Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi – İdari Merci Tecavüzü – Başvurunun Süre Yönünden Reddi
Not : Karardaki mevzuat eski tarihli olduğundan başvuru süreleri gözardı edilmelidir ancak karar kavramlar itibariyle geçerliliğini koruduğu için paylaşılmıştır.
Karar No : 2014/UH.IV-1271
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2008/3526 İhale Kayıt Numaralı “01.04.2008-31.03.2009 Tarihli Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Alımı.” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
Yıldız Teknik Üniversitesitarafından 27.02.2008 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan “01.04.2008-31.03.2009 Tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Alımı” ihalesine ilişkin olarak başvuru sahibince 17.02.2014tarih ve 5806sayı ile Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile başvuruda bulunulmuştur.
Başvuruya ilişkin olarak 2014/768sayılı şikâyet dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde ön inceleme raporu tanzim edilmiştir.
KARAR:
Şikâyet dilekçesi ve ön inceleme raporu incelendi:
Başvuru dilekçesinde özetle, başvuru konusu ihalenin kendileri üzerine bırakıldıktan sonra itirazen şikâyet başvurusu nedeniyle ihale sürecinin uzadığı aşamada teklif geçerlik süresinin uzatılmasına yönelik bir beyanda bulunulmadığı, idarece gönderilen sözleşmeye davet yazısının teklif geçerlik süresinin bitiminden sonra kendilerine ulaştığı, sözleşme imzalamamaları gerekçesiyle haklarında ihalelere katılmaktan 1 yıl süreyle yasaklama kararının verilerek geçici teminatlarının irat kaydedildiği, yasaklamaya ilişkin açtıkları dava üzerine verilen Danıştay kararı ile yasaklamanın kaldırıldığı, Danıştay kararının haklılıklarını ispatladığı, geçici teminatın kendilerine iade edilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.
17.02.2014 tarihli itirazen şikâyet dilekçesi ve İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nce Kuruma gönderilen E:2013/2078, K:2013/1782 sayılı karar incelendiğinde; başvuru sahibinin yasaklama işlemine karşı açtığı davada ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararın, Danıştay 13. Dairesi’nin 22.04.2011 tarih ve E:2009/5244, K: 2011/1763 sayılı kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır. Mevcut incelemeye konu husus ise isteklinin geçici teminatının gelir kaydı işlemine ilişkindir.
Yapılan incelemede, sözleşme imzalamaması nedeniyle başvuru sahibi hakkında idarece yasaklama kararı verildiği ve geçici teminatının gelir kaydedildiği, geçici teminatın gelir kaydına karşı 19.06.2008 tarihinde idareye şikâyet başvurusunda bulunduğu (İdarenin 21.02.2014 tarih ve 36903431 sayılı yazısı ekinde gönderilen belgelerden, başvuru sahibi tarafından çekilen ve teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin geri alınması gerektiği, idarenin söz konusu işleminin mevzuata aykırı olduğunu ifade eden 18.06.2008 tarihli ihtarnamenin 19.06.2008 tarihinde idareye ulaştığı görülmüş, söz konusu ihtarname idareye yapılmış şikâyet başvurusu olarak değerlendirilmiştir. Anılan ihtarnamede şikâyete konu hususun 18.06.2008 tarihli yazı ile öğrenildiği belirtilmiştir.), aynı gün İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.12.2008 tarih ve E:2008/368, K:2008/794 sayılı görevsizlik kararı üzerine, İstanbul 10. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, İstanbul 10. İdare Mahkemece esastan verilen karar için temyize gidildiği, Danıştay 13. Dairesi’nin 28.01.2013 tarih ve E:2011/1706, K:2013/147 sayılı kararında “…geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle davalı Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne karşı açılan davada; idari merci tecavüzü nedeniyle dosyanın merciine tevdii kararı verilmesi gerekirken, davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen İdare Mahkemesi Kararında usule uyguluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;…İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin 30.11.2010 tarih ve E:2009/1122, K:2010/1764 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine” ifadelerine yer verildiği, Danıştay’ın usulden bozma kararı üzerine İstanbul 10. İdare Mahkemesince alınan E:2013/2078, K:2013/1782 sayılı karar ile dava dilekçesinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında Kurumumuza gönderildiği, mahkeme kararı ve dava dilekçesinin 20.01.2014 tarihinde Kurum kayıtlarına alındığı ve aynı gün İhalelere Yönelik Yapılacak Başvurular Hakkında Yönetmelik’in 15’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvurunun idareye gönderildiği tespit edilmiştir. Bu kez yine geçici teminatın idarece irat kaydedilmesine yönelik işlemin mevzuata aykırı olduğu iddiası ile 17.02.2014 tarihinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
19.06.2008 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan İhalelere Yönelik Yapılacak Başvurular Hakkında Yönetmelik’in 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında “Kuruma itirazen şikayet süresi; Kanunda ve bu Yönetmelikte özel süre öngörülmeyen hallerde onbeş gündür. Bu süre, idareye yapılan şikayet üzerine alınan kararın bildirimini veya otuz gün içinde idarece karar verilmemesi halinde bu sürenin bitimini izleyen günden itibaren başlar.” hükmü yer almaktadır.
