ulukışla Arası 135 Km 2. Hat Altyapı Ve Üstyapı Yapım” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
T.C Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından 24.07.2014 tarihinde belli istekliler arasında ihale usulü ile gerçekleştirilen “Karaman – Ulukışla Arası 135 km 2. Hat Altyapı ve Üstyapı Yapım” ihalesine ilişkin olarak başvuru sahibince 24.05.2016 tarih ve 31553 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile başvuruda bulunulması üzerine Kamu İhale Kurulunun 02.06.2016 tarih ve 2016/UY.IV-1498 sayılı kararı ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle Yüksel İnş. A.Ş. – Özdemir İnş. Turizm Enerji San. ve Tic. A.Ş. – Yapıyol Altyapı İnş. San. ve Tic. A.Ş. İş Ortaklığı & Eferay Yapı Tic. A.Ş. – Öztaş İnş. İnşaat Malzemeleri Tic. A.Ş. – Ermit Mühendislik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı Konsorsiyumu adına koordinatör ortaklar Yüksel İnş. A.Ş. ve Özdemir İnş. Turz. Enj. San. ve Tic. A.Ş. tarafından açılan davada, Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 14.10.2016 tarihli ve E:2016/2855, K:2016/2119 sayılı karar ile, “Olayda, ihaleyi gerçekleştiren TCDD Genel Müdürlüğü’ne ihale sürecinde konsorsiyum ve iş ortaklığı beyannamelerinin sunulmuş olduğu, bu beyannamelerde konsorsiyumun koordinatör ortağı olarak Yüksel İnşaat A.Ş. – Özdemir İnşaat Turizm Enerji San. Tic. A.Ş. – Yapıyol Altyapı İnşaat San. Tic. A.Ş. İş Ortaklığı’nın, bu iş ortaklığının pilot ortağı olarak da Yüksel İnşaaat A.Ş.’nin belirlendiği, gerek koordinatör ortağın gerekse de pilot ortağın konsorsiyum ve iş ortaklığını temsile, ortaklık ve konsorsiyum nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkili olduklarının belirlenerek gerekli tüm taahhütlerde bulunulduğu, davacının şikayet başvurusunu aynı evraklarla yapmış olmasına karşın TCDD Genel Müdürlüğü’nce usule ilişkin bir ret kararı verilmeyip 10 günlük yasal sürede yanıt verilmeyerek zımnen ret kararı verildiği, her ne kadar mevzuatta başvuru sürecinde ilgili evrakların aslı ve onaylı örneklerinin sunulması gerektiği düzenlenmiş olsa da davacı tarafından evrak asıllarının TCDD Genel Müdürlüğü’nde bulunduğunun ve bu idare tarafından Kamu İhale Kurumu’nun talep etmesi halinde verileceğinin beyan edildiğinin bir dilekçe ile davacı tarafından davalı Kuruma sunulmuş olduğu, İş Ortaklığını oluşturan firmalardan Özdemir İnş. Tur. Enerji San. ve Tic. A.Ş. nin pilot ortak Yüksel İnşaat A.Ş. ye davalı idarenin talebi üzerine sonradan yeni bir yetki belgesinin verildiği ve bunun davacı tarafından davalı idareye sunulmuş olduğu, İş Ortaklığı’nı oluşturan diğer ortak Yapıyol Altyapı İnş. San. Tic. A.Ş.’nin ise zaten İş Ortaklığı ile sorunlar yaşadığı, şikayet ve itirazen şikayet başvurularının sebebinin bahsi geçen bu ortağının eylemleri olduğu, davacının veya İş Ortaklığının sorunlar yaşadığı bir ortaktan yetki belgesi almasının beklenemeyeceği hususları ile Anayasa’nın yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir” şeklinde gerekçe gösterilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasanın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Kamu İhale Kurulunun 02.06.2016 tarih ve 2016/UY.IV-1498 sayılı kararının iptaline,
2- Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, işin esasının incelenmesine geçilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
Sözleşmenin, İş Eksilişi Yapılarak Sona Erdirilmesi Durumunda, Tarafların İşin Bu Şekilde Tamamlandığı Hususunda Anlaştığını Gösterir Belgenin İş Deneyimini Gösteren Diğer Belgelerle Birlikte Sunulması Zorunludur
Karar No : 2020/MK-16