Anılan Yönetmelik hükmü uyarınca idareye yapılan şikâyet başvurusu (19.06.2008) üzerine idarenin otuz günlük karar verme süresini izleyen on beş gün içerisinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunulması gerekirken bu sürenin bitiminden sonra 17.02.2014 tarihinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.” hükmü aynı Kanun’un 15’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.” hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun maddelerinde adli yargı yerlerinde açılmış davanın görev yönünden reddedilmesi halinde, kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin idare mahkemesine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, idare mahkemesinin dilekçeyi görevli merciye tevdii halinde ise idare mahkemesine başvuru tarihinin ilgili merciye başvuru tarihi olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.12.2008 tarihli görevsizlik kararı üzerine 23.03.2009 tarihli dava dilekçesi ile İdare Mahkemesi’ne yapılan başvurunun Kanun’un maddesinin aradığı “kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde başvurma” koşulunu sağladığı kabulü yapılarak Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davanın tarihi (19.06.2008) Kuruma başvuru tarihi olarak değerlendirilse dahi, 19.06.2008 tarihinde aynı zamanda şikâyet başvurusunun da yapıldığı, şikâyete idarece verilecek cevap beklenmeksizin Kuruma yapılan başvurunun (İstanbul 10. İdare Mahkemesi tarafından Kuruma gönderilen dava dilekçesi) İhalelere Yönelik Yapılacak Başvurular Hakkında Yönetmelik’in 15/2 maddesi uyarınca idareye gönderildiği, Yönetmelik’in aradığı şekil unsurları tamamlanarak yapılan başvurunun ise 17.02.2014 tarihinde Kurum kayıtlarına alındığı, 17.02.2014 tarihli başvurunun ise süre yönünden uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onuncu fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere;
Başvurunun reddine,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi, İdari Merci Tecavüzü, İhale Danışmanı, İhale Danışmanlığı, İTİRAZEN ŞİKAYET, İTİRAZEN ŞİKAYET SÜRESİNİN BAŞLANGICI
Mal Alım İhalesi – Teklife Konu Cihazların Teknik Şartname’ye Uygunluğunun Katalog Üzerinden Değerlendirilmesi – Danıştay Kararı – Kik Kararı

Karar No : 2019/MK-161
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/316557 İhale Kayıt Numaralı “2 Kalem 23 Adet Eswl (Taşkırma) Sistemi Alımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/316557 ihale kayıt numaralı “2 Kalem 23 Adet Eswl (Taşkırma) Sistemi Alımı” ihalesine ilişkin olarak Novamedtek Medikal ve Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 16.10.2018 tarihli ve 2018/UM.I-1855 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Novamedtek Medikal ve Tıbbi Cihazlar san. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 21.12.2018 tarihli E:2018/2242, K:2018/2573 sayılı kararında “..Dava konusu uyuşmazlıkta şikayete konu cihazın Teknik Şartname’ye uygunluğu hakkında alınan uzmanlık görüşünde cihaz üzerinde demo incelemesi yapılarak hazırlanacak teknik rapor sonucunda görüş verilebileceği bildirildiği halde demonstrasyon incelemesi yaptırılmaksızın sadece kataloglardaki beyanların teknik şartnameye uygun olduğundan bahisle itirazen şikayet başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacının dava dilekçesi ve savunmaya cevap dilekçelerinde dava konusu kurul kararının itirazen şikayet konusu edilen tüm maddelerin karşılamadığı ve eksik incelemeye dayalı karar verildiği, böylelikle kararın denetlenebilir olmadığına ilişkin ileri sürülen iddiaları dikkate alındığında her ne kadar iki ana başlık altında yapılan itirazen şikayet başvurusunda şikayet konusu birinci maddenin incelenmesinden, iş deneyim belgesinin mevzuata uygun olarak sunulduğu görülmekte ise de davacı tarafından, müdahil şirketin iş deneyim belgesinin hukuka uygun olmadığına ilişkin herhangi bir iddiasının bulunmadığı, hukuka aykırılık iddialarının Kurul kararının denetlenebilir olmadığı ve itiraz edilen tüm hususların karşılanmadığına ilişkin olduğu, bu kapsamda kararın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, alınan uzmanlık görüşü doğrultusunda cihazın Teknik Şartnameye uygun olup olmadığına ilişkin demonstrasyon incelemesi yaptırılarak uzmanlık görüşüne esas teknik raporun alınmasının ardından teklif edilen cihazın Teknik Şartname’ye uygun olmadığına ilişkin tüm iddialar karşılanarak bir karar verilmesi gerekirken cihazın Teknik Şartnamenin ilgili maddelerine uygun olduğu sonucuna varılarak davacının itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu Mahkeme kararının uygulanmasını teminen 23.01.2019 tarihli ve 2019/MK-35 sayılı Kurul kararı ile “1- Kamu İhale Kurulunun 16.10.2018 tarihli ve 2018/UM.I-1855 sayılı kararının, “ihale üzerinde bırakılan isteklinin teklif etmiş olduğu cihazın ESWL TİP-2 Teknik Şartname’sinin şikayet konusu edilen maddelerine aykırı olduğu” ile ilgili 2’nci iddiası yönünden iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, idarece ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından teklif edilen ESWL cihazının şikâyete konu Teknik Şartname maddelerini karşılayıp karşılamadığının tespit edilmesini teminen demonstrasyon yapılması yönünde, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,” karar verilmiştir.
Bu defa yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay 13’üncü Dairesi’nin verdiği 13.03.2019 tarihli ve E:2019/374, K:2019/750 sayılı kararda “..Aktarılan kurallara göre İdari Şartname’de isteklilerde aranılan şartların, gerekli belgelerin ve yeterlik kriterlerinin belirtilmesi zorunludur. İdare tarafından teklif edilen ürünün Teknik Şartname’de yer alan ölçütlere uygunluğunu belirlemek amacıyla numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, Teknik Şartname’ye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf istenebilir. Teklife konu ürünün sunulma yöntemi ile ihale komisyonunca ürünün değerlendirilmesine yönelik ölçütleri içeren İdari Şartname’ye göre, teklife konu cihazın tıbbi ve teknik özelliklerini ortaya koyacak nitelikte teknik doküman ve cihazın marka, model ve tip bilgilerini içeren İdari Şartname’ye uygunluk belgeleri isteklinin teklifi ile birlikte sunulur. Uzmanlık gerektiren teknik hususlarla ilgili olarak ihtisas sahibi kamu hukuku veya özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerin teknik görüşüne başvurulabilir. Alınacak teknik görüşün uyuşmazlık konusu olayın özünü aydınlatacak nitelikte olması gerekir. Bu bakımdan, davalı idarece alınan teknik görüşte, ihale uhdesinde kalan müdahil şirket ile ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi davacı şirket tarafından teklif edilen ürünlere ait kataloglardan her iki cihazın Teknik Şartname’de belirtilen özellikleri karşıladıkları açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla, ihale konusu olan “2 kalem 23 adet ESWL (Taşkırma) Sistemi Alımı” ihalesine yönelik itirazen şikayet başvurusunda ileri sürülen hususların özel teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle alanında uzman kişilerden teknik görüş alınması gerektiği, teklif edilen cihazların Teknik Şartname’de belirtilen özellikleri karşıladığının davalı idarece alınan teknik görüşle ifade edildiği, dolayısıyla ihale uhdesinde kalan istekli ile davacı şirket tarafından teklif edilen ürünlerin Teknik Şartname’de öngörülen kriterlere uygun olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Mahkeme kararında itiraz edilen maddelerin çoğunlukla teknik özelliklerle ilgili olduğu ve bu nedenle bunların uygunluğunun demo üzerinden kontrol edilmesi gerektiğine yönelik teknik görüşe dayalı değerlendirmelere yer verilmişse de anılan ihaleye ait İdari Şartname’de yeterlik kriteri olarak teklif edilecek ürüne ait kataloğun belirlendiği, teklife konu cihazların Teknik Şartname’ye uygunluğunun katalog üzerinden değerlendirilmesinin öngörüldüğü, teknik belgeler üzerinden incelemenin yeterli görülmemesi halinde ihale komisyonunun demo yapmak hususunda serbest olduğu, katalog üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde ayrıca demo yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle
1 ) Davalı ve davalı yanında müdahil temyiz isteminin kabulüne,
2 ) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 21/12/2018 tarih ve E:2018/2242, K:2018/2573 saylı kararının bozulmasına,
3 ) Davanın reddine…” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 23.01.2019 tarihli ve 2019/MK-35 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 16.10.2018 tarihli ve 2018/UM.I-1855 sayılı Kurul kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna,
Oybirliği ile karar verildi.
- Published in Genel
Terör örgütlerine iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadeler yerine, hukukî denetime elverişli güncel bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği
Karar No : 2019/MK-153
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/97249 İhale Kayıt Numaralı “Merkez 12 Derslikli B S M- Merkez 24 Derslikli İhl Ve 300 Öğr Pan -Kağızman Merkez 24 Derslikli Fen Lisesi,200 Öğr Pan Ve Spor Salonu-Susuz Merkez 200 Öğr Pan Ve 4 Daireli Öğrt Konutu-Selim Yuk Damlapınar 4 Derslikli Ek İilkokul Yapım İşleri” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Kars İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği tarafından yapılan 2018/97249 ihale kayıt numaralı “Merkez 12 Derslikli BSM- Merkez 24 Derslikli İHL ve 300 Öğr. Pan. -Kağızman Merkez 24 Derslikli Fen Lisesi, 200 Öğr. Pan. ve Spor Salonu-Susuz Merkez 200 Öğr. Pan. ve 4 Daireli Öğrt. Konutu-Selim Yuk. Damlapınar 4 Derslikli Ek İlkokul Yapım İşleri” ihalesine ilişkin olarak Murat Kerimoğlu itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 27.06.2018 tarihli ve 2018/UY.I-1238 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanunun 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Murat Kerimoğlu tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli E:2018/1628, K:2018/2218 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan kararın Murat Kerimoğlu tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen Danıştay Onüçüncü Dairesinin 28.02.2019 tarihli ve E:2018/4059 K:2019/627 sayılı kararında “…4734 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (g) bendinde yer alan “Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler” ifadesi uyarınca haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadeler yerine, hukukî denetime elverişli güncel bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına neden olan olayın olduğu dönem itibarıyla PKK terör örgütüyle iltisakı ya da irtibatı olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, ancak benzer bir olay nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtayca verilen kararlar çerçevesinde olay değerlendirildiğinde, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararına konu olan eylemin 2008 yılında gerçekleştiği, davaya konu ihalenin ise 2018 yılında yapıldığı, aradan yaklaşık 10 yıl gibi bir zamanın geçtiği, davacının ihale tarihi itibarıyla PKK terör örgütü ile iltisakını ya da irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün arşiv kayıtlarında da davacının yargılandığı ceza dosyası dışında PKK terör örgütüyle irtibatını ve iltisakını ortaya koyan başkaca bir verinin bulunmadığı, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen HAGB kararının da ortadan kaldırılarak davanın düşürüldüğü görülmektedir.
Bu itibarla, davacının ihale dışı bırakılmasında ve bu karara yönelik yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulüne, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin 02/11/2018 tarih ve E:2018/1628, K:2018/2218 sayılı kararının BOZULMASINA, dava konusu işlemin iptaline, …, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 28/02/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 27.06.2018 tarihli ve 2018/UY.I-1238 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.
Yeterlik Kriteri – Kendi Malı Olma Şartı – Yeterlik Kriteri Belirlemede İdarenin Takdir Yetkisi – Danıştay Kararı
Karar No : 2019/MK-152
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/209413 İhale Kayıt Numaralı “Karayolları 18 Bölge Müdürlüğü 181 Ve 183 Şube Şeflikleri Yollarında Rutin Yol Bakım, Yapım Ve Onarımı İle Kar Ve Buzla Mücadele İşlerinin Yapılması” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Karayolları 18. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/209413 ihale kayıt numaralı “Karayolları 18. Bölge Müdürlüğü 181. ve 183. Şube Şeflikleri Yollarında Rutin Yol Bakım, Yapım ve Onarımı ile Kar ve Buzla Mücadele İşlerinin Yapılması” ihalesine ilişkin olarak Varyap Madencilik Nakliye İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 11.07.2018 tarihli ve 2018/UY.I-1311 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Varyap Madencilik Nakliye İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından açılan davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin E:2018/1731, K:2018/2169 sayılı kararı ile dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilmesi üzerine Kurulca alınan 20.12.2018 tarih ve 2018/MK-407 sayılı karar ile “1- Kamu İhale Kurulunun 11.07.2018 tarihli ve 2018/UY.I-1311 sayılı kararının “araç üstüne takılan ekipmanlara ait özellikler” ve “isteklinin kendi malı olan makinelerin tevsiki”ne ilişkin iddialar ile ilgili kısımlarının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline” karar verilmiştir.
Kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 11.02.2019 tarihli ve E:2019/47, K:2019/308 sayılı kararında “Aktarılan mevzuat kurallarının irdelenmesinden, ihale konusu işin yapılabilmesi için gerekli görülen makine, teçhizat ve diğer ekipman için kendi malı olma şartının aranmaması esas olmakla birlikte işin niteliğinin gerektirdiği hâllerde idare tarafından, ihale konusu işin yapılabilmesi için adaya veya istekliye ait olmasının gerekli görüldüğü makine, teçhizat ve diğer ekipmanın yeterlik kriteri olarak belirlenebileceği, işin niteliği dikkate alınmak suretiyle, idarece temini öngörülen makine ve ekipmandan bir kısmının isteklinin kendi malı olmasına yönelik düzenleme yapılmasının idarenin takdirinde olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, ihale dokümanını satın alan davacı şirket tarafından gerek şikâyet gerekse Kuruma yapılan itirazen şikâyet başvurusunda yer verilen, “araç üstüne takılan ekipmanlara ait özelliklerin ihaleye katılımı daralttığı, araç üstü ekipmanların araca ait bir özellik olmayıp, gerektiğinde kısa sürede imalatı ve tadilatı yapılabilen özellikler olduğu, ancak araç üstü ekipmana ait özellikler aracın şase numarasına işleneceğinden bir ihaleye göre çöp haznesi uygun olan araç sahibi isteklinin, başka bir idarenin belirleyeceği özelliklere uymayacağı, böylelikle ihaleye katılım ve rekabet engellenerek kaynakların verimli kullanılması ilkesini ortadan kaldıracağı” iddiasına karşı Kurulca, “bazı araçlarda araç üstü ekipmanlar için istenilen kriterlerin ihtiyaçların karşılanması maksadıyla idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebileceği, ayrıca ihaleye 9 isteklinin teklif verdiği göz önüne alındığında kendi malı olması istenilen ekipmanlara ilişkin aranılan özelliklerin mevzuat kuralları uyarınca idarenin ihtiyaçlarını uygun şartlarla ve zamanında sağlama sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği” hususu belirtilmek suretiyle davacı şirketin bu iddiasının karşılandığı; ancak Ankara 11. İdare Mahkemesi’nce verilen kararda, davacı şirketin şikâyet ve itirazen şikâyet başvurularında açıkça ifade edilmeyen hususlara ilişkin değerlendirme yapılarak davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi “İhale dokümanında isteklilerin kendi malı olması istenilen araçlardan 1 adet vakumlu süpürgenin 6 metreküp çöp kapasiteli olmasının istenildiği; ancak idarece isteklilerin kendi malı olması istenilen araçların teknik özelliklerine yönelik belirlemeler yapılırken asgari ve azami sınırlamaya yer verilmesi, dolayısıyla uyuşmazlığa konu ihalede olduğu gibi (6 metreküp çöp kapasiteli olması) kesin ve net ifadelerden kaçınılması gerektiği, bu nedenle ihale dokümanında yer verilen “6 metreküp çöp kapasiteli olması” ifadesinin ihaleye katılımı daraltacağı veya engelleyeceği, dolayısıyla rekabeti olumsuz etkileyeceği şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
Öte yandan, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunda yer alan İdari Şartname’de kendi malı olan tesis, makine, teçhizat ve diğer ekipmanın tevsiki hususuna ilişkin 7.5.5. maddesinin, Yapım işleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 41. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı düzenlendiği” iddiasına ilişkin olarak ise, idarece ihalede kendi malı olma şartı getirilen araçların tevsik belgeleri ile ilgili İdari Şartname’nin 7.5.5. maddesinde Yapım işleri ihaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 41. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen belgelerden “serbest muhasebeci raporu”na yer verilmediği görülse de, mevzuatta yer almayan yeni ve farklı bir belgenin istenilmediği, isteklilerin anılan Yönetmelik uyarınca kendi malı olan tesis, makine ve teçhizatı sayma suretiyle belirtilen diğer belgeler ile de tevsik edebilecekleri sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin bu kısımlarının iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 20.12.2018 tarihli ve 2018/MK-407 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, Kamu İhale Kurulunun 11.07.2018 tarihli ve 2018/UY.I-1311 sayılı kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna,
Oybirliği ile karar verildi.
İtirazen Şikâyet Başvurusunda Bulunabilmek İçin Geçerli Bir Şikâyet Başvurusunun Varlığı Gerekmektedir
Karar No : 2019/MK-136
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/33453 İhale Kayıt Numaralı “Belediyemiz Fen İşleri Müdürlüğünün Çalışmalarında Kullanılmak Üzere Taşıt (Kamyon) İş Makinaları Kiralama” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
Süleymanpaşa Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/33453 ihale kayıt numaralı “Belediyemiz Fen İşleri Müdürlüğünün Çalışmalarında Kullanılmak Üzere Taşıt (Kamyon) İş Makinaları Kiralama” ihalesine ilişkin olarak Temsan Hafriyat Nakliyat İnşaat Madencilik Turizm Çevre Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 17.04.2018 tarihli ve 2018/UH.II-809 sayılı karar ile “Anılan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunmanın ön koşulunun idareye usulüne uygun şikâyet başvurusu yapılması olduğu, başvuru sahibinin idareye yaptığı şikâyet başvurusunda, şirket adına şikayet başvurusunda bulunan kişinin imza sirkülerinin aslının ya da yetkili mercilerce onaylı örneğinin sunulmadığı, başvuru sahibinin teklif zarfında da şikâyet başvurusunda bulunan kişinin imza sirkülerinin sunulmadığı anlaşıldığından başvurunun idare tarafından şekil yönünden reddedilmesinde herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup iddia konusu hususlar incelenmeksizin başvurunun şekil yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle… Başvurunun reddine” karar verilmiştir.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle Temsan Hafriyat Nakliyat İnşaat Madencilik Turizm Çevre Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davada Ankara 2. İdare Mahkemesi tarafından 05.10.2018 tarih ve K:2018/1810 sayı ile “dava konusu işlemin iptaline” karar verilmesi üzerine bu kararın uygulanmasını teminen Kurul tarafından 28.11.2018 tarih ve 2018/MK-391 sayılı kararın alındığı ve “1- Kamu İhale Kurulunun 17.04.2018 tarihli ve 2018/UH.II-809 sayılı kararının iptaline, 2- Başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine geçilmesine,” karar verildiği anlaşılmıştır.
Kamu İhale Kurulunun 28.11.2018 tarih ve 2018/MK-391 sayılı kararına istinaden yapılan inceleme neticesinde Kurul tarafından 13.03.2019 tarih ve 2019/UH.II-381 sayılı karar ile “Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine,” karar verildiği anlaşılmıştır.
Kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu neticesinde Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16.01.2019 tarihli E:2018/3916, K: 2019/136 sayılı kararında “İhale sürecinde gerçekleştirilen hukuka aykırı işlem veya eylemler neticesinde zarar gördüğü iddiasında olanlar tarafından dava açılmadan önce zorunlu idari başvuru yollan olarak şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunulması gerektiği, isteklilerin ve istekli olabileceklerin öncelikle ihaleyi yapan idareye şikâyet başvurusu yapmaları, bu başvuru üzerine alınan karara karşı da Kamu ihale Kurumu’na itirazen şikâyet başvurusu yapılması suretiyle zorunlu İdari başvuru yollarının tüketileceği anlaşılmaktadır. Kamu ihale Kurumu ise, itirazen şikâyet başvurularını başvuru sahibinin iddiaları ile İdarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlâl edilip edilmediği açılarından incelemektedir. Diğer bir ifadeyle, şikayet başvurularının sonucu, itirazen şikâyet başvurularının konusunu oluşturmaktadır. Böylelikle itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilmek için geçerli bir şikâyet başvurusunun varlığı gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından ihaleyi yapan şikâyet başvurusunda bulunulduğu, ancak şikâyet dilekçesini imzalayan şirket yönetim kurulu başkanı Mesude Kosova’ya ait imza sirkülerinin aslının veya onaylı suretinin sunulmadığı gibi, söz konusu belgenin ihale teklif zarfında da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, imza sirkülerinin aslının veya onaylı örneğinin başvuru aşamasında veya ihale teklif zarfında sunulmamış olduğu dikkate alındığında, geçerli bir şikâyet başvurusu yapıldığından söz edilemeyeceği açık olup, şikâyet başvurusunun idare tarafından şekil yönünden reddedilmesi üzerine yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, Kurul kararının iptali yolundaki temyize konu idare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır,” gerekçesiyle “…2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 2. idare Mahkemesinin 05/10/2018 tarih ve E:2018/1096, K2018/1810 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.DAVANIN REDDİNE,..” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
Kamu İhale Kurulunun 28.11.2018 tarih ve 2018/MK-391 sayılı kararının iptaline,
Kamu İhale Kurulunun 13.03.2019 tarih ve 2019/UH.II-381 sayılı kararının iptaline,
3- Kamu İhale Kurulunun 17.04.2018 tarihli ve 2018/UH.II-809 sayılı kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna,
Oybirliği ile karar verildi.

- Published in DANIŞTAY KARARI, DANIŞTAY KARARLARI, İTİRAZEN ŞİKAYET, İtirazen Şikayet, KİK KARARI, kik kararı, Kİk Kararı, Şikayet
İhaleden Yasaklama Kararlarının Hukuka Uygunluğunu Değerlendirme Konusunda Kamu İhale Kurulu’nun Herhangi Bir Yetkisinin Bulunmadığı – Birden Fazla Teklif Verme Durumunda Geçici Teminatın İrat Kaydedilemeyeceği
Karar No : 2019/MK-105
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2011/167114 İhale Kayıt Numaralı “Oyalı Ayr. – Silopi Yolu Km: 278+000 – 333+000G / 1+200İ – 33+200 Kesiminin (Bağlantı Yolları Dahil) İkmal İnşaatı İşi” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Karayolları Genel Müdürlüğü Program ve İzleme Dairesi Başkanlığı tarafından 05.12.2011 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan 2012/147660 ihale kayıt numaralı “Oyalı Ayr. – Silopi Yolu Km: 278+000 – 333+000G / 1+200İ – 33+200 Kesiminin (Bağlantı Yolları Dahil) İkmal İnşaatı İşi” ihalesine ilişkin olarak Erener Müş. Yapı Turz. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. – KLV İnş. Taah. Mad. Tic. ve San. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından 15.02.2012 tarih ve 6604 sayılı ile Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 19.03.2012 tarihli ve 2012/UY.I-1373 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.
Davacı Farsel İnş. ve Tic. A.Ş. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 14.12.2012 tarihli E:2012/556, K:2012/2833 sayılı karar ile “…Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine…” karar verilmiştir.
Anılan Mahkeme kararı üzerine Farsel İnş. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 01.10.2018 tarih ve E:2013/599, K:2018/2662 sayılı kararında
“… 1- Temyize konu Mahkeme kararı, davacı şirketin pilot ortağı olduğu İş Ortaklığının teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacı şirketin pilot ortağı olduğu İş Ortaklığının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması yönünden davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2-Mahkeme kararı, davacı şirketin yasaklanmasına ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
Kanun maddelerinde yer alan düzenlemelerin tek başına değil, kanunun tümü göz önünde tutularak yorumlanması gerekir. Bu nedenle, bir kuralın anlamı, kuralın kanunda yer aldığı kısım ve bölümler, diğer kurallarla ilişkisi, kanunun plan ve sistematiği içerisindeki konumu dikkate alınarak belirlenmelidir. Ayrıca amaçsal yorum yöntemi de kuralın anlamına, düzenlemenin amacına ya da temel gerekçesine, kanunun çıkarılış nedenine göre yorumlanmasını gerekli kılar.
4734 sayılı Kanun sistematik olarak incelendiğinde, Kamu İhale Kurulu’nun görev ve yetkilerinin Kanun’un üçüncü kısmında yer aldığı görülmektedir. Kanun’un üçüncü kısmında yer alan 53. maddesinde, “ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde idarece (ihaleyi yapan bu Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşlarca) yapılan işlemlerde Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olmadığına ilişkin şikâyetleri sonuçlandırmak” ve “haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilenlerin sicillerini tutmak” Kurum’un görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. İhalelere katılmaktan yasaklama ise, Kanun’un dördüncü kısmında yer alan 58. maddede ayrıca düzenlenmiş, yasaklama kararlarının ihaleyi yapan bakanlık veya ilgili veya bağlı bulunulan bakanlık, herhangi bir bakanlığın ilgili veya bağlı kuruluşu sayılmayan idarelerde bu idarelerin ihale yetkilileri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde ise İçişleri Bakanlığı tarafından verileceği belirtilerek yasaklamaya yetkili makamlar açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan maddenin gerekçesinde, ihaleye katılmaktan yasaklama kararlarını vermeye yetkili merciler açıkça belirlenerek bu konuda doğabilecek tereddütlerin giderildiği belirtilmiştir.