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2011/139821 İhale Kayıt Numaralı “Hastanemiz Ve Bağlı Birimlerinde 12 Ay Süreli Malzeme Dahil Genel Temizlik, İlaçlama, Çamaşır Yıkama, Kurutma, Ütüleme Ve Tıbbi Atık Toplama Hizmeti Alımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından yapılan 2011/139821 ihale kayıt numaralı “Hastanemiz Ve Bağlı Birimlerinde 12 Ay Süreli Malzeme Dahil Genel Temizlik, İlaçlama, Çamaşır Yıkama, Kurutma, Ütüleme Ve Tıbbi Atık Toplama Hizmeti Alımı” ihalesine ilişkin olarak Gökkuşağı Sosyal Hizmetler Sağlık Yat. Bilgi Sistemleri Gıda Temizlik Hizm. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 16.01.2012 tarihli ve 2012/UH.I-344 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin on birinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Gökkuşağı Sosyal Hizmetler Sağlık Yat. Bilgi Sistemleri Gıda Temizlik Hizm. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 15.11.2012 tarihli ve E:2012/503, K:2012/1430 sayılı kararı ile “davanın reddine” karar verilmiştir.
Yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06.11.2019 tarihli E:2013/1770, K:2019/3498 sayılı kararı ile “…Temyize konu Mahkeme kararının, davacının 1’nci ve 2’nci iddiaları yönünden dava konusu Kurul kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Temyize konu Mahkeme kararının, davacının 3’üncü iddiası yönünden Kurul kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısmına gelince;
Davacı tarafından itirazen şikayet başvurusunda, diğer iddiaların yanısıra Akdeğer firması tarafından sunulan iş deneyim belgesinin Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 47’nci maddesinin (ç) ve (d) bentlerine uygun olmadığının kontrol edilmesi gerektiği, bu firmanın daha önce (ç) ve (d) bendine aykırılık nedeniyle elendiğinin bilindiği ileri sürüldüğü görülmüştür.
Kurul tarafından, Yönetmelik’in 47’nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen “iş deneyimini gösteren belgelerin değerlendirilmesinde ilk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son beş yıl içinde kabulü gerçekleştirilen işlerde, iş deneyimini gösteren belge tutarı tam olarak dikkate alınır. Kabulü, ihale ve son başvuru tarihi ile ilk ilan veya davet tarihi arasında yapılmış olan işler de bu kapsamda değerlendirilir. Sözleşmede kabul tarihine ilişkin bir düzenleme bulunmuyor ise, iş deneyimini gösteren belgeler kapsamında sunulan faturalardan son düzenlenen faturanın kabul tarihi dikkate alınır” kuralı uyarınca Akdeğer firmasının sunmuş olduğu iş deneyim belgesi incelenerek sonuca bağlanmasına karşın; maddenin (ç) bendinde yer verilen “Sözleşmenin, iş eksilişi yapılarak sona erdirilmesi durumunda, tarafların işin bu şekilde tamamlandığı hususunda anlaştığını gösterir belgenin iş deneyimini gösteren diğer belgelerle birlikte sunulması zorunludur” kuralı açısından davacının itirazı olmasına karşın bu konuda herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 4734 sayılı Kanun’un 56’ncı maddesi uyarınca, Kurum’un itirazen şikayet başvurularını, başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlal edilip edilmediği açılarından inceleme yapması gerekirken, davacının itirazında yer verildiği hususlar hakkında inceleme yapılmaksızın karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla itirazen şikayet başvurusunda ileri sürülen iş deneyim belgesinin, Yönetmelik’in 47’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aykırılık iddiası incelenmeksizin başvurunun reddine yönelik dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın bu kısmının reddine ilişkin Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
2-Ankara 14. İdare Mahkemesinin 15.11.2012 tarih ve E:2012/503, K:2012/1430 sayılı kararının 1’nci ve 2’nci iddialar yönünden Kurul kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49’uncu maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Mahkeme kararının 1’nci ve 2’nci iddialar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının onanmasına,
3-Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4-Mahkeme kararının, 3’üncü iddia yönünden Kurul kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49’uncu maddesi uyarınca bozulmasına,
5-Bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline,
…
8-Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9-2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere)” karar verilmiştir.