Kamu İhale Kurumu’na, haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilenlerin sicillerini tutmak dışında yasaklama kararlarının bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olmadığına ilişkin şikâyetleri inceleyerek sonuçlandırmak gibi bir görev ve yetki verilmediği, yasaklama kararlarının ihale sürecinde tesis edilen işlemlerden bağımsız olarak tesis edildiği, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde idarece yapılan işlemlerden kastedilenin ihaleyi yapan idarece yapılan işlemler olduğu, ihaleden yasaklama kararları ise mutlaka ihaleyi yapan idarece alınmadığından ve ihaleyi yapan eğer bir bakanlık değilse ihaleyi yapan idarenin ilgili veya bağlı bulunduğu bakanlıkça, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelere ilişkin olarak ise İçişleri Bakanlığı tarafından verildiğinden, ihaleden yasaklama işlemlerinin başlatılmasına ilişkin işlemlerin ve ihaleden yasaklama kararlarının hukuka uygunluğunu değerlendirme konusunda Kamu ihale Kurulu’nun herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacı şirketin, ihalelere katılmaktan yasaklanması gerektiği yönündeki dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
3-Mahkeme karan, davacı şirketin pilot ortağı olduğu İş Ortaklığının teminatının irat kaydedilmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde,
Yukarıda aktarılan kuralların birlikte değerlendirilmesinden, ihaleye katılım aşamasında ihale konusu işin niteliğine ve gereklerine göre ihaleye katılan isteklilerinin ekonomik, malî ve mesleki yönden etkinlik ve yeterlik derecesinde ölçüt olarak kullanılacak bilgi ve belgelerin neler olduğu sayma suretiyle belirtilmiş olup, istenilen bu bilgi ve belgelerin ihaleye katılan istekliler tarafından ihaleyi yapan idareye sunulması ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda taahhüt edilen bu bilgi ve belgelerin aksine bir durumun tespit edilmesi hâlinde, bu durumda olanların ihale dışı bırakılmak suretiyle teminatların irat kaydedileceği açıktır. Başka bir ifade ile, 17. maddede belirtilen yasak fiil ve davranışlarda bulundukları tespit edilen isteklilerin ihale dışı bırakılacağı belirtilerek, bu durumda olan kişilere uygulanacak yaptırım açıklığa kavuşturulmuş, 10. maddede yer verilen taahhütlere aykırı davranılması hâlinde ise teminatın irat kaydedileceği yönünde bir yaptırım öngörülmüştür.
Bu bakımdan, davacı şirketin ihaleye katılırken sunmuş olduğu birim fiyat teklif mektubunun 3. maddesinde yer alan, “4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (d) bendi gereğince ihale konusu işe kendimiz veya başkaları adına doğrudan veya dolaylı olarak, asaleten ya da vekâleten birden fazla teklif vermediğimizi beyan ederiz.” şeklindeki ifadenin, 4734 sayılı Kanun’un 10. maddesinde 9 bent hâlinde sayılan taahhütname kapsamında nitelendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (d) bendinde öngörülen yasak fiil ve davranışlarda bulunan davacı şirketin geçici teminat mektubunun irat kaydedilmesine ilişkin işleme yönelik itirazen şikâyet başvurusunun reddi yolundaki Kurul Kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır…” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Kamu İhale Kurulunun 19.03.2012 tarihli ve 2012/UY.I-1373 sayılı kararında Farsel inş ve Tic. A.Ş. – ACS İnş. Mak. Kim. Nak. Gıda San. Tic. A.Ş. İş Ortaklığının geçici teminatının gelir kaydedilmesi ve kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanması gerektiğine yönelik yapılan değerlendirmelerin iptaline,
Oybirliği ile karar verildi.

- Published in İHALEDEN YASAKLILIK, KİK KARARI, KİK KARARLARI, Yasaklılık Kararı
Değerlendirme Dışı Bırakılma – Teknik Görüşün Net ve Açıklayıcı Olmaması – Gerekçeli Bir Değerlendirme İçermemesi
Karar No : 2019/MK-61
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/612602 İhale Kayıt Numaralı “2 Yıllık Mikrobiyoloji Laboratuvarı Kit Karşılığı Makro Elisa Sistemi Hizmet Alımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME :
KARAR:
Gölbaşı Şehit Ahmet Özsoy Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından yapılan 2017/612602 ihale kayıt numaralı “2 Yıllık Mikrobiyoloji Laboratuvarı Kit Karşılığı Makro Elisa Sistemi Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Abbott Laboratuarları İthalat İhr. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kurulca alınan 14.03.2018 tarihli ve 2018/UH.I-596 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.
Davacı Detay Laboratuvar Cihazları San. ve Tic. A.Ş. tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli E:2018/900, K:2018/1736 sayılı kararı üzerine alınan 08.08.2018 tarihli ve 2018/MK-284 sayılı karar ile “1- Kamu İhale Kurulunun 14.03.2018 tarihli ve 2018/UH.I-596 sayılı kararının birinci iddiası ile ilgili kısmının iptaline,
2- Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin birinci iddiasının esasının yeniden incelenmesine,” karar verilmiştir.
Bu durum üzerine Kurulca alınan 26.09.2018 tarihli ve 2018/UH.I-1760 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,” karar verilmiştir.
Kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 14.11.2018 tarih ve E:2018/3151, K:2018/3194 sayılı kararında “…4734 sayılı Kanun’un “Tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 37. Maddesine göre ihale dokümanında belirtilen şartlara uygun olmayan tekliflerin değerlendirme dışı bırakılacağı açıktır.
Kamu İhale Kurumu tarafından, gerekli görüldüğü takdirde özel uzmanlık gerektiren teknik hususlarla ilgili olarak ihtisas sahibi kamu veya özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerin görüşüne başvurulması hâlinde alınan görüş, konunun teknik boyutlarını irdeleyen, gerekçeli ve ayrıntılı, anlaşılabilir olması durumunda verilecek karara esas alınabilecektir. Aksi takdirde, teknik konunun açıkça irdelenmediği, soyut ve genel ifadelerle, gerekçeli olmayan önermeler içeren görüşün Kurul tarafından verilecek karara esas alınamayacağı açıktır.
Bu çerçevede, 30/01/2018 tarihli yazı ile istenen teknik görüşe cevaben gönderilen 05/02/2018 tarihli yazının açık ve net olmadığı, konunun teknik boyutunu ele alan gerekçeli bir değerlendirme içermediği, sorulmayan hususlara yönelik şartlı ifadeler (sarf malzemeleri firma tarafından ücretsiz olarak karşılanacaksa) içerdiği anlaşıldığından, Kurul tarafından verilecek karara esas alınabilecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 23/02/2018 tarihli yazı ile istenen teknik görüşe cevaben gönderilen 09/03/2018 tarihli yazıda ise, Teknik Şartname’de istenen şartlarla teklif edilen cihazın sahip olduğu özellikler kıyaslanarak, temellendirilmiş, açık ve anlaşılır bir görüş verilmiştir.
Bu durumda, 09/03/2018 tarihli görüş doğrultusunda davacı şirketin teklif etmiş olduğu cihazın Teknik Şartname’nin 14. maddesinde geçen “Sistemde kalibrasyon stabilitesi tüm testler için en az 2 hafta olmalıdır…” düzenlemesini karşılamadığı anlaşıldığından, davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 08.08.2018 tarihli ve 2018/MK-284 sayılı kararının iptaline,
2- 08.08.2018 tarihli ve 2018/MK-284 sayılı karar ile yapılan inceleme neticesinde alınan 26.09.2018 tarihli ve 2018/UH.I-1760 sayılı Kurul kararının iptaline,
3- Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda 14.03.2018 tarihli ve 2018/UH.I-596 sayılı kararın hukuken geçerliliğini koruduğuna,
Oybirliği ile karar verildi.

- Published in DEĞERLENDİRME DIŞI BIRAKILMA
Belli İstekliler Arasında İhale – Şikâyet Süresinin Kesinleşen İhale Kararının Davacılara Tebliğ Edildiği Tarihten İtibaren Hesaplanması Gerektiği
Karar No : 2019/MK-62
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2010/8774 İhale Kayıt Numaralı “Kaynarca – Karasu Yolu Km:0+000 – 35+200 Arası Kesimde Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Üstyapı ve Köprü Yapımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2010/8774 ihale kayıt numaralı “Kaynarca – Karasu Yolu Km:0+000 – 35+200 Arası Kesimde Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Üstyapı ve Köprü Yapımı” ihalesine ilişkin olarak UTAY İnşaat A.Ş. – DEPAR İnşaat Ltd. Şti. Ortak Girişimi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 28.06.2010 tarihli ve 2010/UY.I-1896 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onuncu fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı UTAY İnş. A.Ş.-Depar İnş. Ltd. Şti. Ortak Girişimi tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesince 31.10.2011 tarihli ve E:2010/984, K:2011/1305 sayılı “davanın reddi” kararı alınmış, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve E:2012/655, K:2018/2593 sayılı kararında ise; “Temyize konu Mahkeme kararının; 1. İddia yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.İddia yönünden dosya incelendiğinde;
… Karayolları 1.Bölge Müdürlüğü tarafından 24.02.2010 tarihinde belli istekliler arasında ihale usulü ile “Kaynarca – Karasu Yolu Km:0+000 – 35+200 Arası Kesimde Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Üstyapı ve Köprü Yapımı” ihalesinin gerçekleştirildiği, anılan ihaleye ilişkin olarak davacılar tarafından 17.05.2010 tarihinde idareye yapılan şikâyet başvurusunun idarece 21.05.2010 tarihinde reddi üzerine 01.06.2010 tarihinde Kamu İhale Kurumu’na yapılan itirazen şikâyet başvurusunda özetle, “idarenin yaklaşık maliyeti hesaplarken bölgesel tenzilat uygulayıp uygulamadığının bilinmediği, eğer böyle bir uygulama varsa ve tenzilat yapılmadıysa, tenzilat yapılmış yaklaşık maliyete göre tekliflerinin aşırı düşük olup olmadığı konusunun tekrar değerlendirilmesi gerektiği” iddiasına yer verildiği, söz konusu iddianın dava konusu Kurul kararıyla süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca ihale sürecindeki hukuka aykırı olduğu iddia edilen işlem ve eylemlerin farkına varıldığı tarihin, ihalenin bütün hüküm ve sonuçlarının yer aldığı kesinleşen ihale kararının ilgililere tebliğ edildiği tarih olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, şikâyet süresinin kesinleşen ihale kararının davacılara tebliğ edildiği tarih olan 12.05.2010 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, dolayısıyla süresi içinde şikâyet başvurusu yapıldığı anlaşıldığından, 2. iddia yönünden itirazen şikâyet başvurusunun süre yönünden reddine ilişkin dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bu kısmında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle başvuru sahibinin birinci iddiasına ilişkin olarak davanın reddi yönündeki kararın onanmasına, ikinci iddiaya ilişkin davanın reddine yönelik kısmının bozulmasına, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 28.06.2010 tarihli ve 2010/UY.I-1896 sayılı kararının başvuru sahibinin ikinci iddiası ile ilgili kısmının iptaline,
2- Danıştay Onüçüncü Dairesinin anılan kararında yer alan gerekçeler doğrultusunda başvuru sahibinin ikinci iddiası bakımından esasın incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.