Diğer taraftan, bahse konu Danıştay kararında iptal kararına konu iddianın 3’üncü iddia olduğu belirtilmekte ise de söz konusu iddianın 2’nci iddiaya ilişkin olduğu, maddenin kararda sehven yazıldığı, Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda 2’nci iddianın esasının incelenmesine geçilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 16.01.2012 tarihli ve 2012/UH.I-344 sayılı kararının 2’nci iddiasının Akdeğer Ltd. Şti. tarafından sunulan iş deneyimini gösteren belgelere yönelik değerlendirmelerin iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda başvuru sahibinin 2’nci iddiasının esasının yeniden incelenmesine geçilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı İstanbul
Düz İşçi Kalemleri İçin Öngörülen Eksik Teklif Tutarının Davacının İradesinden Değil, Davalı İdarenin Resmî Web Sitesinde Yer Alan Modülden Kaynaklandığı
Karar No : 2020/MK-13
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2012/129770 İhale Kayıt Numaralı “Belediye Şehir İçi Parkomat Hizmetinde Çalıştırılmak Üzere Personel Hizmeti Alımı 1.Bölge” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Alanya Belediye Başkanlığı, Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yapılan 2012/129770 ihale kayıt numaralı “Belediye Şehir İçi Parkomat Hizmetinde Çalıştırılmak Üzere Personel Hizmeti Alımı 1.Bölge” ihalesine ilişkin olarak Satem Sosyal Hizmetler San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 27.12.2012 tarihli ve 2012/UH.III-5004 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.
Davacı Satem Sosyal Hizmetler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen davanın reddi kararının, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından alınan 10.10.2019 tarihli E:2014/1285 K:2019/2973 sayılı kararda “…Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin yapmış olduğu aşırı düşük teklif açıklamasının 4734 sayılı Kanun’un 38. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek teklifinin reddedilmesi ve bu aşamadan sonraki işlemlerin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesine karar verildiği, davacının birim fiyat teklif cetvelinde yer alan 6 işçilik kalemine ilişkin öngörmüş olduğu birim birim fiyatların teklif edilmesi gereken asgari tutardan az olmadığı, ancak davacının 3 ve 4 numaralı düz işçi kalemi için öngördüğü tutarların teklif edilmesi gereken asgari tutarları karşılamadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık, asgari işçilik maliyetinin temel unsurlarından olan işveren sigorta prim payı tutarının, KİK işçilik hesaplama modülünün hesaplama yöntemi olan ve işveren sigorta prim paylarının toplamı olan %22 oranı üzerinden hesaplanıp, tek aşamada mı yuvarlama yapılacağı, yoksa her bir sigorta kolu prim oranı üzerinden ayrı ayrı hesaplanıp, bulunacak rakamların yuvarlamasının ayrı aşamalarda mı yapılacağı hususuna ilişkin bulunmaktadır. Aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, asgari işçilik maliyetinin önemli unsurlarından olan işveren sigorta prim payı tutarının hesaplanmasının, her bir sigorta kolu prim oranı üzerinden ayrı ayrı işlemlerle hesaplanıp, yuvarlamanın da her bir işlem sonucu bulunan rakam üzerinden ayrı ayrı yapılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmediği, ihale tarihi itibarıyla KİK işçilik hesaplama modülü ile benimsenen yöntemin de bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, Kamu İhale Kurulu’nca, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü tarafından, Kuruma gönderilen 07/12/2012 tarih ve 40321 sayılı yazıya itibar edilerek, işveren sigorta prim payının her bir sigorta koluna ait sigorta prim