Yapım Aşırı Düşük – EK-O.6 Satış Tutan Tespit Tutanağında Vergi Beyanname Dönemi Gösterilmemiş Olması
- Yapım İhalesi
- Amortisman Ömrü Hesabı
- ÖZELBSK.19-T1” Pozu
- Alt Analiz Girdisinin Birim Fiyatı
Karar No : 2019/MK-67
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2017/690996 İhale Kayıt Numaralı “(Denizli – Uşak) Ayr – Çivril – Dinar Yolu Km: 0+000 – 37+653,74 Arası Toprak Tesviye, Sanat Yapıları, Köprü, Üstyapı Ve Bsk İşleri” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2017/690996 ihale kayıt numaralı “(Denizli – Uşak) Ayr – Çivril – Dinar Yolu Km: 0+000 – 37+653,74 Arası Toprak Tesviye, Sanat Yapıları, Köprü, Üstyapı ve Bsk İşleri” ihalesine ilişkin olarak Durmaz Otomotiv Petrol Ürün. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 24.07.2018 tarihli ve 2018/UY.II-1404 sayılı karar ile “ 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Durmaz Otomotiv Petrol Ürün. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli E:2018/2437 ve 2019/45 sayılı kararında “…Dava konusu Kurul Kararı’nın birinci iddiaya ilişkin değerlendirmesi yönünden; dava dosyasındaki belgelerden de anlaşılacağı üzere, amortisman ömrü hesabında söz konusu makinelerin model tarihinin değil (ekskavatör için 6 yıllık, konkasör için 15 yıllık amortisman ömrünün) istekli tarafından satın alınan tarih itibarıyla hesaplanması gerektiği sonucuna varılmakla, olayda ilgili makinelerin davacı şirket tarafından satın alındıkları tarih itibarıyla amortisman ömürlerini tamamlamadıkları anlaşıldığından (2012 model ekskavatör davacı şirket tarafından satın alındıkları tarih itibarıyla amortisman ömürlerini tamamlamadıkları anlaşıldığından (2012 model ekskavatör davacı şirket tarafından 03/08/2015 tarihinde satın alınmış, 19/08/2015 tarihinde kendi adına tescil edilmiştir, Konkasör ise ilk olarak yurt İçinde 22/08/1995 yılında el değiştirmiş, davacı şirket tarafından ise 01/05/2017 tarihinde satın alınmıştır.), amortisman ömrünü tamamlamış makine olarak yukarıda yer verilen yöntem ile katsayısının “0” olarak kabul edilmesinin uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Kurul Kararı’nın birinci iddiaya ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Kurul Kararı’nın ikinci İddiaya ilişkin değerlendirmesi yönünden… Olayda, davacı şirket tarafından teklif edilen “ÖZELBSK.19-T1” pozunda yer alan elyaf alt analiz girdisinin birim fiyatını tevsik etmek üzere 02.05.2018 tarih ve 01 sayılı EK-0.6 satış tutarı tespit tutanağının sunulduğu, söz konusu tutanak ekinde bu tutanağı imzalayan meslek mensubuna ait faaliyet belgesinin bulunduğu, her sayfasının yetkili meslek mensubu (SMMM) tarafından kaşelendiği ve imzalandığı, her sayfasında TÜRMOB kaşesinin de yer aldığı, “Mükellefin tespit yapılan geçici vergi beyanname dönemine ait yasal defter tasdik bilgileri” başlıklı 3’üncü bölümünde geçici vergi beyanname döneminin “2017 yılı” olarak belirtildiği, ancak anılan tutanakta tutanağın hangi geçici vergi beyanname dönemi verileri esas alınarak düzenlendiği bilgisine yer verilmediği görülmüştür.
Buna göre, “SMA katkı maddesi (elyaf)” analiz girdisi için yapılan açıklama kapsamında sunulan 02.05.2018 tarih ve 01 sayılı EK-O.6 satış tutan tespit tutanağında her ne kadar vergi beyanname dönemi gösterilmemiş ise de, söz konusu eksikliğin teklifin esasını değiştirecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla ihaleyi yapan idarece tamamlatılabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul Kararı’nın bu iddiaya ilişkin kısmı yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin 2. iddiaya ilişkin kısmının iptaline, dava konusu işlemin iddiaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine…” gerekçesiyle dava konusu işlemin ikinci iddia yönünden iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 24.07.2018 tarihli ve 2018/UY.II-1404 sayılı kararının 2’nci iddia ile ilgili kısmının iptaline,
2-Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 02.05.2018 tarih ve 01 sayılı satış tutarı tespit tutanağındaki vergi dönemine ilişkin bilginin bilgi eksikliği kapsamında tamamlatılması yönünde idarece işlem tesis edilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.

- Published in EK-O6, VERGİ BEYANNAME DÖNEMİ
Davadan Feragat Üzerine Kamu İhale Kurumunun Vereceği Karar
- İtirazen Şİkayet Başvurusunun Reddi
- İdare Mahkemesinin Kurul Kararının İptali ve Yürütmesini Durdurması
- Danıştay’ın Feragat Üzerine Vereceği Karar
- Feragatin Yürüyen Davaya Etkisi
- Feragat Üzerine Kurul Tarafından Verilecek Karar
Karar No : 2019/MK-76
BAŞVURU SAHİBİ:
Elpa Temizlik Sosyal Hizmetler Bilgisayar İnsan Kaynakları Sağlık Hizmetleri İnşaat Tarım Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi
İHALEYİ YAPAN İDARE:
Kocaeli Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2018/319732 İhale Kayıt Numaralı “2 Yıllık Malzeme Dahil Yemek Ve Dağıtım Hizmet Alımı” İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
KARAR:
Kocaeli Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü tarafından yapılan 2018/319732 ihale kayıt numaralı “2 Yıllık Malzeme Dahil Yemek ve Dağıtım Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Elpa Temizlik Sosyal Hizmetler Bilgisayar İnsan Kaynakları Sağlık Hizmetleri İnşaat Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 12.09.2018 tarihli ve 2018/UH.I-1652 sayılı karar ile “ 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı Elpa Temizlik Sosyal Hizmetler Bilgisayar İnsan Kaynakları Sağlık Hizmetleri İnşaat Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 23. İdare Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli E:2018/210, K:2018/523 sayılı kararında “…Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin 3. (a), (b), (d), 5 ve 6. kısımlarının iptaline, 1, 2, 3. (c), (e), 4,6 ve 7. kısımları yönünden davanın reddine,” karar verilmiştir.
Anılan Mahkeme kararının uygulanmasını teminen 27.12.2018 tarih ve 2018/MK-429 sayılı Kurul Kararında “1- Kamu İhale Kurulunun 12.09.2018 tarihli ve 2018/UH.I-1652 sayılı kararının 3 (a), (b), (d), 5 ve 6’ncı iddialarına ilişkin değerlendirmelerinin iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline,” karar verilmiştir.
Bu defa temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onüçüncü Dairesinin 10.01.2019 tarih ve E:2019/55, K:2019/85 sayılı kararında “..Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece dava karara bağlandıktan sonra davacı şirket yetkilisi tarafından verilen ve 20/12/2018 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği anlaşıldığından, anılan dilekçe uyarınca feragat talebi hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle;
1 ) Dosya temyiz istemi üzerine Dairemize intikal etmiş ise de feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurması nedeniyle Ankara 23. İdare Mahkemesi’nin 27/11/2018 tarih ve E:2018/210, K:2018/523 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca bozulmasına,
2 ) Feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına.” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 27.12.2018 tarih ve 2018/MK-429 sayılı kararının iptaline,
2- Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 12.09.2018 tarihli ve 2018/UH.I-1652 sayılı Kurul kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna,
Oybirliği ile karar verildi.

Aşırı Düşük Teklif
- Published in DAVADAN FERAGAT, İTİRAZEN ŞİKAYET, YÜRÜTMENİN DURDURULMASI
- 1
- 2