oranına göre ayrı ayrı hesaplanması, yuvarlamanın da her bir işlem sonucunda bulunan rakam üzerinden yapılması gerektiği sonucuna varılmış ise de, uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla Kurum tarafından yapılacak genel bir düzenlemeye esas olmak üzere, işveren sigorta prim payı hesabının nasıl yapılması gerektiği yolunda yapılan başvuru üzerine verildiği anlaşılan söz konusu yazının, “görüş” mahiyetinde bulunduğu ve henüz bir düzenleme hâline getirilmediği, diğer bir anlatımla, Kamu İhale Genel Tebliği’nin 16.5.2.1 maddesinde yer alan “idari düzenleme” yani “kural” niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafından, mevzuat ile yönlendirildiği Kamu İhale Kurumu’nun resmî web sitesinde yer alan işçilik hesaplama modülü kullanılmak suretiyle asgari işçilik maliyetinin hesaplandığı, 3 ve 4 numaralı düz işçi kalemleri için öngörülen eksik teklif tutarının davacının iradesinden değil, davalı idarenin resmî web sitesinde yer alan modülden kaynaklandığı görüldüğünden, davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması yönünde düzeltici işlem belirlenmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 27.12.2012 tarihli ve 2012/UH.III-5004 sayılı kararının, başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması yönündeki ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara, İhale Danışmanlığı
Karar No : 2020/MK-9
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2019/407757 İhale Kayıt Numaralı “Radyasyon Onkolojisi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/407757 ihale kayıt numaralı “Radyasyon Onkolojisi” ihalesine ilişkin olarak, Mediline Klinik Hizmetler Anonim Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 14.11.2019 tarihli ve 2019/UH.IV-1473 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle Mediline Klinik Hizmetler Anonim Şirketi tarafından açılan davada, Ankara 2. İdare Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli kararı ile E:2019/2219 sayılı dosyasında “…4734 sayılı Kanun ve yukarıda aktarılan Yönetmelik hükümleri uyarınca, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday, istekli veya istekli olabileceklerin şikâyet veya itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri açıktır. Dava konusu ihaleye teklif veren davacı şirket de, gerek 4734 sayılı Kanun ve gerekse ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca istekli statüsünde olduğundan, dava konusu ihalenin üzerinde kalıp kalmadığı yahut teklifinin değerlendirme dışı bırakılıp bırakılmadığına bakılmaksızın uyuşmazlığı konu ihaleye yönelik olarak şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilmelidir.
Bu durumda; uyuşmazlık konusu ihaleye katılan ve istekli konumunda bulunan davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunun esasının incelenmesi gerekirken, başvuru sahibinin kendi teklifinin değerlendirme dışı bırakılması işlemine karşı bir iddiasının bulunmadığı, dolayısıyla itirazen şikâyet başvurusu uygun bulunsa dahi ihalenin başvuru sahibi üzerinde bırakılması ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun ehliyet yönünden reddine ilişkin olarak alınan dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca dava konusu işlemin ihale süreçlerine ilişkin olması ve halen uygulanmaya devam etmesi nedeniyle telafisi güç ve imkânsız zararlar doğurabileceği açıktır.” şeklinde gerekçe belirtilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
Kamu İhale Kurulunun 14.11.2019 tarihli ve 2019/UH.IV-1473 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine geçilmesine,
- Published in İhale Danışmanı, İhale Danışmanı Ankara, İTİRAZEN ŞİKAYET









